Tüm dünyanın gözü yeni Mavi Marmara Gemisinde

Filistinli ünlü diplomat ve Başbakan İsmail Heniye’nin eski danışmanlarından Dr. Ahmet Yusuf, Arap devrimlerinden Filistin sorununa kadar birçok konuda Timeturk'ün sorularını cevapladı. 2012 yılının Filistin yılı olacağını söyleyen Dr. Yusuf, tüm dünyanın gözünün yeni Mavi Marmara'da olduğunu açıkladı.

Röportaj: Kemal ÖZER / TIMETURK

Filistin Başbakanı İsmail Heniye’nin eski siyasi danışmanlarından ve ‘Beytu’l Hikme’ isimli düşünce kuruluşunun başkanı, ünlü diplomat Dr. Ahmet Yusuf’la Arap baharından Mavi Marmara’ya, Amerika seçimlerinden Türkiye’ye önemli başlıkları konuştuk. 24’e yakın kitabı bulunan Dr. Yusuf’un Türkiye’deki İslamcı hareketler üzerine de bir kitabı bulunuyor. Osmanlı üzerine araştırmalar yaptığını belirten Dr. Ahmet Yusuf, Türkiye’deki siyasi gelişmeleri de yakında takip ediyor. Şimdi, sizi Süleymaniye'de bulunan nadide cafelerden olan Ağa Kapısı'nda İstanbul'u temaşa eylerken Dr. Ahmet Yusuf ile yaptığımız röportajla baş başa bırakıyoruz;

Ahmet bey öncelikle Türkiye’ye hoş geldiniz. Bize ayırdığınız vakitten dolayı Timeturk ailesi ve ziyaretçileri adına size teşekkür etmek istiyorum.

Müsaadenizle ilk olarak Mısır’daki gelişmelerden başlamak istiyorum. Filistin’e İsrail’den daha fazla zarar veren Mübarek rejimi yıkıldı. Fetih ve Hamas arasında uzlaşma sağlandı. Bu durumda ana engel Mübarek rejimi miydi?

Hoş bulduk. İstanbul’da olmak çok güzel. Havasıyla, deniziyle, tarihiyle ve ezanıyla İstanbul bir başka dünya. Birçok ülke gezdim ama bilinki İstanbul gibi bir güzel şehir gösterin derseniz gösteremem...

Hakikatte, Filistinli kardeşlerinize zaman ayırdığınız için biz teşekkür ederiz.

Filistin sorunun önündeki en büyük engellerden biri Mısır rejimiydi. Mübarek rejimi İslamcılar sevmeyen ve Hamas’ın başarısız olması için elinden geleni yapan bir yönetimdi. İsrail ve ABD ile derin ilişkilere sahipti. Bütün hedefi Hamas’ın başarısız olmasını sağlamaktı. Mübarek rejimi çöktükten sonra hemen gördük ki Filistinliler bir araya geldi ve anlaşma yaptı. Dediğiniz gibi Filistinlilerin bir araya gelmesini engelleyen Mübarek rejimiydi. Mübarek rejimi çöker çökmez görüşmeler yeniden başladı ve birlikte hareket etmelerinin önünde hiçbir engel olmadığı görüldü. Bu da Mübarek rejiminin taraflara yanlış bilgiler vererek uzlaşmamalarını sağladığı anlaşıldı. Eğer bu anlaşma başarılı olursa, bu Mısır’ın siyasi hayata yeniden büyük bir güçle döndüğü anlamına gelir. Bu da Mısır’ın yeniden Arap liderlerini ele geçirmesi ve Filistin davasının güç kazanması demektir. Bu durum İsrail’inde zayıflaması demektir.

Bölgedeki bütün rejimler Amerika ve İsrail’e hizmet ediyorlardı. Herkes biliyordu ki Amerika’nın Ortadoğu politikası İsrail’in politikası. Amerika’ya boyun eğen rejimler aslında İsrail’e boyun eğiyorlardı. Bu rejimlerin İslamcılara hiçbir yararı olmadığı gibi sürekli engellediler.

Arap rejimleri Amerika ve İsrail’in yanında yer alırken halkları ise tamamen Filistin’in yanındaydı. Bu devrimleri kim yaptı? Halk. Bu devrimde özellikle de Mısır’da ön planda olanlar İslamcılar. Buralarda artık halkın istediği şekilde değişimler yaşanacak. Bu da Filistin davasını çok güçlendirecek. Buralarda hakiki manada demokratik rejimler kurulursa halklar yönetimlerde etkin olacak demektir. Halkların yönetimde etkin olması demek Filistin davasının zaferi demektir.

