+ Cevap Ver
6 sonuçtan 1 ile 6 arası
Like Tree5Beğeniler
  • 2 Post By BeRkCaN
  • 2 Post By BeRkCaN
  • 1 Post By Karani

Ruhlar yardım eder mi

 İslami Konular ve kaynakları Katagorisinde ve  İlmihal Bilgileri Forumunda Bulunan  Ruhlar yardım eder mi Konusunu Görüntülemektesiniz.=>Rûhlar yardım eder mi? Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyuruluyor ki: (Allah yolunda öldürülenleri ölü sanmayın, onlar, Rableri indinde diridir ve rızıklandırılmaktadır.) [Âl-i İmrân 169] (Allah yolunda öldürülenlere ölü demeyin! Onlar diridir; fakat siz bunu anlayamazsınız.) [Bekara 154] Şehîdler diri olduğu gibi, şehîdlerden üstün olan ve Allah yolunda ölen peygamberler, elbette diridir. ...

  1. #1
    Gönüllü Paylaşımcı
    Üyelik tarihi
    Dec 2009
    Mesajlar
    1.575
    Tecrübe Puanı
    11

    Standart Ruhlar yardım eder mi

    Rûhlar yardım eder mi?
    Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyuruluyor ki: (Allah yolunda öldürülenleri ölü sanmayın, onlar, Rableri indinde diridir ve rızıklandırılmaktadır.) [Âl-i İmrân 169]
    (Allah yolunda öldürülenlere ölü demeyin! Onlar diridir; fakat siz bunu anlayamazsınız.) [Bekara 154]
    Şehîdler diri olduğu gibi, şehîdlerden üstün olan ve Allah yolunda ölen peygamberler, elbette diridir. Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki:
    (Peygamberlerin vücûdunu toprak çürütmez.) [Ebû Dâvüd]
    (Her peygamber, kabrinde diri olup namaz kılar.) [Beyhekî, Ebû Ya'lâ]
    (Kim, bir tanıdığının kabrine uğrayıp selâm verse, ölü onu tanıyıp cevap verir. Tanımadığı ölüye selâm verirse, o da sevinir, cevap verir.) [İbni Ebiddünya]
    (Ölü kabre konurken, oradan dağılırken, onların ayak seslerini işitir.) [Buhârî]
    (Ölüler yaptığınız iyi işlerinizi görünce sevinir, kötü işlerinize üzülürler.) [İ.Ebiddünyâ]
    Peygamber, şehîd ve müslüman her ölü işittiği gibi, kâfir olan her ölü de işitir. Çünkü rûh ölmez. Peygamber efendimiz, Bedir'de bir çukura gömülü olan müşriklerin yanına varıp (Rabbinizin size va'dettiğine kavuştunuz mu?) buyurunca, Hz. Ömer, (Yâ Resûlallah leşlere mi söylüyorsun?) dedi. Cevaben buyurdu ki: (Siz beni onlardan daha iyi işitmezsiniz.) [Buhârî]
    Her Ölü İşitir
    (Sen ölüye işittiremezsin) âyetinde, diri olup, gözü kulağı ve beyni olan kâfirler ölüye benzetiliyor, (Ölü kalblileri [kâfirleri] îmâna kavuşturamazsın) deniyor. (Ölülere, sağırlara işittiremezsin) buyurulduktan sonra, ancak îmân edenlere işittirebileceği bildiriliyor. (Rum 52, 53)
    Fâtır sûresinin (Diri ile ölü [mü'min ile kâfir] bir olmaz. Allah dilediğine işittirir. Sen kabirdekilere [İnatçı kâfirlere] işittiremezsin [îmâna kavuşturamazsın) meâlindeki 22. Âyet-i kerîmesinde de, kâfirler, ölülere benzetilmiştir. (Beydâvî)
    (Sen ölülere işittiremezsin, ancak âyetlerimize îmân edeceklere işittirebilirsin) buyurulup, kâfirlerin işitmeyeceği, ya'ni hakkı kabûl etmeyeceği, ancak mü'minlerin işitecekleri bildirildi. (Neml 80, 81)
