Allah-u Teâlâ, Kur’an ve sünnette imanı, akıl sahibi herkesin anlayabileceği bir şekilde açık ve net olarak anlatmıştır. Bunlar insanların anlayamayacağı kapalı ve zor meseleler değildir. Fakat bu hakikatlerin her birinin tek tek delillerini ezberleyemeyebilir. İmanı hakikatlerle ilgili derin meseleleri herkes kavrayamayabilir. İşte bu alimlerin görevidir. Bu hususta herkes gücüne göre sorumludur.

Günümüzde körü körüne, delilini araştırmadan, müçtehid ve alim zannettikleri kişilere bağlanan kimseler, sonuçta İslam’a zıt ve imanı bozucu birçok düşünce ve inanca sahip olmuşlardır.

Böylece farkında olmadan insanlar arasında şirk yayılmış, Kur’an ve sahih kaynaklara başvurma gereği duymayan cahil insanlar, İslam’dan çıkmasına rağmen hala kendilerini doğru yolda zannetmişlerdir.

Tıpkı Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem zamanında Amr b. Luhay’ı alim kabul edip ona getirdiği şeyler hususunda hiçbir delil sormayan ve sonuçta putlara taparak farkında olmadan dinden çıkan arap müşrikleri gibi.

İslam’da alimler ve müçtehidler vardır ve onlara saygı gösterilmesi gerekir. Fakat bu saygı getirdikleri şeylerde hiçbir delil sormadan onlara uymakla olmaz. Zaten kişinin alim ve müçtehid seviyesine çıkabilmesi için, getirdiği her şeyin Kur’an ve sünnetten delillerini verebilmesi gerekmektedir.

Böyle olmasaydı, her önüne gelen alim olurdu ki; günümüzde de böyle olmuştur.

Şu halde Allah-u Teâlâ’nın bize tabi olmamızı emrettiği din üzerinde sabit kalabilmemiz ve sapmamamız için, Allah’ın dini ile ilgili itibar edeceğimiz bütün söz ve inançların Kur’an ve sünnete dayalı olması gerekir.

Bu sözleri söyleyen kişi dünyanın en büyük alimi olsa bile onun söylediği sözlerin delillerini bilmemiz gerekir. Çünkü Allah’ın bizden istediği şey, kendisinden gelen hakikatlere uymamızdır.

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

"Rabbinizden size indirilene uyun. Ondan başka dostlar edinerek onlara uymayın. Ne kadar az öğüt alıyorsunuz." (Araf: 3)

Yine Allah-u Teâlâ körü körüne alimlerine bağlanan kitap ehlini yererek onların bu yüzden kafir olduklarını ve Allah’a iftira attıklarını bildiriyor.

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

"Onlar Allah’ı bırakıp din adamlarını, rahipleri ve Meryem oğlu Mesih’i rabler edindiler. Halbuki tek olan Allah’a kulluk etmekten başka bir şeyle emrolunmamışlardı. Ondan başka ibadete layık hiçbir ilah yoktur. O, onların koştukları ortaklardan münezzehtir." (Tevbe: 31)