+ Cevap Ver
Sayfa 1/2 12 SonSon
18 sonuçtan 1 ile 10 arası
Like Tree9Beğeniler

Ahlak iman'dan öncemi gelir?

 İman Esasları Katagorisinde ve  İman Forumunda Bulunan  Ahlak iman'dan öncemi gelir? Konusunu Görüntülemektesiniz.=>Esselamü alyküm verahmetullahi ve berekatühü kardeşlerim... size bir sorum olacak,ahlak çok önemlidir biliyoruz.. peki iman için ahlak şartmıdır? yani ahlaksız bir insan iman edemezmidir? bu konudaki düşüncelerinizi benimle paylaşırsanız çok sevinirim...Allah'a emanet olun.......

  1. #1
    Yeni Üye
    Üyelik tarihi
    Jan 2013
    Mesajlar
    4
    Tecrübe Puanı
    0

    Post Ahlak iman'dan öncemi gelir?

    Esselamü alyküm verahmetullahi ve berekatühü
    kardeşlerim...
    size bir sorum olacak,ahlak çok önemlidir biliyoruz..
    peki iman için ahlak şartmıdır?
    yani ahlaksız bir insan iman edemezmidir?
    bu konudaki düşüncelerinizi benimle paylaşırsanız
    çok sevinirim...Allah'a emanet olun....

  2. #2
    Administrator Karani - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2009
    Yer
    Erzincan, Turkey
    Mesajlar
    13.483
    Tecrübe Puanı
    10

    Standart Cevap: Ahlak iman'dan öncemi gelir?

    Bir müslümanda olması gereken en öncelikli vasıf Ahlaktır.

    Belki çoğunuz bir müslümanın en temel özelliğinin "şirksiz bir iman" olduğunu" düşünüyorsunuz.

    Oysa iman daha sonra gelen bir temel özellik, şirksiz ve tevhide dayalı bir inançtan önce başka özellikler, önceliklidir bir müslüman için...

    Nedir bunlar?

    Birinci sırada "ahlak" gelir.

    Çünkü ahlak, kişinin yaratılıştaki tertemiz özünün korunmasıdır. Nitekim Peygamberimiz de: "Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim." buyurmuyor mu?

    Resulullah

    Ahlakı en güzel olanların imanıdır. buyurdu.

    Yeterince acıklama olmustur sanırım.

  3. #3
    Paylaşımcı Üye
    Üyelik tarihi
    Oct 2012
    Yaş
    50
    Mesajlar
    1.282
    Tecrübe Puanı
    9

    Standart Cevap: Ahlak iman'dan öncemi gelir?

    İslam’ın en büyük amacı, ahlaklı bir toplum inşa etmektir.İslam’a göre ahlak kelimesi, karakterin sağlamlaştırılmasını, büyüklere karşı saygı, küçüklere karşı şefkat ve merhametin yerleştirilmesini amaçlayan bir anlam bütünlüğüne sahiptir. Bunun içerisine yaşadığımız doğal çevreyi koruma ve kirletmeme faktörü girdiği gibi bütün canlı varlıklara karşı merhametli olma duygusu da girer.
    Ahlaklı insan dediğimizde Allah’a, Kur’an’a, peygambere, anne ve babaya, çevreye, içinde yaşadığı toplumuna ve milletinin değerlerine karşı bir birey olarak sorumluluklarını yerine getiren insan akla gelir.Kur’an, ahlaki ilkeler mecmuasıdır. Peygamberler de bu ahlaki ilkeleri yaşamada model oluşturmuş kâmil ve sâlih insanların zirvesidir. Eğer birey ve toplum bu iki rehberlikten yararlanmasını bilirse, mutlu ve huzurlu bir düzen hâkim olur. Teorik ahlakın bilgisini Kur’an’dan; pratik ahlakın örnekliğini Efendimiz Hz. Muhammed (a.s)’dan alarak yaşarsak, işte o zaman, İslam’ın öngördüğü Müslüman kişiliğine ulaşabiliriz.
    Kur’an ilkeler bazında bize birçok güzel ahlak örneklikleri sunar. Meselâ, bunlardan birisi, doğruluktur. Kur’an’ın öngördüğü doğru insan, yaptığı bütün işlerde Allah’la beraber olan kimsedir. Geniş anlamda dürüst Müslüman; Allah’a, ahiret gününe, meleklere, kitap ve peygamberlere inanan, bunu sadece teorik iman seviyesinde bırakmadan pratik olarak akrabalarına, toplumun zayıf bırakılmış kesimi olan yetimlere, düşkünlere, yolculara, insan hak ve hürriyetleri elinden alınmış mülteci konumuna düşmüş insanlaramaddi ve manevi imkânlar sağlayan; namaz kılan, zekât veren, sözleştiği zaman sözünde duran, zorda, darda ve savaş, deprem gibi şartların önüne çıkardığı zamanlarda sabreden, isyan etmeyen şeklinde tanımlanabilir. (Bakara, 177).
    Kur’an müminlerden, kendilerine bir şey olsun ‘emanet’ edildiği zaman, emanete ihanet etmemelerini ister. Müminin sorumluluk alanına giren her şey, bir emanettir.Allah’a karşı dini sorumluluklarımız bir emanettir, helalinden kazanmak bir emanettir, çocuklarımız bir emanettir, içinde yaşadığımız coğrafya bir emanettir, bedenimiz bir emanettir, sermayemiz bir emanettir, ilmimiz, irfanımız bir emanettir. Emanetleri, layık oldukları şekilde tasarruf yetkisine sahibiz. İmanlı kişi, insanların güvenini kaybedecek her türlü tutum ve davranışlardan uzak durmalıdır.
    Öte yandan Kur’an, hayatın her alanında “adalet”ten ayrılmamayı öğütler. Adalet, her türlü haksızlığın zıddı olup, her hak sahibine hakkını vermek, demektir. Çünkü adalet ve hakkaniyetten sapmak, bireysel ve toplumsal düzeni bozar. Onun için Aziz kitabımız Kur’an’da, “kâfirlere karşı olan öcünüz, kininiz bile sizi adaletten alıkoymasın” buyrulmuştur. (Maide, 5/8). Kaldı ki Kur’an, şahitlik ve anlaşmazlıkların çözümünde adaleti gözetmemizi ister. Taraflardan birinin fakir veya zengin olması, akraba veya arkadaş olması hâkimin hükmünü etkileyici bir etken olmamalıdır. (Nisa, 153)
    Maalesef günümüzde savrulan/buharlaşan değerlerimizden bir diğeri de “ahde vefa”ahlakıdır. Evvelâ insanın yaratıcısı olan Allah’a karşı sorumlu olması gerekir. Zira Allah’a karşı vefalı olmayan kimse, ne işine, ne eşine, ne arkadaşına, ne dostuna, ne akrabasına, ne çevresine ve ne de milletine/toplumuna karşı vefalı olur.
    Acaba ahde vefa imtihanında başarılı mıyız?Ahde vefa, imanın bir göstergesi, alâmet-i farikasıdır.Sonuç olarak, mü’min insanın sadece Allah’ın varlığına, birliğine iman etmesi yeterli değildir. Allah’ın varlığı, birliği ve yaratıcılığına iman etmekle birlikte, O’nun gönderdiği ahlaki değerleri de gündelik hayatımızda bir bir temsil etmemiz gerekir.İşte o zaman temsil ve kaliteli Müslümanlığımızı göstermiş oluruz.