    (Kâfirlerin gözleri değil, göğüslerindeki kalbleri kördür) buyurulup, hakkı görmedikleri için kâfirlere kör denildiği bildiriliyor. (Hac 46)
    Ayrıca 2/18, 5/ 71, 6/ 50, 7/ 64, 10/ 42, 11/24, 13/16, 17/72, 27/ 66, 41/ 17, 43/40 ve daha başka âyet-i kerîmelerde, kâfirler ölüye benzetilmiş, onların kör, sağır ve dilsiz oldukları ya'ni hakkı görmedikleri, işitmedikleri, söylemedikleri, ya'ni hidâyete kavuşmadıkları bildirilmektedir. Buradaki işitmek, kabûl etmek demektir. (Beydâvî)
    Rûhların Kerâmetleri
    Hz. Abdülhâk-ı Dehlevî buyuruyor ki:
    (İnsan ölürken rûhunun ölmediğini, şuûr sâhibi olduğunu, ziyâret edenleri ve onların yaptıklarını anladıklarını âyet-i kerîmeler ve hadîs-i şerîfler açıkça bildiriyor. Evliyânın rûhları, diri iken olduğu gibi, öldükten sonra da, yüksek mertebededir. Evliyâda, dünyada da, öldükten sonra da kerâmet vardır. Kerâmet sâhibi olan, rûhlardır. Rûh ise, insanın ölmesi ile ölmez. Kerâmeti yaratan, yalnız Allahü teâlâdır. Her insan, Allahü teâlânın kudreti karşısında, diri iken de, ölü iken de hiçtir. Bunun için, Allahü teâlâ, diriler vâsıtası ile çok şey yaratıp verdiğini, herkes, her zaman görmektedir. İnsan diri iken de, ölü iken de birşey yaratamaz. Ancak O'nun yaratmasına vâsıta olmaktadır.) [Mişkât]
    Resûlullahı ve evliyâyı vesîle ederek duâ etmek câizdir. (Hülâsat-ül-kelâm)
    Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki:
    (Yâ Rabbî, senden isteyip de, verdiğin zâtların hâtırı için, istiyorum.) [İ.Mâce]
    Ben ölünce, beni düşünün, imdâdınıza yetişirim. (Mevlânâ C. Rûmî)
    Rûhaniyetime teveccüh edin veyâ Mazhar-ı Cânânın kabrine gidin! Ondan hâsıl olan fâide, bin dirinin fâidesinden daha çoktur. (Mektûbât-ı Dehlevî)
    Evliyâ, peygamberler yaratıcı değildir. Allahü teâlâ istenilen şeyi onların hürmetine yaratır. Ya'nî onlar vesîledir, sebeptir. Cenâb-ı Hak, her şeyi yoktan yarattığı hâlde, yaratmasına ba'zı şeyleri sebep kılmıştır. Meselâ Hz. Âdem'i ana-babasız yaratmış, fakat çamuru vesile kılmıştır. Bütün çocukları yaratan da Allahü teâlâdır. Fakat çocukların yaratılması için, ana-babayı vesîle, vâsıta kılmıştır. Hz. Âdem'i yarattığı gibi, bütün insanları da ana-babasız yaratabilirdi. Fakat ana-babayı sebep vasıta kılmıştır. O'nun âdeti böyledir. Onun için Kur'ân-ı kerîmde (Allaha yaklaşmak için vesîle arayın) buyuruldu (Mâide 35)
    Her şeyi yaratan Allahtır. "Sebeplere yapışın" buyurduğu için bir sebebe yapışılır. Hz. İbni Kemâlpaşazâde'nin Hadîs-i erba'in'deki (Bir işinizde, sıkışıp bunalınca, kabirdekilerden yardım isteyin) ve Deylemî'nin bildirdiği (Kabirdekiler olmasa, yeryüzündekiler yanardı) hadîs-i şerîfleri de, Allahü teâlânın izni ile, ölülerin dirilere yardım ettiğini göstermektedir. (M.Nasîhat)


    Karani ve £laf Bunu Beğendiniz.

