+ Cevap Ver + Yeni Konu aç
1 sonuçtan 1 ile 1 arası

İslâm Devleti Sürekli Cihad Halindedir

 İslami Konular ve kaynakları Katagorisinde ve  Fıkıh Forumunda Bulunan  İslâm Devleti Sürekli Cihad Halindedir Konusunu Görüntülemektesiniz.=>İslâm Devleti Sürekli Cihad Halindedir İslâm Devleti Sürekli Cihad Halindedir İslâm Devleti sürekli cihad halindedir. İslâm ümmeti de kendisiyle diğer toplum ve ümmetler arasındaki savaşın her an ihtimal dahilinde olduğu idraki içindedir. Bundan dolayı ister sınai, ister askeri olsun, savaşla ilgili bütün tesisler, büyük devletlerin ilgili tesislerinden daha üstün bir ...

  1. #1
    Paylaşımcı Üye
    Üyelik tarihi
    Mar 2010
    Mesajlar
    732
    Tecrübe Puanı
    10

    Standart İslâm Devleti Sürekli Cihad Halindedir

    İslâm Devleti Sürekli Cihad Halindedir
    İslâm Devleti sürekli cihad halindedir. İslâm ümmeti de kendisiyle diğer toplum ve ümmetler arasındaki savaşın her an ihtimal dahilinde olduğu idraki içindedir. Bundan dolayı ister sınai, ister askeri olsun, savaşla ilgili bütün tesisler, büyük devletlerin ilgili tesislerinden daha üstün bir düzeyde olmalıdır. Bu tesisler, ortaya çıkabilecek yeni değişiklikleri her an takip edebilecek ve askeri sanayiyi geliştirebilecek nitelikte olmalıdır. Güçlü bir mali yapı ile desteklenmeli ve her zaman için savaşa hazırlıklı olmalıdır.
    İslâm Devleti, İslâm akidesi üzerinde yükselen ve İslâm hükümlerini uygulayan bir devlettir. İslâm hükümler, İslâm Devletinin asli işinin içeride İslâm’ı uyguladıktan sonra İslâm’ı, dışarıya bütün dünyaya bir mesaj olarak taşınmasını öngörmektedir. İslâm Devleti, bütün dünyadan sorumludur. Yeryüzünün en uzak noktasına kadar daveti tebliğ edip, ulaştırmak için taşımaktan sorumludur. Çünkü İslâm’ın mesajı evrenseldir. Bütün insanlığa gelmiştir. Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: "Biz, seni ancak bütün insanlar için müjdeleyici ve uyarıcı olmak üzere gönderdik." [1] "Biz seni ancak alemlere rahmet olasın diye gönderdik.” [2] "De ki; Ey insanlar, ben, Allah'ın size, hepinize gönderdiği Rasulüyüm." [3]
    Cabir b. Abdullah'dan rivayet edilen bir hadiste Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurmaktadır: "Daha önce her peygamber kendi kavmine gönderilirdi. Ben ise bütün insanlara peygamber olarak gönderildim.” [4]
    Bu nedenle İslâm Devletinin İslâm davetini taşıyarak bütün insanlara tebliğ etmesi kaçınılmazdır. İslâm; cihadı, daveti taşıyıp götürmenin yolu olarak kabul etmiş, kâfir ve müşriklerle savaşmanın sebebini de küfür olarak belirlemiştir. Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: "Kendilerine kitap verilmiş olanlardan Allah'a ve ahiret gününe iman etmeyen, Allah'ın ve Rasulünün haram kıldığını haram bilmeyen, hak dini de din olarak tutmayanlarla; kendileri küçülmüş olarak elleriyle cizyeyi verinceye kadar savaşınız." [5] "Ey Peygamber Kafir ve münafıklarla cihad et ve onlara karşı sert ol." [6] "Şeytanın dostlarıyla savaşınız." [7] "Ey iman edenler! Size (sınır itibariyle) yakın olan kâfirler ile savaşın." [8] "Müşriklerle savaşın." [9]
    Aynı zamanda İslâm, cihadı Kur'an ve hadis nasslarıyla da farz kılmıştır. Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: "Savaş üzerinize yazıldı (farz kılındı).” [10] "Ağırlıklı ve ağırlıksız olarak savaşa çıkınız; mallarınızla, canlarınızla cihad ediniz.” [11] "Ey iman edenler! Kafirlerden size (sınır itibariyle) yakın olanlarla savaşın." [12] "Eğer savaşa çıkmazsanız, oldukça acı bir azap ile sizi azaplandırır.." [13]