  4. #4
    Üst Düzey Yönetici MuHaMMeD - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2010
    Mesajlar
    3.556
    Tecrübe Puanı
    13

    Standart Cevap: Ahlak iman'dan öncemi gelir?

    "Ahlak" ile ilgili hadisler islamseli.net "Ahlak" ile ilgili hadisler

    Allah Resûlü sav buyurdu:
    "Ben, güzel ahlâkı tamamlamak için gönderildim."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Mâlik.

    Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "iman bakımından müminlerin en mükemmeli, ahlâkça en güzel olanlar ve ailesine en güzel davrananlardır."
    Aişe radıyallahu anha. Tirmizî.

    Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kıyamet günü, müminin terazisinde, güzel ahlâktan daha ağır bir şey yoktur. Allah teâlâ, çirkin konuşan ve ne konuştuğunu bilmeyenlerden nefret eder."
    Ebû Derda radıyallahu anh. Tirmizî.

    Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "içinizden en çok sevdiklerim ve kıyamet gününde mevki bakımından bana en yakın olanlarınız, ahlâkça en güzel olanlarınızdır.
    En nefret ettiklerim ve kıyamet gününde benden en uzak olanlarınız ise, gevezeler, lafazanlar ve yüksekten atanlardır. Onlar büyüklük taslayan kimselerdir."
    Câbir radıyallahu anh. Tirmizî.

  5. #5
    Yeni Üye
    Üyelik tarihi
    Jan 2013
    Mesajlar
    4
    Tecrübe Puanı
    0

    Standart Cevap: Ahlak iman'dan öncemi gelir?

    Alıntı mehmetahmet Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Esselamü alyküm verahmetullahi ve berekatühü
    kardeşlerim...
    size bir sorum olacak,ahlak çok önemlidir biliyoruz..
    peki iman için ahlak şartmıdır?
    yani ahlaksız bir insan iman edemezmidir?
    bu konudaki düşüncelerinizi benimle paylaşırsanız
    çok sevinirim...Allah'a emanet olun....


    Allah razı olsun
    Bir sorum daha olacak
    sizce Ahlaklı biri için iman kesbi midir vehbi midir?
    bu konuda da görüşleriniz paylaşırsanız çok sevinirim...
    Allah'a emanet olun...
    Konu mehmetahmet tarafından (01-27-2013 Saat 12:04 PM ) değiştirilmiştir.

  6. #6
    Paylaşımcı Üye
    Üyelik tarihi
    Jul 2009
    Mesajlar
    668
    Tecrübe Puanı
    11

    Standart Cevap: Ahlak iman'dan öncemi gelir?

    we Aleykumselam kardeşim İman eddikten sonra zaten İslama göre bir Ahlaki yapıya sahip olacaktır..
    Resulullah (sav) "Allah'tan hakkıyla haya edin!" buyurdular. Biz: "Ey Allah'ın Resulü, elhamdülillah, biz Allah'tan haya ediyoruz" dedik. Ancak O, şu açıklamayı yaptı: "Söylemek istediğim bu (sizin anladığınız haya) değil. Allah'tan hakkıyla haya etmek, başı ve onun taşıdıklarını, batni ve onun ihtiva ettiklerini muhafaza etmen, ölümü ve toprakta çürümeyi hatırlamandır. Kim ahireti dilerse dünya hayatının zinetini terketmeli, ahireti bu hayata tercih etmelidir. Kim bu söylenenleri yerine getirirse, Allah'tan hakkıyla haya etmiş olur."Ravi: Ebu Saidi'l-Hudri
    Resulullah (sav) çadırdaki bakire kızdan daha çok haya sahibi idi. Hoşlanmadığı bir şey görmüşse biz bunu yüzünden hemen anlardık.

    Kaynak: Buhari, Edeb 77, Menakıb 23; Müslim, Fedailu'n-Nebi 67, (2320)

    Hadis No : 1659
    Ravi: Zeyd İbnu Talha İbnu Rükane
    Resulullah (sav) buyurdular ki: "Her bir dinin kendine has bir ahlakı vardır, İslam'ın ahlakı hayadır."

