Suriye'de gergin bekleyiş
31 Mayıs 2011 / 15:15
Suriye'de 15 Mart'ta başlayan ve genellikle cuma günleri yoğunlaşan olaylar günlük hayatı çok fazla etkilememekle beraber, çarşı-pazarda sükunet ve gergin hava kendini hissettiriyor.


Gelişmelerden tedirgin olan halkın tedbir amaçlı olarak para harcamak istememesi nedeniyle piyasada durgunluk göze çarpıyor. Başkent Şam'ın sokaklarında da gergin bir bekleyiş hakim. Vatandaşlar, Libya'daki olduğu gibi bir kaosun yaşanmasından endişe ediyor.
Sıradan vatandaş, ekonomik konular kadar ülkede yaşananlarla ilgili görüşünü genellikle temkinli ifadelerle dile getiriyor, göstericilerin söylemlerine olduğu gibi, resmi söylemler ve açıklamalara mesafeli duruyor.
Bu nedenle her cuma günü çeşitli kanallar üzerinden yapılan protesto çağrıları halk içinde tam karşılık bulmuyor ve olaylar kitlesel harekete dönüşmeden küçük çaplı gösteriler boyutunda kalıyor.
Mezhepsel çatışmanın hedeflendiği, bazılarının emirlik ilan etmeye hazırlandığı ve muhalefet adına ön plana çıkan bazı kişilerin İsrail ile ilişkilerinin olduğu yönündeki iddiaların halkı sokağa inmekten vazgeçirdiği yönünde yorumlar yapılıyor.
Sessiz çoğunluğun gösterilere öncülük edenlerin ideoloji ve görüşlerini paylaşmadığı, bazılarının ülke içinde organize silahlı gruplar olduğuna inandığı ve demokrasi söylemlerini samimiyetsiz bulduğu, bazılarının da yönetimin reform vaadine zaman tanımak istediği ifade ediliyor.
Bununla birlikte yönetimin reform söylemlerinin zaman kazanma çabası olduğunu düşünenler de bulunuyor. Irak işgalinin ardından bölgede yaşananlardan ve Libya'da yaşanan kaosun Suriye'de de tekrarlanmasından büyük endişe duyuluyor.
Dera ve Humus başta olmak üzere bazı kentlerde yoğunlaşan olaylara ilişkin ulusal medya organlarından sağlıklı ve hızlı bilgi edinilemiyor. Medyanın haberlerinde, ölenlerin sayısı gibi "karşı tarafa ilişkin ayrıntılara" yer verilmiyor.
-"BİZ LİBYA'DA NELER OLDUĞUNU GÖRDÜK"-
Suriye vatandaşlardan Lina Onbaşı, ülkesinin yaşam şartları açısından birçok Arap ülkesinden daha iyi olduğunu belirterek, "Biz Libya'da, Irak'ta neler olduğunu gördük. Birileri Suriye'de rejimin çökmesini istiyor, ama rejim çökerse çok kan akar, savaş çıkar" diye konuştu.
Bu vatandaşa göre biraz daha radikal olan Hiba Onbaşı, "Hürriyet diye bağıranların hürriyetin anlamını tam olarak bildiklerini zannetmiyorum. Sistem çöksün diye bağırıyorlar, ama sistem çökeceğine onlar ölsün daha iyi bence" dedi.
Buseyna Nunu, "Bazıları kaos yaratmaya çalışıyor" derken, Kamışlı'dan olduğunu belirten ve Türk dizilerinden öğrendiği Türkçeyle konuşan Nurşig Bedrus, "Suriye'de hiçbir şey yok. El Cezire ve El Arabiye gibi medya organları olanları abartıyor. Biz (Devlet Başkanı Beşşar) Esad'ı seviyoruz. Bizi rahat bıraksınlar. Biz burada çok mutluyuz" şeklinde ifade ediyor görüşlerini.
Emeviye Camisi etrafındaki nargile kahvelerinin müdavimlerinden mühendis Muhammed Rivayli, "Suriye'de halkın reform talepleri olduğunu, ancak bu taleplerin yönetim tarafından da bilindiğini" belirterek, "Suriye bir komployla karşı karşıya. El Cezire, El Arabiye ve BBC gibi medya organları fabrikasyon haberlerle olayları sunuyor. Ürdün'den canlı yayına bağlanan görgü tanıklarının Suriye'deki olayları görmüş gibi anlatmasını inandırıcı bulmuyorum" diye konuştu.
Rivayli'ye göre, "Suriye'de bozgunculuk yapanlar, halkı birbirine düşürmeye, dinsel ve mezhepsel temelli bir ayrılık yaratmaya çalışıyor."