    Enes'den gelen bir rivayette Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurmaktadır: "Mallarınızla, canlarınızla ve dillerinizle müşriklerle karşı cihad ediniz.” [14]
    Bundan dolayı İslâm Devleti sürekli cihad içerisinde kalacaktır. Çünkü onun asli görevi yeryüzünün dört bir yanına daveti taşımaktır. Bu da, İslâm bütün yeryüzünü kuşatıncaya kadar cihad etmeyi gerektirmektedir.
    İbni Ömer'den rivayetle Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurmaktadır: "İnsanlar, Lailahe illallah Muhammedun Rasulullah deyinceye, namazı kılıp zekatlarını verinceye kadar savaşmakla emrolundum. Bunları yaptıkları vakit canlarını ve mallarını benden korumuş olurlar. İslâm'ın hakkı hariç. Artık (samimi olup olmadıklarına dair) durumları Allah'a aittir.” [15]
    Ebu Davud'un Enes b. Malik'ten yaptığı bir rivayette ise Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurmaktadır: "Cihad, Allah'ın beni göndermesinden, ümmetimden en son kişinin Deccal ile savaşmasına kadar geçerlidir. Ne adil bir (yöneticinin) adaleti ne de zalimin zulmü cihadın farziyetini iptal edemez.” [16]
    Yine yüce Allah şöyle buyurmaktadır: "Fitne kalmayıncaya ve din bütünüyle Allah'ın oluncaya kadar onlarla savaşınız.” [17] "Müşrikler nasıl sizinle topyekün savaşıyorlarsa siz de onlara karşı topyekün savaşınız." [18]
    Rasulullah (s.a.v.) Medine İslâm Devletini kurduktan sonra ömrünü cihadla geçirmiştir. Bir gün dahi cihaddan geri kalmamıştır. Hatta ölümü ile sonuçlanan hastalığında iken bile Üsame komutası altında gönderdiği birliğin gecikmemesini istemiştir. Hastalanmadan önce Bizans'a karşı savaşması için Üsame Ordusunu hazırlayıp, donatmıştı. Cihadın ve kıtalın aşağıda sıralanan uygulamalar yapıldıktan sonra yapılması gerektiğinin açıkça bilinmesi gereklidir. Bunlar şunlardır:
    1- Önce kâfirlere İslâm daveti tebliğ edilir ve İslâm dinine girmeleri istenir.
    2- Eğer bu çağrıyı kabul etmeyecek olurlarsa İslâm Devleti’ne boyun eğmeleri ve cizye vermeleri istenir.
    Eğer İslâm’a girmeyi, cizye ödemeyi reddeder ve İslâm Devleti’ne boyun eğmeyi kabul etmezlerse işte o vakit onlarla savaşılır.
    Nitekim Süleyman b. Büreyde'nin babası yoluyla rivayet edilen hadiste şöyle dediği nakledilmektedir: "Rasulullah (s.a.v.) bir orduya emir, yahut bir seriyyeye bir kumandan tayin ettiğinde; kendisi hakkında Allah'tan korkmayı ve beraberinde bulunan Müslümanlar hakkında da hayırlı davranışlarda bulunmayı tavsiye eder, sonra şöyle derdi: "Allah'ın adıyla gazaya çıkınız. Allah'ı inkar eden kâfirlerle savaşınız. Gazaya çıkınız, fakat ganimetten çalmayınız. Ahdinizi bozmayınız. Öldürdüklerinizin azalarını kesmeyiniz, küçük çocukları öldürmeyiniz. Müşriklerden düşmanlarınızla karşılaştığın takdirde onları üç hasleti veya hususu kabul etmeye davet et. Bunlardan hangisini kabul ederlerse sen de onların bu kabullerini uygun gör ve onlara ilişme. Onları İslâm’a davet et, kabul ederlerse sen de onların İslâm’a girişlerini kabul et, onlara ilişme... Eğer kabul etmeyecek olurlarsa onlardan cizye iste. Eğer cizye vermeyi kabul ederlerse sen de onların bu kabullerini kabul et ve onlara ilişme. Şayet yüz çevirecek olurlarsa onlara karşı Allah'tan yardım dile ve onlarla savaş.” [19]