    Kaynak: Muvatta, Hüsnü'l-Hulk 9, (2, 905); İbnu Mace, Zühd 17, (4181, 4182)

    Hadis No : 1660
    Ravi: Enes
    Resulullah (sav) buyurdular ki: "Edebsizlik ve çirkin söz girdiği şeyi çirkinleştirir. Haya ise girdiği şeyi güzelleştirir."

    Kaynak: Tirmizi, Birr 47, (1975); İbnu Mace, Zühd 17, (4185)
    ى
    Haya Hakkındaki Ayetler

    عَنِ الْفَحْشَاءِ وَالْمُنْكَرِ وَلَذِكْرُ اللّهِ اَكْبَرُ وَاللّهُ يَعْلَمُ مَاتَصْنَعُونَ

    Ankebut/45. (Resûlüm!) Sana vahyedilen Kitab'ı oku ve namazı kıl. Muhakkak ki, namaz, hayâsızlıktan ve kötülükten alıkoyar. Allah'ı anmak elbette (ibadetlerin) en büyüğüdür. Allah yaptıklarınızı bilir.

    يَا اَيُّهَا الَّذينَ امَنُوا لَا تَدْخُلوُا بُيُوتَ النَّبِىِّ اِلَّا اَنْ يُؤْذَنَ لَكُمْ اِلى طَعَامٍ غَيْرَ نَاظِرينَ اِنيهُ وَلكِنْ اِذَا دُعيتُمْ فَادْخُلُوا فَاِذَا طَعِمْتُمْ فَانْتَشِرُوا وَلَا مُسْتَاْنِسينَ لِحَديثٍ اِنَّ ذلِكُمْ كَانَ يُؤْذِى النَّبِىَّ فَيَسْتَحْي مِنْكُمْ وَاللّهُ لَايَسْتَحْي مِنَ الْحَقِّ وَاِذَا سَاَلْتُمُوهُنَّ مَتَاعًا فَسَْلُوهُنَّ مِنْ وَرَاءِ حِجَابٍ ذلِكُمْ اَطْهَرُ لِقُلُوبِكُمْ وَقُلُوبِهِنَّ وَمَا كَانَ لَكُمْ اَنْ تُؤْذُوا رَسُولَ اللّهِ وَلَا اَنْ تَنْكِحُوا اَزْوَاجَهُ مِنْ بَعْدِه اَبَدًا اِنَّ ذلِكُمْ كَانَ عِنْدَ اللّهِ عَظيمًا

    Ahzab/ 53. Ey iman edenler! Siz zamanını gözetlemeksizin, bir yemeğe davet edilmedikçe, Peygamber'in evlerine girmeyin. Ancak davet edildiğiniz vakit girin. Yemeği yediğinizde hemen dağılın, sohbete dalmayın. Çünkü bu hareketiniz Peygamber'i üzmekte, fakat o (size bunu söylemekten) utanmaktadır. Ama Allah, hakkı söylemekten çekinmez. Peygamber'in hanımlarından bir şey istediğiniz zaman perde arkasından isteyin. Bu, hem sizin kalpleriniz, hem de onların kalpleri için daha temiz bir davranıştır. Sizin Allah'ın Resûlünü üzmeniz ve kendisinden sonra onun hanımlarını nikâhlamanız asla caiz olamaz. Çünkü bu, Allah katında büyük (bir günah) tır.

    قُلْ لِلْمُؤْمِنينَ يَغُضُّوا مِنْ اَبْصَارِهِمْ وَيَحْفَظُوا فُرُوجَهُمْ ذلِكَ اَزْكى لَهُمْ اِنَّ اللّهَ خَبيرٌ بِمَا يَصْنَعُونَ
    Nur/ 30. (Resûlüm!) Mümin erkeklere, gözlerini (harama) dikmemelerini, ırzlarını da korumalarını söyle. Çünkü bu, kendileri için daha temiz bir davranıştır. Şüphesiz Allah, onların yapmakta olduklarından haberdardır.

    وَقُلْ لِلْمُؤْمِنَاتِ يَغْضُضْنَ مِنْ اَبْصَارِهِنَّ وَيَحْفَظْنَ فُرُوجَهُنَّ وَلَا يُبْدينَ زينَتَهُنَّ اِلَّا مَا ظَهَرَ مِنْهَا وَلْيَضْرِبْنَ بِخُمُرِهِنَّ عَلى جُيُوبِهِنَّ
    Nur/31. Mümin kadınlara da söyle: Gözlerini (harama bakmaktan) korusunlar; namus ve iffetlerini esirgesinler. Görünen kısımları müstesna olmak üzere, zinetlerini teşhir etmesinler…

    فَجَاءَتْهُ اِحْديهُمَا تَمْشى عَلَى اسْتِحْيَاءٍ قَالَتْ اِنَّ اَبى يَدْعُوكَ لِيَجْزِيَكَ اَجْرَ مَاسَقَيْتَ لَنَا فَلَمَّا جَاءَهُ وَقَصَّ عَلَيْهِ الْقَصَصَ قَالَ لَاتَخَفْ نَجَوْتَ مِنَ الْقَوْمِ الظَّالِمينَ
    Kasas/ 25. Derken, o iki kadından biri utana utana yürüyerek ona geldi: Babam, dedi, bizim yerimize (hayvanları) sulamanın karşılığını ödemek için seni çağırıyor. Musa, ona (Hz. Şuayb'a) gelip başından geçeni anlatınca o: Korkma, o zalim kavimden kurtuldun, dedi.

    Edep, güzel terbiye, iyi davranış, güzel ahlak, haya, nezaket, zarafet gibi manalara gelir. Mesela terbiyeli çocuk, edepli çocuk demektir. Hadis-i şerifte, (Evladınızı edepli, terbiyeli yetiştirin) buyuruluyor. Dinimiz, baştan başa edeptir. Edep, kulun kendisini Cenab-ı Hakkın iradesine tâbi kılması, güzel ahlaklı olmasıdır. Hadis-i şerifte, (Sizin en iyiniz, ahlakı en güzel olandır) buyuruldu.