İki hafta önce Mısır’da 1 milyon kişi Gazze’ye yürümek istedi. Mısır’daki yeni yönetim halktan yeni bir kaos olmaması için seçimlerden sonra yeni hükümet kuruluncaya kadar bu yürüyüşü ertelemesini rica etti. Gelecek yıl milyonlarca kişi Mısır başta olmak üzere çevre ülkelerden Gazze’ye yürüyecek. Göreceksiniz 2012 yılı Filistin yılı olacaktır…

ARAP REJİMLERİ FİLİSTİN’İN BİRLİĞİNİ İSTEMİYOR

Mübarek gider gitmez Mısır’daki askeri yönetim, Filistin sorunu ile ilgilenmeye başladı. Askerler, Filistinlilerin yanında olduğu şeklinde mi, halktan çekindikleri için mi yoksa sorunu kucaklarında buldukları için mi ilgileniyor bu Filistin davasıyla?

Mısır halkı, duygusal bir halk. Filistinlileri çok sever. Filistin’de bu zulüm ve katliam devam ederken, Mısır halkı bunun bu şekilde sürmesine tahammül edemezdi. Ana etken bu. Mısır veya başka bir Arap ülkesi Arapların lideri olmak istiyorsa Filistin davasına sahip çıkma zorunda. Cemal Abdünnasır döneminde olduğu gibi… Şimdi ordu da bunun farkın da.

Şunu belirtmek lazım. Arap rejimlerinde çok miktarda İsrail işbirlikçisi var. İsrail’de bu ittifakı bozmamak ve canlı tutmak için çalışıyor. Mübarek rejimi, Türkiye’nin El Fetih ve Hamas arasında arabuluculuk yapmasını sürekli engellemeye çalıştı. Filistin’de barış İsrail kadar Mübarek yönetimini ve diğer Arap rejimlerini de rahatsız ediyordu. Mısır 4 yıl boyunca bizi İsrail’le birlikte ablukaya aldı. Dışarı çıkmamızı engelledi. Türk ya da Avrupalı yetkililerle görüşmemize mani olmaya çalıştı. Çünkü biliyorlardı ki oradan dışarı çıktığımızda barış daha kolay olacaktı. Kilometrelerce uzunlukta tüneller açarak nefes almaya çalıştık. Bugün Batı Şeria’da kimin dışları çıkacağına kimin içeri gireceğine hâlâ İsrail karar verir. Bunun için İsrail’in yeniden barışı engellemek için farklı taktikler geliştireceğini düşünüyoruz.

Hamas’ın başarısının Arap toplumları için önemli bir örnek olduğundan söz ediliyor, bu görüşe katılır mısınız?

Hiç kuşku yok ki bu doğru. Hamas’ın yerel ve uluslararası başarısı Arap halklarını motive etti.

ARAP HALKLARI KORKU DUVARLARINI YIKTI

Malumunuz ‘Arap baharı’ denilen süreç Tunus’tan başladı. Oysa kimse bunu Tunus’tan beklemiyordu? Bu süreci siz nasıl değerlendiriyorsunuz?

Doğru Tunus en son beklenen yerdi. Mısır’da gizlide olsa İhvan vardı. Tunus’ta solcular daha örgütlüydü. Müslümanlar 23 yıldır yasaklı olduğu için örgütlenemiyorlardı. Fakat sayı bakımında İslamcılar daha fazlaydı. Çoğu ya hapisteydi ya da sindirilmişti. Tunus’un başarısı diğer hakları motive etti. Büyük bir ümit ortaya çıktı. Korku duvarını kıracak bir şey lazımdı. Tunus bu korku duvarını altüst etti. Diğer Arap ülkelerinde ‘En son yapacak ülke bunu başarırsa bizde başarırız’ kanaati oluştu. Zaten yıllardır bu diktatör rejimleri devirmeyi hedefleyen halklar Tunus sonrası büyük bir cesaretle sokaklara döküldü… Mısır’daki halk ayaklanması ise Arap halklarına büyük bir moral aşıladı. Bu halkları kısa bir müddet içinde zapturapt altına almak imkânsız. Çünkü halklar, ölümü göze alarak sokaklara döküldü…

Tabii İnternet’tki sosyal medya örgütlenmeyi kolaylaştırdı. Arap kamuoyunu yönlendiren El Cezire’ydi. İnternet ve El Cezire dışında bağımsız yayın mümkün değildi. Araplar diyor ki: “Bir yönetimi düşürmek istiyorsan, El Cezire’yi oraya gönder.”