  2. #2
    Gönüllü Paylaşımcı
    Üyelik tarihi
    Dec 2009
    Mesajlar
    1.575
    Tecrübe Puanı
    11

    Standart Ruhlar yardım eder mi

    Ruhun mahiyeti ve ruh çağırmak

    Sual: Ruhun mahiyeti nedir? Ruh uykuda, ölünce olduğu gibi bedenden ayrılır mı?
    CEVAP
    Ruhun mahiyetini bilmek imkânsızdır. Bir âyet-i kerime meali şöyledir:
    (Ruh hakkında soranlara de ki: Ruh Rabbimin işlerindendir, size az bilgi verildi.) [İsra 85]

    Aklın erdiği bilgileri anlayan, his organlarından beyne gelen duyguları alan, bedendeki bütün kuvvetleri, hareketleri idare eden, kullanan ruhtur. Ruh, göz vasıtasıyla renkleri, kulakla sesleri kavrar, sinirleri çalıştırır. Adaleleri hareket ettirir, böylece bedene iş yaptırır. Böyle işlere ihtiyarî yani istekli işler denir. Aklı kullanmak, düşünmek ve gülmek gibi şeyleri yapan ruhtur. Ruh, parçalanmadığı ve parçalardan meydana gelmediği için, hiç değişmez, bozulmaz, yok olmaz. Ruh, bir sanatkâra benzer. Beden, sanatkârın elindeki sanat aletleri gibidir. İnsanın ölmesi, ruhun bedenden ayrılmasıdır. Bu da, sanatkârın sanat aletlerinin yok olmasına benzer. (Ahlak-ı alai)

    İmam-ı Gazali hazretleri buyurdu ki: Cesetten ayrılan ruh, ya azaba, ya nimete kavuşur. İyilerinki yükselir, kötülerinki yedi kat yerin dibine iner. Bedenden ayrılan ruh, aletsiz, vasıtasız olarak her şeyi bilir. Bunun için, çeşitli nimet veya azapla karşılaşır. Ruh bedendeyken, bir uzuv, mesela insanın bir ayağı felç olsa, ruh bu ayağa tesir edemez. Ölüm ise, bütün uzuvların felç olmasına benzer; ancak ruh, bedenden ayrılınca, yine bilir, görür, anlar, sevinir, üzülür, bu halleri yok olmaz.

    Uykuda da, ölünce olduğu gibi, ruh bedenden ayrılır; fakat rüyada ayrılmasıyla ölüm esnasında ayrılması arasında, çok fark vardır. Bir âyet-i kerime meali:
    (Allah, öleceklerin ölümleri anında, ölmeyeceklerin de, uykuları esnasında ruhlarını alır. Ölmelerine hükmettiği kimselerinkini tutar, diğerlerini bir süreye kadar salıverir. Elbette, düşünenler için, bunda, alınacak ibretler vardır) [Zümer 42]

    İmam-ı Rabbani hazretleri buyurdu ki:
    Uykuda, ruhun bedenden ayrılması, bir kimsenin, geziye, kendi vatanından, sevinerek ayrılmasına benzer ki, gezdikten sonra, sevinç içinde yine vatanına döner. Ölürken ruhun ayrılması, böyle değildir. Bu ayrılık, vatanı yıkılan, evleri, binaları yok olan kimsenin, vatanından ayrılması gibidir. Bunun içindir ki, uykudaki ayrılmasında, sıkıntı ve acı yoktur. Tersine, sevinç ve rahatlık vardır. Ölürken ayrılmasında ise, çok acılar ve güçlükler hâsıl olur. Uyuyanın vatanı dünyadır. Ona, dünyadaki gibi davranırlar. Ölenin ise, vatanı yıkılır. Ahirete göç eder. Ona ahiret muamelesi yaparlar. (3/31)