    Hazret-i Ömer, (Edep, ilimden önce gelir) buyurdu. Çok heybetli olmasına rağmen, edebinden, hayasından Resulullahın huzurunda çok yavaş konuşurdu. Peygamber efendimiz de, bir kimsenin yanında iki diz üzerine oturur, ona saygı olmak için mübarek bacağını dikip oturmazdı. Ebu Said Hudri hazretleri, (Resulullahın hayası, bakire İslam kızlarının hayasından çoktu) buyurdu.

    İbni Mübarek hazretleri, (Bütün ilimleri bilenin eğer edebinde noksanlık varsa, onunla görüşmediğime üzülmem, bunu kayıp saymam. Fakat edepli ile görüşemesem üzülürüm) buyurdu

    Her zaman her yerde edepli, hayalı olmaya çalışmalıdır! Hadis-i şerifte, (Hayasızlık insanı küfre düşürür) buyuruldu. Haya, bir binayı tutan direk gibidir. Direksiz binanın durması kolay olmadığı gibi, hayasız kimsenin de imanını muhafaza etmesi zordur.

    Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
    (Allahü teâlâdan haya edin! Allah’tan haya eden, kötü düşünceden uzak durur, midesine girenleri kontrol eder, ölümü hatırlar.) [Tirmizi]

    (Haya, baştan başa hayırdır.) [Müslim]

    (Her dinin bir ahlakı vardır. İslamiyet’in ahlakı da hayadır.) [İbni Mace]

    (Hayasız olan hep kötülük eder.) [İbni Mace]

    (Hayasız olan, emanete hıyanet eder, hain olur, merhamet duygusu kalmaz, dinden uzaklaşır, lanete uğrar, şeytan gibi olur.) [Deylemi]

    (Haya ile iman, ikiz kardeştir. Biri giderse diğeri de gider.) [Ebu Nuaym]

    (Mümin, ayıplamaz, lanet etmez, çirkin söz söylemez ve hayasız değildir.) [Tirmizi]

    (Haya imanın nizamıdır. Bir şeyin nizamı bozulunca, parçaları da bozulur.) [İ.Maverdi]

    (Haya imandandır. Hayasızın imanı yok demektir.) [İbni Hibban]

    (İnsan, salih iki komşusundan utandığı gibi, gece gündüz kendisiyle beraber olan yanındaki iki melekten de utanmalıdır!)[Beyheki]

    (Hayasızın dini olmaz ve hayasız kişi Cennete giremez.)[Deylemi]

    (İman çıplaktır, süsü haya, elbisesi takva, sermayesi fıkıh, meyvesi ameldir.) [Deylemi]

    (Haya insan olsaydı, salih biri, fuhuş insan olsaydı, kötü biri olurdu.) [Taberani]

    (Haya ile iman bir aradadır. Biri giderse, öteki de durmaz.)[Hakim]

    Dinimizde hayanın yeri çok mühimdir. Allahü teâlâdan utanmak, imanın kuvvetli olduğuna, hayasızlık da imanın zayıf olduğuna alamettir. Hadis-i şerifte, (Hayanın azlığı küfürdendir) buyuruldu.
    Dolayısıyle müslüman olan bir kişi kuran Ahlakıyla Ahlanacak müslüman olmadan önce Hayadan söz etmek mümkün degil.müslüman olduktan sonra Ahlak ilimden önce gelir denilmiştir.ahlaksız ilim tehlikeli bir ilimdir .

  7. #7
    Paylaşımcı Üye
    Üyelik tarihi
    Sep 2012
    Mesajlar
    806
    Tecrübe Puanı
    8

    Standart Cevap: Ahlak iman'dan öncemi gelir?

    Bende birkaç cümle yazayım. Arkadaşlar güzel cevap vermişler ama bende cevap vermek istedim.
    İlk sorunuzun bakış açısına göre 2 şekilde algılayabiliriz.
    1- Ahlak , imandan önce gelir
    2- iman da ahlaktan önce gelir.

    burda sıralama yapmamamız daha doğru olur. ahlaktan kasıt , islam ahlakıdır ki doğru olanda budur.İmanın en öncelikli etkisi , ahlak üzerine destek oluşu ve islam ahlakını pekiştirmesidir. Yani iman olmadan sağlam bir ahlaktan bahsetmek mümkün olmayacaktır.

    İnsanlarda güzel ahlakı yani islam ahlakını yetirtirip büyütecek olan yegane din islam olduğuna göre , islam ise iman etmekle başladığına göre demek ki iman daha önce geliyor. Bu ise et ile kemiğin durumu gibidir ki , biri olmasa diğeri de olmaz. imanı olanın ahlakı vardır , ahlakı olanında imanı vardır veya imandan bir parça vardır içinde. Ahlaksız biri iman edemez mi ? Eder ama günahlar içinde eder. Bunun içinde tevbe kapısı açıktır sonuna kadar. Ahlaksız birinin kusursuz iman etmesi de mümkün olmadığına göre, önce imanımızı güçlendirip Allahın emir ve yasaklarını yürekten kabul edip uygulayalım ki , ahlakta kendiliğinden güzelleşsin.

    Cenab-ı Hak buyurur ki:

    “Bu İslam dini, kendim için seçtiğim kutsal bir dindir. Ona güzel ahlak ve cömertlikten başkası yaraşmaz. O halde bu dine bağlı yaşadığınız sürece onu cömertlik ve güzel huylarla şereflendirin.” Taberani; Tergib ve Terhib


  8. #8
    Aktif Üye
    Üyelik tarihi
    Oct 2012
    Mesajlar
    347
    Tecrübe Puanı
    8

    Standart Cevap: Ahlak iman'dan öncemi gelir?