İyi ama el Cezire bize de geliyor. Ne olacak şimdi?

Gülüşmeler… Bu Arap rejimleri için geçerli Türkiye bunun dışında.

Bu devrimler beklenmedik mi gelişme miydi?

Hayır, hayır. Bu beklenen bir şeydi. Sık sık isyanlar ve ayaklanmalar yaşanıyordu ama rejimler bunu kanlı bastırıyordu. Bu medyada haber bile olmuyordu. Amerikalılar 90’lardan bu yana Arap yönetimlerini ‘Halkınıza fazla baskı yapmayın. Halkınız her an patlayabilir’ diye uyarıda bulunuyordu. Arap yönetimleri ise ‘Biz gidersek İhvan ya da el Kaide gelir’ diye batıyı ikna ediyorlar ve zaman kazanıyorlardı. Aslında bu beklenen bir sonuçtu ve batı da bunu biliyordu. Tek sorun zamanını kimse kestiremiyordu. Tetikleyecek bir şey gerekiyordu. O da Tunus’ta ortaya çıktı.

Arap rejimleri ile artık olmayacağını gören batı, halkların yanında yer almaya çalışıyor. Bunu içinde hem devrimleri kirleterek halkları yanına çekmeye çalışıyor. Halk batının tüm hesaplarını bozdu. Kendi geleceğiyle ilgileniyor. Bu nedenle yönlendirmelerin hiçbir önemi yok. Konuşmaya bile değmez.

Suriye’de…

Bölgeye diktatör rejimlerin yerine demokratik rejimlerin gelmesi gerekir. Tüm bölge halkı bunu arzu ediyor. Hangi baskıcı yönetim olursa olsun er veya geç hepsi gidici. Bölgede demokratik rejimlerin olması Filistin açısından da son derece önemli. Diktatör ve baskıcı rejimlerin Filistin davasına hiçbir faydası olmadı. Bilakis hem Filistin davasına ihanet ettiler hem de Filistinlileri böldüler…

VİTTORİO ARRİGONİ’NİN ANNESİ DE GAZZE GELİYOR

İtalyan barış gönüllüsü Vittorio Arrigoni'nin öldürülmesi Gazze’de ne tür bir etki yaptı. Orada birçok gönüllü var. Bu gönüllüleri koruma konusunda neler yapıyorsunuz?

Batıdan gelen bu gönüllüleri çok seviyoruz. Gazze’de özgürlük için hareket ediyorlar ve bize çok destekleri var. Bu tür gönüllüler geldiğinde onlara hep şunu söylüyoruz. Bizden habersiz ve bağımsız hareket etmeyiniz. Çünkü Gazze’deki durumu sabote etmek isteyen bazı kimseler olabilir. Sizi yalnız gördükleri zaman öldürebilirler veya taciz edebilirler. Mutlaka bizden birini yanınıza alarak gezin. Fakat bunlar geldikten sonra Gazze’yi geziyorlar, çoğu kez Gazze sokaklarını bizden daha iyi biliyorlar. Ben bu konuda Arrigoni’yi çok kez uyardım. Fakat o Gazze’yi o kadar çok sevdi ve halkla o karda içli dışlıydı ki, bu durum onu önlem almaktan alıkoydu. Maalesef bu yüzden bu üzüncü hadise başına geldi. Fakat biz kanını yerde koymadık. Katillerin cezasını verdik. Onun için resmi bir tören düzenledik. İsmail Haniye annesini arayıp, başsağlığı diledi.

Geçenlerde Gazze’ye 80 İtalyan geldi, İsmail Haniye ile görüştüler ve ‘biz Vittorio’nun yolundayız ve size destek olmaya geldik’ dediler. Vittorio’nın annesi İtalya’da belediye başkanı ve “2. Özgürlük Filosu”na katılacağını ve o gemide olacağını açıkladı.


TEKNOKRAT HÜKÜMETİ YAKINDA İLAN EDİLECEK

Ortak Filistin hükümeti ne durumda. Ne zaman açıklanacak. Bu nasıl bir hükümet olacak?