    Allahü teâlâ, insanın ruhunu bilinemez şekilde yarattı. Ruh, madde, cisim değildir, belli bir yeri yoktur. Ruh, bedenin ne içinde, ne dışındadır, ne bitişik, ne ayrıdır. Yalnız onu varlıkta durdurmaktadır. Bedenin her zerresini diri tutan ruhtur. Âlemi varlıkta durduran Allahü teâlâ, bedeni de ruh vasıtasıyla diri tutmaktadır. (1/287)

    Ruh çağırmak
    Sual: Bazı medyumlar, Kaybolan şeyleri ve başınıza gelecekleri de biliyoruz diyorlar. Medyum, fincanla ruh çağırırken Falancanın ruhu gel diyor. Şu, şöyle mi? gibi bir soru sorunca, fincan, evet veya hayır yazılı tarafa yahut harfler üzerinde dolaşarak hareket ediyor. Böylece sorulan şeye cevap verilmiş oluyor. Bazen isabet ettiği de görülüyor. Bunun sebebi nedir?
    CEVAP
    Kur'an-ı kerimde, gaybı Allah’tan başkasının bilemeyeceği bildiriliyor. (Cin 26)

    Gayb, duyu organları ile veya hesap ile, tecrübe ile anlaşılmayan şey demektir. Birisinin altınları çalınır. Medyuma, ruhçuya veya cinci denilen kimselere gidilir. Bunlar, çalanı tarif eder. Bazen isabet ettiği de olur. Çalınan şey, bize göre gayb ise de, çalana ve onu gören başkalarına göre gayb değildir. Onu çalanı bir cin görmüşse, cin çalanı tarif eder ve bulunur. Cin gaybı bilmiş olmaz. Ruh çağırıyoruz denildiğinde de gelen cindir. Cin de geleceği, gaybı bilmez. Bilmediği Kur'an-ı kerimde yazılıdır. (Sebe 14)

    Cin, gaybı bilmediği gibi, melek, hatta Peygamber de bilmez. Ancak Allahü teâlâ bildirirse, elbette onlar da bilir. (Cin 27)

    Peygamber efendimizin devesi kaybolunca, münafıkın biri (Cennetten, Cehennemden bahsediyor. Halbuki kaybolan devesinin yerini bile bilmiyor) dedi. O anda Allahü teâlâ, devenin nerede olduğunu Resulüne bildirdi. Peygamber efendimiz, yuları bir ağaca takılmış olduğu halde deveyi görüp tarif etti. Gittiler, tarif edilen yerde buldular. (M. Kâinat)

    Birgivi Vasiyetnamesi’ndeki (Bir kimse, ben çalınanları, kaybolanları ve bunların yerlerini bilirim dese, diyen de, buna inanan da kâfir olur. "Bana cin haber veriyor, onun için biliyorum" derse yine kâfir olur. Çünkü cin de gaybı bilmez. Gaibi yalnız Allah bilir) yazısını Kadızade şöyle açıklıyor:
    (Gaybı, Allahü teâlânın vahy ve ilham ettikleri de bilir. Cin gaybı bilmez. Fakat cin, ben evliyadan duydum ki şöyle imiş derse, küfür olmaz. Ancak cinler yalan söyledikleri için onlar biz duyduk deseler de inanmamalıdır. Allahü teâlâ vahy yolu ile Peygamberlere gaybı bildirdiği gibi, ilham yolu ile de evliyaya ve müminlere de bildirir.)