    Ahlak nedir ?bu anlaşılmadan verilen cevablar muğlak olacaktır.

  9. #9
    Paylaşımcı Üye
    Üyelik tarihi
    Sep 2012
    Mesajlar
    806
    Tecrübe Puanı
    8

    Standart Cevap: Ahlak iman'dan öncemi gelir?

    Biraz uzun ama okunması tavsiyedir. Konu içerisinde önemli mesajlar bulunmaktadır...

    "huy, seciye, tabiat, mizaç, karakter" gibi anlamlara gelen hulk veya huluk kelimesinin çoğuludur İnsanın fiziki yapısı için çoğunlukla halk, manevî yapısı için ise hulk kelimesi kullanılmaktadır Bir terim olarak ise "insanın iyi veya kötü olarak nitelendirilmesine sebep olan manevî vasıfları, huyları ve bunların etkisiyle ortaya koyduğu iradeli davranışlarının bütününe" verilen addır Ayrıca bu konuları inceleyen bilim dalına da ahlâk adı verilir İslâm ahlâkının kaynağı Kur'ân ve sünnettir Hz Âişe, bir soru münasebetiyle Hz Peygamber'in ahlâkının Kur'ân ahlâkı olduğunu belirtmiştir (Müslim, Müsafirîn, 139)

    Bu iki kaynak dinî ve dünyevî hayatın genel çerçevesini çizmiş, amelî kurallarını ortaya koymuş, başta fıkıhçı ve hadisçiler olmak üzere kelamcılar, mutasavvıflar ve filozoflar tarafından geliştirilen ahlâk anlayışının temellerini oluşturmuştur Allah insanı en güzel bir biçimde (kıvamda) yaratmış (Tîn, 95/4),
    ona kendi ruhundan üflemiştir (Hicr, 15/29)
    Bu sebepledir ki, Allâh'ın emriyle melekler, insanlığın atası olan Hz Âdem (as) karşısında saygı ile eğilmişlerdir Ancak insanın bu üstün ruhî cephesi yanında bir de bedeni cephesi vardır İnsan, ahlâkî bakımdan çift kutuplu bir varlık özelliği taşımaktadır Allah insan nefsine "fücurunu da takvasının da" ilham etmiş, yani iyilik de, kötülük de yapmaya yatkın bir kabiliyet ve istidatla yaratmıştır (Şems, 91/9-10)

    Kuran ahlakı, dünyada güzel bir hayat sürebilmek ve sonsuz ahirete hazırlık yapabilmek için Allah’ın insanlara bir lütfudur. Kişinin hayat boyu karşısına çıkabilecek her olaya karşı nasıl bir tavır içinde olması gerektiğini, Rabbimiz’in beğendiği davranışların hangileri olduğunu öğrenebileceği bir yaşam rehberidir. Bu ahlakı yaşamak son derece kolay, zevkli ve konforludur.

    Dünyada ve Ahirette Güzel Bir Ahlak Yaşamanın Sırrı:
    Kuran Ahlakı

    Kuran ahlakı insanın fıtratına uygun olan tek yaşam şeklidir. İnsanı yoktan var eden Allah, onun nelere ihtiyaç duyacağını, hangi ibadetleri uygulamaya güç yetirebileceğini, nasıl sağlıklı, huzurlu ve mutlu olacağını en iyi bilendir.

    Din ahlakını yaşamak, insanların üzerindeki tüm külfeti, kısıtlayıcı ve insanlara zorluk getiren ağırlıkları kaldırır. İnsanın sadece sonsuz merhametli, şefkatli, bağışlayıcı, herşeyi hayırla yaratan, tüm gücün sahibi olan Allah'ın, kendisi için belirlediği kadere teslim olmasını, her şeyde sadece O'nun rızasını arayarak O'na yönelmesini bildirir.

    Evrendeki her varlığın ve gerçekleşen her olayın sahibi olan Allah'a güvenip dayanmak ve O'nu dost edinmek, bir insanın hayatındaki tüm korkuların, endişelerin, sıkıntıların ve zorlukların da sonu demektir.

    Bu gerçeği bilmeyen pek çok insan ise kendilerince din ahlakından uzaklaştıkları takdirde daha rahat yaşayacaklarını, ahlaki değerlere önem vermedikleri zaman özgür olacaklarını düşünürler. Ya da din ahlakının yaşamlarını zorlaştıracak birtakım kısıtlamalar getireceğini zannederler. Halbuki bütün bunlar insanların düştükleri çok büyük yanılgılar ve şeytanın aldatmacalarıdır. Çünkü Allah'ın buyurduğu din ahlakını yaşamak son derece kolaydır. Asıl zor olan, Allah'ın bildirdiği sınırları tanımayan insanlardan oluşan bir toplumda yaşamaktır. Böyle bir yaşantı son derece kötü sonuçları da beraberinde getirir.

    Din ahlakından uzak yaşayan toplumlarda veya iman etmeyen insanların hayatlarında genellikle kaos, kargaşa, huzursuzluk, korku, mutsuzluk ve stres vardır.

    Bununla beraber, bu topluluk içinde olup Allah'tan gerektiği gibi korkmayan bir insan her türlü ahlaksızlığı yapabilir, hiçbir konuda sınır tanımayabilir ve dejenere bir hayat sürebilir. Böyle bir hayatta insanlar birbirlerine karşı fedakarlık göstermez, sevgi, saygı bilmez, zor anlarında maddi ve manevi destek vermezler. Bu yüzden de böyle bir yaşam hiçbir zaman, hiçbir insana mutluluk getirmez. Din ahlakı yaşanmadığı zaman insanın huzur bulacağı ortamın tam tersi meydana gelir ve daha bu dünyadayken, cehennemin manevi azabı yaşanmaya başlanır.