-"REFORM GECEDEN SABAHA OLMAZ"-
Ülkedeki olaylarla birlikte bazı ülkelerin Şam büyükelçilikleri ve yabancı medya organlarının Suriye'deki büroları önünde zaman zaman protesto gösterileri yapılıyor.
Bazı ülkelerin Suriye'ye yönelik tavrının protesto edildiği gösterilerden birine katılan Şam Üniversitesi öğrencisi Hena Zağur, "Ülkede reform çalışmalarının başladığını, ancak buna rağmen devam eden protestoların Suriye'ye yönelik komplonun parçası olduğunu" savundu.
Zağur, "Reformlar geceden sabaha olmaz" derken, Nadin Şeneyker, "Suriye halkı sadece gösteri yapanlar değil, biziz de. Onların olduğu gibi bizim de taleplerimiz var. Talebimiz güven ve istikrarın Suriye'ye geri dönmesi" diye konuştu.
Nidal Abdullah, "Hürriyet talep edenler ABD, Fransa ve Suriye'ye komplo kuran diğer ülkelere gitsin. Hürriyeti onlar versin. Suriye sömürüye ve İsrail'e karşı bir ülkedir. Dış güçler kendi istediklerini Suriye'de ve bölgede hayata geçirmek istiyor. Suriye'ye ve Esad'a karşı bu yüzden savaş açtılar. Esad bizim başımızı dik tutuyor ve o bizim başkanımız" ifadeleriyle görüşünü dile getirdi.
Abir İsa ise Türkiye'nin Suriye'deki olaylara ilişkin tavrını eleştirerek, "Biz Türkiye'nin tutumuna çok şaşırıyoruz. Biz Suriye'nin yanında duracak tek ülkenin Türkiye olduğunu düşünüyorduk. Türkiye dosttur, Türkiye kültür değişimidir, biz kuzey sınırımızdan emindik. Türk gençleri yalancı basını takip etmesin" diye konuştu.
-"BARIŞÇIL GÖSTERİ YAPANLARIN YANINDAYIZ"-
Suriye dizilerinin bilinen yüzlerinden oyuncu Mustafa El Gani, "barışçıl gösteri yaparak hürriyet talep edenlerin yanında olduğunu, ancak silah taşıyan, halkı ve güvenlik güçlerini hedef alanları kınadığını" söyledi.
"Suriye halkının mezhepsel bölünme dahil bölünmenin hiçbir şekline izin vermeyeceğini" belirten El Gani, "Barışçıl gösteri yapanlar ile silah taşıyanlar arasında farkı görmemiz lazım. Muhalifleri binler şeklinde ifade ediyorlar, on binlerce olsunlar, Suriye'de 23 milyon insan yaşıyor ve demokrasi de çoğunluğun sesine kulak verin diyor" diye konuştu.
Suriye'ye yönelik "bir medya savaşının" yürütüldüğünü savunan El Gani, "Dışarıdan konuşanlar Suriye'dekilerden daha fazla koruyucu olamazlar. Onlardan bizi korumalarını kim istedi? Ben bir Suriye vatandaşı ve sanatçısı olarak Fransa'nın ve diğerlerinin tutumunu kınıyorum. Suriyeliler için yaptıklarını söylüyorlar, ancak yaptırımlar ilk başta Suriye vatandaşını etkileyecek" dedi.
-"İLK YÜRÜYENLERDEN BİRİYİM"-
Suriye devlet televizyonunda yönetmen olan Ali Şahin ise ülkedeki herkes gibi kendisinin de yolsuzluğa karşı olduğunu ve reform talebiyle yapılan barışçıl gösterileri desteklediğini söyledi.
Halkın talepleri olduğuna işaret eden Şahin, bu taleplerin dile getirildiği gösterilerde "ilk yürüyenlerden biri" olduğunu ifade ederek, sözlerine şöyle devam etti:
"Reform isteyenler bir kuruma gidip o kurumu ateşe vermez. Reform isteyen asker öldürmez, askeri birliklere saldırmaz. Ben BBC Arapça, El Arabiye, El Cezire, France 24 gibi kanalların hepsini takip ediyorum. Bu mesleğin ilkeleri nerede? Evet orada gösteriler var. Ama ben bu yıkıcı kitlenin arasında değilim. Ben camilerdeki mikrofonu eline alıp cihat çağrısı yapan bir din adamına nasıl güvenebilirim ki? İmam 'Bu orduyu katledin' diye fetva veriyor. Bu hangi mantığa sığıyor? Bu şeyhin oğlu birilerini katlediyor. Banyas'ta öldürdükleri insanların cesetlerine neler yaptıklarını gördük, hayvanlar yapmaz. Biz bazı Suudilerin bu komplonun yanında yer aldığını, bazı Arap ülkelerinin temsilcilerini ve ABD'nin tavrını gördük, ABD'nin demokrasi anlayışını da çok iyi biliyoruz."
Haber7