    Allahü teâlâ gaybı Peygamberine, evliyasına ve dilediğine bildirir. Evliyanın kerametleri çok görülmüştür. Mesela Hazret-i Ömer’in, Medine’den İran’daki ordusunu görüp, kumandanına (Dağa çekil dağa) dediği meşhurdur. Evliyanın ruhları da yardım eder. (Şevahid-ün-nübüvve)

    Ruh çağıranlar, ölenin ruhu geliyor diye milleti kandırıyorlar. Kâfirlerin ruhları hapsedilmiştir. Gelmeleri mümkün değildir. Müslümanların ruhları ise, fâsıkların, kâfirlerin çağırması ile gelmez. Kâfirlerin ruhları hapis olduğu için rüyada bile görülmezler. Şeytan onların şekline girip görünür. (Miftah-ül-Cenne)

    Ruhçuların ruh hakkındaki söylediklerinin hemen hepsi yalandır. Çünkü Kur'an-ı kerimde insanlara ruh hakkında çok az bilgi verildiği bildiriliyor. (İsra 85)

    Ruhçular, fazla bir şey bildiklerini iddia ediyorlarsa, bu âyeti inkâr olur. İmam-ı Rabbani hazretleri, tenasühe inananın kâfir olacağını bildiriyor. (C.2, m.58)

    Kötülerin halleri
    Dine aykırı birçok hareketleri bulunan, kötü kimselerden de olağanüstü bazı haller görülebilir. Böyle kimseleri makbul biri zannetmemelidir! Günümüzde böyle harikulade halleri görülen kimselere hemen evliya diyorlar. Belki bunların çoğunun imanı bile yoktur. Evliya olan kimse, keramet göstermeye utanır.

    Muhammed Masum Serhendi hazretleri buyuruyor ki:
    (Başkalarının düşündüklerini keşfetmek, kaybolan şeylerden haber almak ve ettikleri duaların kabul olması gibi Allahü teâlânın âdeti dışında böyle şeylerin bir insanda hasıl olması, o kimsenin velî olduğunun alameti değildir. Bunlar, istidrac sahiplerinde de hasıl olur. Riyazet çekerek nefslerini parlatan kâfirlerde de hasıl olur. Bazılarında riyazet çekmeden de hasıl olmaktadır. Evliya olmak için riyazet çekmek şart olmadığı gibi, keramet göstermek de şart değildir. Fakat riyazet çekmek, harikaların çok olmasına yardım eder. Peygamberlerden başka herkesin son nefesi şüphelidir. Bu bakımdan imansız ölmekten çok korkmak gerekir.) [Mektubat-ı Masumiyye m. 182]

    Allahü teâlâ, her şeyi bir sebep altında yaratmaktadır. Bu sebeplere iş yapabilecek tesir, kuvvet vermiştir. İnsanların bütün hareketleri, işleri, Allahü teâlânın âdeti içinde meydana gelmektedir. Allahü teâlâ, sevdiği insanlara ikram olsun diye, azılı düşmanlarını da aldatmak için âdetini bozarak, bunlar vasıtası ile sebepsiz şeyler yaratıyor. Bu harikulade haller beş çeşittir:
    1- Enbiyadan meydana gelene Mucize denir.
    2- Evliyadan meydana gelene Keramet denir.
    3- Evliya olmayan müslümanlardan meydana gelene Firaset denir.
    4- Fâsık veya günahı çok olan müslümanlardan meydana gelene İstidrac denir.
    5- Kâfirlerden zuhur edene Sihir denir.
    Karani ve £laf Bunu Beğendiniz.

  3. #3
    Administrator Karani - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2009
    Yer
    Erzincan, Turkey
    Mesajlar
    13.484
    Tecrübe Puanı
    10

    Standart Cevap: Ruhlar yardım eder mi

    Kötü kimselerden ve gayrı müslimlerden meydana gelen olağanüstü hallerden dolayı onları iyi bir kimse zannetmemelidir!