    Kuran Ahlakı Nasıl Yaşanır

    İnsanlar için en güzel örneklerin verildiği, her sorunun cevabının bulunduğu Kuran’da namaz kılmak, zekat vermek, oruç tutmak gibi herkesçe bilinen ibadetlerin yanısıra tüm ayrıntılarıyla tarif edilen bir yaşam modeli ve ahlak anlayışı bulunmaktadır. Allah Katında karşılığı olan ve Rabbimiz’in hoşnut olacağı pek çok davranış biçimi Kuran ayetlerinde haber verilmiştir. Bu davranışların her biri aynı namaz kılmak gibi Yüce Allah’ın bir emridir ve ibadettir. Aynı şekilde Rabbimiz’in emirleri doğrultusunda kaçınılması gereken birçok olumsuz eylem ve tavır da haber verilmiştir.

    Bununla beraber, dünya hayatı bir imtihan yeri olduğu için her insanın dünyada kaldığı süre boyunca çeşitli vesilelerle imtihan olacağı çok açıktır. İmtihanımız nefes aldığımız her an kesintisiz devam etmektedir. Allah’ın bizler için takdir ettiği ölüm vakti gelene kadar da devam edecektir. Dolayısıyla her insan her yeni gün farklı olaylarla sınanacak, göstereceği tavırlardan sorumlu tutulacaktır.

    İşte, Kuran ahlakını yaşamak denildiğinde anlaşılması gereken, tüm bu bilgilerin ışığında bir yaşam sürmek olmalıdır.

    Rabbimiz’i Razı Edecek Davranışlar Nelerdir?

    Rabbimiz’i razı edecek tavırların neler olduğunu öğrenmek için bize sunulmuş çok değerli iki rehber vardır; Kuran-ı Kerim ve Peygamber Efendimiz (sav)’in sünnetleri…

    Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav)’in Kuran ahlakına dair uygulamaları ve tavsiyeleri hadisler vasıtasıyla bizlere ulaşmıştır. Sünnetler,
    Peygamberimiz (sav)’in Kuran ahlakını nasıl yaşadığının en güzel örnekleridir. Peygamberimiz "Din kolaylıktır." (Buhari, Iman: 29; Nesai, İman: 28; Musned, 5:69) şeklinde buyurarak, insanları din ahlakını yaşamaya davet etmiştir.

    Hoşgörü, affedicilik, güleryüz, ince düşünce, fedakarlık, vefa, yardımseverlik, adalet, sadakat, tevekkül, ihlas, şevk, temizlik, insaniyet, dürüstlük, şefkat, vicdan, tevazu, kanaatkarlık, sabır… Tüm bu güzel ahlak özellikleri, Kuran ahlakının yaşanmasına vesile olan, insanın yaratılış fıtratına uygun, sahip olunduğunda kişiye mutluluk ve huzur veren, Yüce Allah’ın beğendiği ve övdüğü davranışlardandır.

    Şirk, bencillik, kibir, kıskançlık, yalan, alaycılık, gıybet, pislik, fitne, bozgunculuk, israf, öfke gibi davranışlar ise bilindiği gibi sakınılması gereken kötü ahlak özelliklerindendir.

    Yukarıda sayılan olumlu ve olumsuz pek çok özellik, tüm toplumlarda evrensel olarak geçerli olan ahlaki erdemlerden olsa da, genelde herkesçe bilinen bu tavırların uygulamaya geçirilmesinde ortaya çıkan eksiklikler vardır. Örneğin bazı insanlar toplum içinde iyi bilinmek adına birtakım olumsuz davranışlardan uzak durabilmekte; ancak tek başlarına kaldıklarında ve kimsenin bilemeyeceğini düşündükleri bir ortam oluştuğunda kaçındıkları olumsuz tavırları kendileri sergileyebilmektedir. Çünkü bu davranışların önemleri, karşılıkları ve kişiye yükleyeceği sorumluluklar yeterince iyi bilinmemekte, düşünülmemekte veya çoğu zaman gözardı edilmektedir. Çoğu zaman güzel ahlak özelliklerine “olsa iyi olur ama olmazsa çok da önemli değil” mantığıyla yaklaşılmaktadır. Oysa Kuran ahlakının temelinde Allah korkusu ve Allah’ın rızasını kazanma özlemi vardır. Bir mümin, Allah’a olan bağlılığı, sevgisi ve korkusundan dolayı O’nun emirlerini yerine getirme konusunda büyük bir titizlik, O’nun rızasını kazanma konusunda ciddi bir çaba içinde olur. Bu sebeplerden dolayı da mümin, herkesin bildiği ama çoğu zaman uygulayamadığı ahlaki erdemleri yerine getirirken belirli bir şuur ve amaç taşır. Bu amacında da samimi, kararlı ve sürekli olur. Yüce Rabbimiz yalnızca Kendisi’ne adanarak ihlasla yapılan sürekli ve salih davranışlardan razı olacağını Kuran-ı Kerim’de bildirmiştir:

    “Allah, hidayet bulanlara hidayeti artırır. Sürekli olan salih davranışlar, Rabbinin Katında sevap bakımından daha hayırlı, varılacak sonuç bakımından da daha hayırlıdır.” (Meryem Suresi, 76)

    Birkaç örnek verecek olursak; güzel bir sözle bir Müslümanı onore etmenin, ona Allah’ı hatırlatmanın, bir mümin için fedakarlıkta bulunmanın ve buna benzer sayısız davranış göstermenin Allah Katında karşılığı bulunan birer ibadet hükmünde olduğunun unutulmaması gerekir.