    İşte bundan dolayı İslâm Devleti her zaman için sürekli cihad halinde olur. İslâm ümmeti; yüce Allah'ın kendisini, İslâm davetini bütün aleme taşımakla, küfürleri sebebiyle kafirlerle savaşmakla, lailahe illallah Muhammedun Rasulullah deyinceye yahut küçülmüşler olarak kendi elleriyle cizye ödeyinceye kadar sürekli savaş içerisinde bulunmakla mükellef tuttuğunu idrak eder. Yine İslâm ümmeti, küfrün ve kâfirlerin İslâm’ın ve İslâm ümmetinin düşmanı olduğunun farkındadır. Bunlar sürekli İslâm’a hücum ederler, İslâm ümmetine karşı aşağılık kin beslerler. Müslümanlara karşı savaşmak için sürekli olarak fırsat kollarlar. İşte bu durum, ümmetin kendisiyle diğer kâfir halk ve toplumlarla savaşın her zaman ihtimal dahilinde olduğunu idrak etmek durumunda bırakır. Çünkü daveti taşımak, kâfirlerin İslâm’a ve İslâm ümmetine olan düşmanlıkları, savaşın yapılmasını gerektirir.
    İslâm Devleti sürekli cihad halinde olacağına göre, İslâm ümmeti de kendisiyle kendisi dışında kalan halk ve ümmetlerle savaşın her zaman ihtimal dahilinde olduğunu idrak etmelidir. Bu durum aynı zamanda İslâm Devletinin ve ümmetinin sürekli olarak savaş hazırlığı içerisinde olmalarını ve savaş halini yaşamalarını gerektirmektedir. Tıpkı Allah'ın Rasulünün, ashabının ve ondan sonraki Halifelerin yaşantısı gibi.
    Buna göre; ister askeri sanayi olsun isterse diğer sanayilerden olsun ülkedeki tüm tesislerin büyük devletlerin, süper güçlerin bu türden tesislerinden daha üstün bir seviyede olmasını gerektirmektedir. Yine bu durum bilimsel eğitim veren yüksek okulların sayısının çok olmasını, binlerce mühendis, uzman, tekniker ve teknoloji üreten insanlar yetiştirecek şekilde çok kaliteli eğitimin verilmesini gerektirmektedir. Böylece İslâm Devleti, sürekli ilerleme ve tekamül halinde bulunsun ki; dehşet verici bir şekilde gücünü hazırlayabilsin. Yüce Allah'ın ayette belirttiği gibi bu güçle Allah'ın düşmanlarını ve kedisinin görünmeyen düşmanlarını korkutabilsin: "Siz de onlara karşı gücünüzün yettiği kadar kuvvet ve bağlanıp beslenen atlar hazırlayın ki, onlarla Allah'ın düşmanını ve sizin düşmanınızı ve bunlardan başka sizlerin bilmeyip de Allah'ın bildiklerini korkutasınız." [20]
    Bu da, İslâm Devletinin savaş ekonomisi içerisinde yaşamasını, gittikçe yükselen mali bir güce sahip olmasını gerektirmektedir. Çünkü tüm dünyada süper güç olmak isteyen bir devlet için sürekli olarak gelişen savaş sanayisini kurabilecek çok büyük miktarlarda parasal güce sahip olmak kaçınılmazdır.
    [1] Sebe: 28
    [2] Enbiya: 107
    [3] A’raf. 158
    [4] Buhari, 323; Abdullah b. Cabir’den rivayet etmiştir
    [5] Tevbe: 29
    [6] Tevbe: 73
    [7] Nisa: 76
    [8] Tevbe: 123
    [9] Tevbe: 36
    [10] Bakara: 216
    [11] Tevbe: 41
    [12] Tevbe: 123
    [13] Tevbe: 39
    [14] Buhari, 2143; Ahmed b. Hanbel, 11798, 13146; Daremi, 2324 Enes yoluyla rivayet etmiştir
    [15] Buhari, 24
    [16] Ebu Davud
    [17] Enfal: 39
    [18] Tevbe: 36
    [19] Müslim, 2170; Ahmed b. Hanbel, 21952
    [20] Enfal: 60


+ Cevap Ver

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
^

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349