    Cinlerin etkisi
    Cin, insanın içine girebilir. Bu husus hadis-i şerifle sabittir. İnsanın his ve hareket sinirlerine tesir ederek, hareket ve ses hasıl ederler. İnsanın, bu kendi söz ve hareketinden haberi olmaz. Böylece vaktiyle Roma’da ve Peşte’de ve Türkiye’de konuşan çocuk ve hastalar görülmüştür. Bunları konuşturan cin, uzak ülkelerdeki veya eski zamanlardaki şeyleri söylediklerinden, bazı kimseler, bu çocukların iki ruhlu olduğunu veya başka insanın ruhunu taşıdığını sanmışlardır. Bunun yanlış olduğunu dinimiz açıkça bildirmektedir.

    Sual: Ruh yorulur mu?
    CEVAP
    Ruh yorulmaz.

    Sual: Hayvanların ruhu ve aklı var mıdır?
    CEVAP
    İnsanlarda olan ruhtan hayvanda yoktur. Hayvandaki ruh, ona hayatiyet yani canlılık kazandıran bir ruhtur. Ruhun Farsça’sı can’dır. Yani hayvan da canlıdır. Ama bizdeki ruhtan onda yoktur. Hayvanda akıl da yoktur. Şehvetlerine uymaları suç olmaz. Aklı olana suç olur.

    İnsan ile hayvanlar arasındaki en büyük fark insanın ruhudur. İnsanlık şerefi bu ruhtan gelmektedir. Bu ruh, ilk olarak Âdem Aleyhisselama verildi. İnsanlara mahsus olan bu ruh hayvanlarda yoktur. Maddecilerin, felsefecilerin bu ruhtan haberleri olmadığı için, insanı maymuna yakın sanabilirler. İlk insanların şekli, yapısı, asla maymuna benzemez, fakat benzese bile insan insandır. Çünkü ruhu vardır. Maymun ise hayvandır. Çünkü bu ruhtan ve ruhun hasıl ettiği üstünlüklerden mahrumdur.

    Sual: Hayvanların ruhunu kim alır?
    CEVAP
    Hayvanların insanlarınki gibi ruhları yoktur. Kendilerine canlılık veren, yani organlarının işlemesini sağlayan sinir sistemlerinde bir kuvvet vardır. Buna hayvani ruh veya can demişlerdir. İnsanlarda da bu hayvani ruh olmakla beraber, ayrıca âlemi emirden gelen ruhları da vardır. Azrail aleyhisselam, insanlara mahsus olan ruhu alır. Bunlardan fâsık ve kâfir olanların ruhunu ise, diğer meleklere emrederek aldırır.

  4. #4
    Administrator Karani - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2009
    Yer
    Erzincan, Turkey
    Mesajlar
    13.484
    Tecrübe Puanı
    10

    Standart Cevap: Ruhlar yardım eder mi

    Ruh cisim değildir
    Sual: Ruh cisim midir, bedene nasıl etki eder?
    CEVAP
    Eni, boyu ve yüksekliği olan şekil almış maddeye, cisim denir. Ruh, cisim değildir. (İslam Ahlakı)

    İnsan, ruh demektir. İşiten, tasarruf ve kuvvet sahibi olan, ruhtur. Beden, çalışmakla yorulsa da, ruh yorulmaz. Bedende ruhun bulunması, sütte yağın bulunması gibi değildir. Mesela, kolu kesilen kimsenin ruhundan eksilme olmaz. Başkasının yüreğiyle yaşayan bir insanın ruhunda değişiklik olmadığı için, ahlakı bozuk olan kimsenin yüreğinin, bu adama hiç tesiri olmaz. Kalble yürek aynı şey değildir. Yürek denilen et parçası, hayvanda da bulunur. İnsana mahsus olan kalbe, gönül denir. Gönül görünmez, fakat tesirleriyle anlaşılır. Kalb, elektrik cereyanı, yürek de ampul gibidir. Ampuldeki elektriği, ampul ışık verdiği zaman anlıyoruz. Elektrik gibi, kalb de madde değildir, bir yer kaplamaz. Yürekte eserleri görüldüğü için, kalbin yeri yürektir denir. Yürek değiştirmek, sanki ampul değiştirmeye benzer. Yani takılan yürek nasıl olursa olsun, takılan kimsenin kalb kuvvetinin tesiri görülür. Ampulün değişmesiyle şehir cereyanında azalıp çoğalma olmadığı gibi, yüreğin değişmesiyle, kalb kuvvetinin tesiri değişmez.