    Kuran Ahlakının Kişiye Kazandırdığı Üstün Özellikler

    Kuran ahlakını, ancak gerçek iman sahipleri gereği gibi yaşar ve bu güzel hayatı yaşamaktan büyük haz duyarlar. Dolayısıyla Yüce Allah’a samimi bir kalple iman etmek önemlidir. İman şuuruyla hareket eden bir insan, tüm hayatını Yüce Rabbimiz’i razı etmeye adayacak, O’nun rızası için nefsinin kötü özelliklerinden kurtulacak, vicdanının sesini dinleyerek iyilikten ve güzellikten yana olacak, bu vesileyle de Kuran ahlakıyla ahlaklanacaktır.

    Kuran ahlakını yaşamaya karar veren bir kimsenin kendini Allah’a teslim etmesi ve Kuran ahlakını kendisine rehber edinmesi gerekir;

    - Böylelikle bu kişinin hayatında, davranışlarında, düşüncelerinde, kararlarında ve konuşmalarında son derece önemli değişiklikler meydana gelir.

    - Bundan böyle -Allah’ın dilemesiyle- kalbine yerleşecek olan Allah korkusu sayesinde hesap gününde hesabını veremeyeceği hiçbir şeyi yapmamaya azami gayret gösterecektir. Çünkü bu kişi, Allah’ın her an kendisini gördüğüne ve dünya hayatındaki tüm işlerinden hesaba çekileceğine dair kesin bir inanca sahip olacaktır.

    - Bu nedenle çevresindeki insanların herhangi bir hatası karşısında hoşgörülü ve affedici olacaktır. Küçük gibi görünen bir iyiliğin bile, ahirette karşılığının misliye verileceğini bildiği için çevresindeki insanlara karşı her zaman yardımsever, fedakar, alçakgönüllü, saygılı ve adil olmak için çaba gösterecektir.

    - Olaylar planlandığı gibi gelişmediğinde bunun kendisi için hayırlı bir durum olduğunu bilmenin, Allah’a tevekkül etmenin ve kadere teslimiyetin konforunu yaşayacaktır.

    - Öfkelendiğinde öfkesini yenmenin, merhametli ve şefkatli tavırlar göstermenin, sabırlı, adil ve alçakgönüllü olmanın lezzetini hissedecek, buna benzer tüm güzel ahlak özelliklerini sergilemekten büyük zevk alacaktır.

    - Aldığı karar sonucu Kuran ahlakını kendisine rehber edinen kişinin geçmişteki değer yargıları da tamamen değişecektir. Örneğin artık, her zaman ve her durumda güçlünün değil haklının yanında olacak, adaletten ayrılmayacaktır.

    - Çevresindeki insanları makamlarına, güzelliklerine, kültürlerine veya zenginliklerine göre değil Allah korkularına göre değerlendirecektir.

    - Allah'tan başka kimseden medet ummayacak, korkuya, ümitsizliğe ve karamsarlığa kapılmayacaktır.

    - İsraftan kaçınmak, nefsinin bencil tutkularından korunmak, temizliğe ve estetiğe önem vermek bu kişinin doğal olarak titizlik göstereceği
    konulardan olacaktır.

    - Kendisine çeşitli nimetler lütfedildiğinde ve bolluk içinde yaşadığı anlarda olduğu gibi darlık, zorluk ve sıkıntı zamanlarında da şükredici olacaktır.

    Tüm bu saydıklarımızdan kişinin ruhu zevk alacak, Allah’ın rızasını gözeterek yaptığı ve sıradan gibi gözüken her iş, yediği her yemek, seyrettiği her güzel manzara, sarf ettiği her güzel söz kendisi için bir ecir ve mutluluk kaynağı olacaktır.

    Ayrıca bu güzel ahlak özelliklerinden haberdar olan bir insanın yapması gereken; Allah’tan bir sorumluluk olarak, İslam ahlakının insanlar arasında yayılması için çaba göstermek veya bu konuda çaba gösterenlere yardımcı olmaktır.

    Unutmamak gerekir ki, Rabbimiz kullarından sürekli olan salih davranışlarda bulunmalarını istemiştir. Dolayısıyla din ahlakı ancak taviz vermeksizin kararlılık ve iradeyle yaşanabilir. Müslümanın görevi, Allah’ın vahyettiği bu üstün ahlakı en ince ayrıntısına kadar uygulamaktır.

    Dünyada ve Ahirette Güzel Bir Ahlak Yaşamanın Sırrı başlığında: Barış, huzur, mutluluk, özgürlük, eşitlik, sevgi ve kardeşlik… Bunları elde etmek için Kuran ahlakından başka yol arayanlar onlarca, yüzlerce, hatta binlerce yıl geçse de hiçbir zaman aradıklarını bulamayacaklardır. İnsanın dünyada ve ahirette rahat etmesi için tek yol, Allah'ın insanlar için seçip beğendiği İslam ahlakını yaşamasıdır.


    Kuran Ahlakını Yaşamayanların Gereksiz Bahaneleri


    Buraya kadar anlatılanların doğruluğunu hiçbir vicdanlı insan kabul etmemezlik yapamaz. Ancak yine de kimi insanlar, dünyadaki davranışlarından hesaba çekilecekleri gerçeğini kabul ettikleri halde şeytanın başka bir aldatmacasına düşmektedirler. Şeytan birtakım geçersiz bahaneler üreterek insanların din ahlakını yaşama konusunda ciddi bir çaba göstermelerini engellemeye çalışmaktadır. Şeytanın bu çabası Kuran’da şöyle bildirilir:

    Dedi ki: "Senin izzetin adına andolsun, ben, onların tümünü mutlaka azdırıp-kışkırtacağım. Ancak onlardan, muhlis olan kulların hariç." (Sad Suresi, 82-83)

    "Sonra muhakkak önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından sokulacağım. Onların çoğunu şükredici bulmayacaksın." (Araf Suresi, 17)

    Şeytanın yönlendirmesiyle ortaya çıkan bu hatalı mantıklardan bazılarını şu şekilde sıralayabiliriz:

    Çevremizde kimi zaman rastladığımız bazı insanlar dindar olmak, ahlaklı olmak gibi kavramları bilinçli veya bilinçsiz bir biçimde farklı algılayabilmektedirler. Bu kimseler ahlaklı olmayı; adam öldürmemek, yalan söylememek, hırsızlık yapmamak ve buna benzer birkaç temel davranıştan ibaret sayabilmektedirler. Dindar olmak deyince birkaç ibadeti yerine getirip en çok bilinen haram fiillerden uzak durmayı anlamakta veya genellikle kolaylarına geldiği için bu şekilde uygulamaktadırlar. Oysa ki asıl kolaylık, Kuran ahlakının tam ve gereği gibi yaşanmasındadır.