Görüşmeler henüz devam ediyor. Bir yıl görev yapıp, Filistin’i seçimlere götürecek olan bu hükümet bir teknokrat hükümeti olacak.

Bu hükümetin başbakanı kimden olacak? Hamas mı, El Fetih mi?

Bu bir teknokrat hükümeti olacağından Başbakan iki taraftan da olmayacak. Başbakan adayı olarak, Selam Feyyad, Eski Bakan Mazin Sunugru, Filistin Bankası Yöneticisi Me’mun Ebu Şahle, Eski Bakan Ebu Naci Hudari gibi beş bağımsız kişinin adı geçiyor. Unlardan birini başkanlığında teknokratlardan oluşan bir hükümet kurulacak İnşaAllah.

ABD YAHUDİ LOBİLERİNİN AVUÇLARININ İÇİNDE

Obama önce 1967 sınırlarından söz etti. Ardından AIPAC’da bu sözlerinden geri döndü. Ne yapmaya çalışıyor sizce, Obama?

Amerika’nın Ortadoğu siyaseti İsrail’e endeksli olduğu için AIPAC’ta yapılan konuşmada bu eksendeydi. AIPAC bir Yahudi duruluşu ve Obama’nın derdi de Yahudileri ikna etmeye çalışmaktı. Burada yaptığı konuşmada iki hedef vardı. Yaklaşan başkanlık seçimlerinde yeniden aday olmayı güvenceye almak ikincisi ise bu seçimler için mali destek sağlamak. Obama yeniden seçilmek için Yahudilerin desteğine ihtiyacı var. Doğal olarak onlara boyun eğmek zorunda. Şu an Amerika Siyonistlerin avuçlarının içinde. Amerika’yı İsrail’in elinden kurtarmanın yolu Arap ülkelerinin de güçlü olması ve ABD’de güçlü lobilere sahip olmasıyla olur. Böylece hem ABD’yi hem de dünyayı yeni sonu belli olmayan savaşlardan kurtarabiliriz. Bunun için biz Amerika’dan bir şey beklemiyoruz. Kendi sorunumuzu kendimiz çözeceğiz. Bunun başka yolu yok. Kesinlikle başka yolu yok...

Yani Amerika Siyonistlere mahkûm mu?

Amerika artık 60-70’lerin Amerika’sı değil. Gayri çok zayıf… Gücünden çok şey kaybetti. Büyük bir ekonomik krizin eşiğinde. SSCB gibi çökeceği kesin artık bunu herkes biliyor. Batı medyasında bu sık sık dile getiriliyor. Eskiden ABD kendi işini kendi çözerdi. Şimdi bir başka ülkenin yardımı olmadan çözemiyor. Gücü yetmediği için başka ülkelerden hep yardım istiyor. Artık dünya eski dünya değil ve hiçbir şey eskisi gibi olmayacak…

BATIYI FİLİSTİN DEVLETİNİ KABÜLE ZORLAMALIYIZ

Son günlerde bağımsız Filistin Devleti’nin Eylül’de ilan edileceği konuşuyor. Sanki sona gelindi gibi… Filistin Devleti ilan edilecek mi?

Sınırları belli olmayan bir devlet belki ilan edilecek. Ama bu Filistin topraklarının mevcut haliyle kalacağı anlamına gelmez. Burada önemli olan Filistin’e destek verenlerin yani Türkiye, Mısır ve İran’ın güçlü olmasıdır. Çünkü tarafları yapılacak anlaşmalara uymayı ancak bu üç devlet sağlayabilir. Bu üç devlet güçlü olmadan Filistinlilerin topraklarına ve haklarına kavuşması zor. Güçlü Türkiye, Mısır ve İran, batıyı zorlayabilir.

Batıdan bir Filistin devleti oluşturmasını asla beklememeliyiz. Bunu kendimiz başarmalıyız. Tıpkı İsrail’in batıyı zorladığı gibi bizde bunu batıya bunu zorlamalıyız. Başka yolu yok.

BÜTÜN DÜNYA YENİ MAVİ MARMARA’NIN YOLUNU GÖZLÜYOR

Yeni özgürlük filosu gelsin mi gelmesin mi? Bazıları gelsin bazıları gelmesin diyor. Siz ne düşünüyorsunuz?