    Yanmakta olan bir ampul sökülünce, yani cereyanla olan irtibatı kesilince, cereyanın bir miktarı kesilmiş olmaz. Başka bir ampul takılırsa onun da rezistans telini ısıtıp ışık saçmasına sebep olur. Salih bir kimsenin yüreği, fâsık kimseye veya kâfire takılınca, o kimsenin kalbi yine hep günah işlemek ister, kötü düşünür. Tersine, fâsık insanın yüreği, salih bir kimseye takılırsa, o kimsenin kalbi yine günah işlemek istemez, hep iyi düşünür. Yüreğin manevi bir fonksiyonu yoktur. Öldükten sonra çürüyüp gidecektir. Yahut hayvan yese veya yansa fark etmez; çünkü insan ruh demektir. Beden değişse de ruh değişmez.

    İnsan, ruhu sayesinde ayakta durur. Aklı, düşüncesi, ruhu sayesinde vardır. İnsanın, vücudu bir marangozun aletleri gibidir. İnsan ölünce, aletleri olmadığından, ruh bu aletlerle bir iş yapamaz. Ancak yine de, ruh ölü olmadığı için gider, gelir, insanları tanır. Hatta vefat etmiş olan evliyanın ruhları insanlara yardım eder. Bu yardım etmesi, dünyadaki bedenindeki aletlerle değildir. Allahü teâlâ ruhlara, aletsiz de iş yapma özelliğini vermiştir. Vefat eden Hızır aleyhisselamın ruhu çok kimseye çeşitli yardımlar yapmaktadır.

    Bir kimseye, başkasının bütün organları takılsa, o insanın aklında, düşüncesinde değişiklik olmaz. Marangozun eski aletleri yerine, yeni aletleri gelmiş demektir. Alet değişmekle, marangozdaki bilgi, kabiliyet değişmez. Kesmeyen bir testere yerine, iyi kesen bir testere gelirse, daha kolay iş yapar. Görmeyen gözün yerine sağlam göz takılırsa görür. Kanı, kalbi, beyni de değişse, yine düşünceye tesir etmez. Sağlam organ takılmışsa, daha kolay iş görür; çünkü insan, ruh demektir. Bir insan ölmekle, hatta yanmakla ruh yok olmaz. Sadece aletleri [bedeni] elinden alınmış olur. Ahirette ona yeni aletler verilir, yeni bir beden yaratılır. Ruh, kendisine verilen vücut sayesinde, ya nimete kavuşur veya azaba düçar olur. Yani ya cennete veya cehenneme gider.

    Ruhun mahiyetini bilmeyen veya Allah’ın kudretinden şüphe eden kimse, insanın yanınca yok olduğunu, kabir suali ve kabir azabının olmadığını zanneder. Hâlbuki kabir suali ve azabı haktır.

    Abdulhak-ı Dehlevi hazretleri buyuruyor ki:
    İnsan ölürken ruhunun ölmediğini âyet-i kerime ve hadis-i şerifler açıkça bildiriyor. Ruhun şuur sahibi olduğu, ziyaret edenleri ve onların yaptıklarını anladıkları da bildiriliyor. Velilerin ruhları, diriyken olduğu gibi, öldükten sonra da, yüksek mertebededirler.(Mişkat)

  5. #5
    Administrator Karani - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2009
    Yer
    Erzincan, Turkey
    Mesajlar
    13.484
    Tecrübe Puanı
    10

