Buyurdular ki.…
İki kötü huy vardır efendim, iki kötü huy. Nedir onlar? Kibir ve inat. Kibir ve inat, müslimân olmaya mânidir. Bu din, bu iki şeyi yıkmak için gelmişdir. Kim, kendinde zerre kadar bir varlık, bir üstünlük görürse, yanar kardeşim. Cenâb-ı Hak, her günâhı affeder, ama kibri affetmez.
İblîs’in, şeytan olmasının, yâni kovulmasının sebebi, Âdem aleyhisselâma karşı secde etmediğinden değildi.
Neydi ya? Kibirlendi, büyüklendi, “Bu emir yanlış” dedi. Emri beğenmedi, Cenâb-ı Hakka karşı geldi. Onun için tard edildi. Yoksa secde etmediği için değil.

Peygamber aleyhisselâmın aslî vazîfesi, islâmiyyeti yaymakdır. Yâni onun için gelmişdir. Onun dînine hizmet etmek, getirdiği dîni yaymak için uğraşmak da peygamberlik vazîfesine ortak olmakdır. Peygamberlik vazîfesine ortak olan da azîz olur kardeşim.
Böyle bir mücâhit yola çıkdığı zaman, melekler gelir, o mücâhidin ayaklarının altına kanatlarını döşerler. İslâma hizmet, böyle çok kıymetlidir. Allahü teâlânın dînini yayan, bu aşkla kalbi yanan bir mücâhit, yatağında ölse bile şehîd olur kardeşim.

“Şeref-ül mekân bil mekîn”. Bir yerin şerefi, içinde oturanlarla ölçülür. Ama üç şey müstesnâ. O üç yer, içindeki insanlara şeref verirler. Çünki Allahü teâlâ onları zâten şerefli yaratmışdır. Birisi câmiler. İkincisi, Kâbe-i şerîf. Bir de Medîne-i Münevverede, kabr-i seâdet.
Allahü teâlânın dînini yayan mücâhitler ve onların yapdığı bu hizmetler de çok şereflidir kardeşim. Allah’ın dînine hizmet edenler de çok kıymetlidir. Sizler de çok kıymetlisiniz. Neden? Çünki kıymetli işle uğraşanlar da kıymetli olurlar.

Bu dünyâda, iki şeye akıl erdiremedim.
Birincisi, Mehmed Dârende’nin din gayreti, kitâblarımızın dağıtılmasında gösterdiği fedâkârlık, akıl alacak gibi değil. Onun bu gayretine, bu fedâkârlığına akıl erdiremedim, anlıyamadım, olmaz böyle şey.

İkincisi de Enver’in merhameti. Bunu da anlıyamdım. Bu nasıl bir merhamettir efendim, aklım ermiyor onun merhametine. Ben öyle yapamam. Bu, yaratılıştan gelen bir şey. Velhâsıl şu dünyâda bu iki şeye akıl erdiremedim.
HÜSEYİN HİLMİ IŞIK "kuddise sirruh"