Adam evden çıkarken şemsiyesine davrandı. Baktı; birkaç kirişi kırılmış. Hanımınınkine baktı onun ki de birkaç yerinden sökülmüş. Çocuklarınki zaten ikisinden beter. 'Keratalar' diye söylendi, 'kendilerininkini bozdukları yetmiyormuş gibi annelerininkiyle benimkini de halletmişler.' Herkese yeni şemsiye almaktansa hepsini topladı ve tamirciye götürdü, sonra otobüse atlayıp işine yollandı.

İneceği durağa gelince alışkanlıkla yanında oturan hanımın şemsiyesini alıp kapıya davranmıştı ki kadın bağırdı:

'beyefendi, beyefendi, benim şemsiyemi aldınız.'

Utançtan kıpkırmızı, binbir özür dileyerek şemsiyeyi hanıma iade etti ve otobüsten indi. Akşam iş dönüşü şemsiyeciye uğradı. Çok güzel! Hepsi yeni gibi, sapasağlam olmuştu. Hepsini koluna takıp neşeyle evine yürürken karşıdan gelen hanımı gözü bir yerden ısırır gibi oldu. Evet! Bu, otobüsteki hanımdı. Kadın gülümseyerek kolundaki şemsiyelere bakıyordu:

'MaşAllah! Bu gün baya iyi iş çıkarmışsınız.'