    Standart Cevap: Ruhlar yardım eder mi

    Ruh mahlûktur
    Sual: Bazıları, (Kur'an Allah'ın kelamı olup mahlûk olmadığı gibi, insanların ruhu da Allah'ın nefesidir, mahlûk değildir) diyorlar. Ruhlar mahlûk değil mi?
    CEVAP
    Evet, ruhlar mahlûktur. Bu çok yanlış bir görüştür. İslam âlimleri, (İnsan, ruh demektir) buyuruyor. O zaman insan için mahlûk değil demek ne kadar yanlış, ne kadar tuhaf olur. İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:
    Âlimlerden birkaçı, (Yedi şey, yani Arş, Kürsi, Levh, Kalem, Cennet, Cehennem ve Ruh denilen mahlûklar yok olmayacak, sonsuz var olacaklardır) dediler. Bu sözleri, bu mahlûklar, yok olamaz demek değildir. Allahü teâlâ, var etmiş olduğu şeylerden, dilediklerini tekrar yok edecek, dilediklerini de, yalnız kendi bileceği fayda ve sebeplerden dolayı, hiç yok etmeyecek, bunlar sonsuz var olacaklardır. (Mektubat 3/57)

    Ruhun ağırlığı
    Sual: (Biz, ruhu iyi biliriz. Ruhun ağırlığı vardır. Bir kimseyi ölmeden önce tarttık, ölünce 26 gram eksildi. Tecrübeyle sabittir ki, ruhun ağırlığı 26 gramdır) diyenler var. Ruhun mahiyetini bildiren ilim var mıdır?
    CEVAP
    Ruhun mahiyetini bilmek imkânsızdır. Bir âyet-i kerime meali şöyledir:
    (Ruh hakkında soranlara de ki: Ruh, Rabbimin işlerindendir, ruh hakkında size az bilgi verildi.) [İsra 85]

    Allahü teâlâ, (Size az bilgi verdim) buyururken, ruhçuların (Biz ruhu iyi biliriz) diyerek, ruh hakkındaki söylediklerine itibar edilmez. Sanki ruh bir maddeymiş gibi, (Ağırlığı 26 gramdır) denmesi çok yanlıştır. Çünkü İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:
    Ruh, her şeyden daha latif [maddenin en hafifi olan hidrojen gazından, hattâ bir elektrondan da daha hafif] olduğundan, madde bile olmadığından, her ne ile birleşirse onun hâline, şekline ve rengine girer. (1/99)

    Ruhların tanışması
    Sual: Bazı kimselerle, daha önce tanışmışız gibi, onları seviyor ve rahatça kaynaşabiliyoruz. Bunun sebebi nedir?
    CEVAP
    Ruhlar yaratıldığı zaman, birbirleriyle tanışanlar, dünyada da birbirlerini severler. İki hadis-i şerif meali şöyledir:
    (Müminlerin ruhlarından ikisi, aralarında bir günlük mesafe olduğu hâlde birleşirler. Oysa biri diğerini hiç görmüş değildir.) [İ. Ahmed]

    (Ruhlar yaratıldığı zaman tanışanlar, birbirlerine yakınlık gösterirler, tanışmayanlar birbirlerinden nefret edip kaçarlar.) [Müslim]

  6. #6
    Paylaşımcı Üye
    Üyelik tarihi
    Sep 2012
    Mesajlar
    806
    Tecrübe Puanı
    8

    Standart Cevap: Ruhlar yardım eder mi

    Teşekkürler.

+ Cevap Ver

Benzer Konular

  1. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 11-17-2014, 10:49 PM
  2. Allah ne zaman yardım eder?
    By MuHaMMeD in forum Doğru İslam Bilgileri
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj: 12-26-2012, 10:11 PM
  3. Ev alanla evlenene allah yardım eder
    By Furkan in forum Ata Sözleri
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 10-17-2012, 11:42 AM
  4. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 10-05-2011, 12:49 PM
  5. Allah kime yardım eder
    By BeRkCaN in forum Köşe Yazıları
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 05-14-2010, 01:00 PM

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
^

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379