Özgürlük filosu ilk yola çıkıp, vahşi ve barbar saldırı gerçekleştiğinde bütün dünya buna tepki gösterdi. Gazze’ye uygulan ambargoyu dünyanın gözleri önüne serdi. Sadece Müslüman ülkeler değil bütün ülkeler ayaklandı. İsrail’in barbar ve vahşi ambargosunun kalması için baskı uyguladı. Bu gemi başta Filistinliler olmak üzere ümmetin ruhunu ve maneviyatını yükseltti.

Mavi Marmara’nın yeniden çıkması çok önemli. Bütün İslam dünyası gözü Türkiye’de. Mısır’dan, Endonezya’dan Kuveyt’ten, Malezya’dan, Fas’tan, Cezayir’den hatta birçok Avrupa ülkesinden çıkacak gemiler de 2. Mavi marmara seferini bekliyor. Yüzlerce gemi aynı anda yola çıkacak. Herkes Mavi Marmara’nın tarihi rolü yeniden oynamasını ve kendilerine öncülük etmesini bekliyor.

İsrail’in bu kez bu gemileri durduracağını sanmıyorum. İlkinde büyük bir acziyet yaşadı ve uluslararası ilişkilerde ciddi sorunlarla karşı karşıya kaldı. İsrail bu kez iki şey yapabilir. Ya gemiler çıkmanda ambargoyu kaldıracak ya da gemilerin girmesine itiraz etmeyecek. İsrail’in önünde artık üçüncü bir seçenek yok…

Siyonistler korkak ve deli… Yeniden ateş açamaz mı?

İlkince hem İslam dünyasını hem de Türkiye’yi kaybettiler. Dünya kamuoyundan büyük tepki gördüler. Türkiye’nin bundan sonra yanlarında olması için çaba sarf edeceklerdir. Burada sorun İsrail’den kaynaklanmıyor. Bizim zaafımızdan yani Müslümanların güçsüzlüğünden kaynaklanıyor. Biz güçlü olursak bunu yapamazlar. Özellikle Türkiye’ye bir daha kaybetmek istemeyeceklerdir.

Seçimlere dönersek. Bir yıl sonra yapılacak seçimlerde sadece meclis seçimleri mi yoksa cumhurbaşkanlığı seçimleri de yapılacak mı?

Evet, her ikisi birden yapılacak. Yani hem belediye başkanları, hem parlamento belirlenecek, hem de cumhurbaşkanı seçilecek.

FKÖ’nün genel kurulu yeniden yapılacağı söyleniyor. Doğru mu?

Evet doğru. FKÖ’nün büyük genel kurulu yapılacak ve tüm organları yenilenecek.

FİLİSTİNLİLER TÜRKİYE’Yİ ÇOK SEVİYOR

Yardım kuruluşlarının Filistin’i desteklediğini biliyoruz. Peki, Türkiye’nin orada bir çalışması var mı? Durum nedir?

Türkiye’nin Filistin’de rolü çok büyük. Türkiye’de İslamcısı, laiği, solcusu, liberali kısacası herkes Filistin davasını destekliyor. Türkiye bizim yollarımızı yapıyor. İçme suyumuza katkı sağlıyor. TİKA, İHH ve Kızılay başta olmak üzere yardım kuruluşlarının hepsinin destek ve yardımları var. TİKA şu an bir üniversite hastanesi kuruyor. Su kanallarının tümü Türkiye tarafından onarıldı ve yapıldı. Bunların yanı sıra Türkiye orada bir şehir inşa ediyor.

Ayrıca, Türkiye’den İstanbul ile Gazze arasında bir hava koridorunun oluşturulmasını talep ediyoruz. Zaten bir hava limanımız vardı. Ancak imha edildiği için kullanılmıyor. Türkiye’nin bunu yeniden kurması ve seferleri düzenlemesini bekliyoruz. Havaalanı güvenliğinin de Türkiye tarafından sağlanmasını istiyoruz. Bu Filistinliler açısından önemli olduğu kadar Türkiye açısından da stratejik bir öneme sahip.

Filistinliler Türkiye’yi ve Türkleri öylesine seviyor ki; Gazze’de işyerlerinin ve çocuklarına Erdoğan, İstanbul ve Türkiye isimleri veriliyor. Hem de çok sayıda.

Çok çok teşekkürler?

Biz teşekkür ederiz. Tüm kardeşlerimize selamlar.