    Bu yanlış zihniyete sahip olan kimseler, Kuran'a uygun olmayan bir mantığa dayanarak Allah'ın hükümleri arasında yanlış bir önem ve öncelik sıralaması yapmışlardır. Hatta kimi hükümleri de tamamen hayatlarından çıkararak bir kenara bırakmışlardır. Kuran'da farz olduğu açıkça bildirilen birçok konu, "Yaparsan sevaptır, yapmazsan da bir şey olmaz" mantığıyla değerlendirilir. Sakınılması gereken yasaklar ise, "Allah affeder" mantığıyla rahatlıkla çiğnenebilmektedir. Oysa Kuran'ın hiçbir ayetinde böyle bir ölçüden bahsedilmemektedir. Namaz, oruç gibi ibadetler nasıl Allah'ın kesin emirleriyse, Kuran'da bildirilen diğer emir ve yasaklar da aynı şekilde tüm müminlerin uymaları gereken kesin hükümlerdir. Allah Kuran’da insanları buna karşı şöyle uyarmaktadır:

    “... Yoksa siz, Kitab’ın bir bölümüne inanıp da bir bölümünü inkar mı ediyorsunuz? Artık sizden böyle yapanların dünya hayatındaki cezası aşağılık olmaktan başka değildir; kıyamet gününde de azabın en şiddetli olanına uğratılacaklardır. Allah, yaptıklarınızdan gafil değildir.” (Bakara Suresi, 85)

    Bu konuyu şöyle bir örnekle açıklayabiliriz:

    Bir kimse toplumun ahlaki baskısının da etkisiyle zina veya hırsızlık gibi Kuran'da yasaklanan tavırlardan sakınıyor olabilir.
    Ancak bu kişi vicdanını susturarak, rahatsızlık duymadan;

    - Başkaları hakkında dedikodu yapabiliyorsa,
    - Büyüklenip, insanları küçük görüyorsa,
    - Yaptıklarını insanların rızasını kazanmak için yapıyorsa,
    - Müminlere iftira atabiliyorsa,
    - Yapmayacağı bir şeyi söylüyorsa,
    - Kuran'da bildirilen vakitlerde ibadetlerini yerine getirmiyorsa,
    - Kuran'da tarif edilen yasak tavırlardan sakınmayı kendince önemsiz görüyorsa,

    bu kimsenin Kuran'da bildirilen güzel ahlakı tam olarak yaşadığını söylemek mümkün değildir.

    Bu kimselerin düştükleri en büyük hatalardan biri ise, Kuran'da bildirilen hükümlerden birkaçını yerine getiriyor olmalarından dolayı kendilerini yeterli görmeleridir. Elbette ki Allah Katında Rabbimiz’in rızası hedeflenerek yapılan her bir ibadetin karşılığı vardır. Ancak bile bile gözardı edilerek bir kenara bırakılan ibadetlerin de büyük sorumluluğu vardır. Namazını kılan, orucunu tutan bir kimse eğer tüm bunları samimiyetle yapıyor ise Allah'ın izni ile ahirette yaptıklarının karşılığını alacaktır. Ama bilgisizlik ya da cahillik söz konusu olmadığı halde Kuran'daki diğer hükümleri bile bile önemsemiyor ve yerine getirmiyorsa, ahiret günü beklemediği bir durumla karşılaşabilir. (En doğrusunu Allah bilir).

    Bir başka geçersiz bahane ise Kuran ahlakına dair tüm davranışların uygulanabilmesi için, sözde dünya işlerinden tamamen uzak durulması gerektiği düşüncesidir. Bu düşünceye sahip kimseler, bu üstün ahlakı ancak “peygamberler ve bazı özel ilim sahibi kişilerin yaşayabileceğini, kendilerinin bu sorumluluğu yerine getirmeye güçlerinin ve zamanlarının yetmeyeceğini” iddia ederler. Oysa ki, Allah insanlara güç yetiremeyecekleri yükü yüklemeyeceğini, müminlerin dünyadan kendilerine düşen payı unutmamaları gerektiğini ve insanlar için kolaylık dilediğini Kuran ayetlerinde açıkça bildirmiştir:

    “… Allah, size kolaylık diler, zorluk dilemez. (Bu kolaylık) sayıyı tamamlamanız ve sizi doğru yola (hidayete) ulaştırmasına karşılık Allah'ı büyük tanımanız içindir. Umulur ki şükredersiniz.” (Bakara Suresi, 185)

    Kuran ahlakının Kişiye Kazandırdığı Üstün Özellikler başlığının altında bir yazı: Kuran ahlakını yaşamakta gösterilen titizlik, kişileri her türlü olumsuz tavırdan uzaklaştırıp güzel davranışlara yöneltmesinin yanında, müminlere üstün bir kalite anlayışı kazandırır.


    Kuran Ahlakını Yaşamak Kolaydır

    Allah’ın tüm emir ve hükümleri, insanların fıtratlarına en uygun şekildedir ve hiçbirinde bir zorluk bulunmamaktadır. Rabbimiz, Kuran'da din ahlakını yaşamanın kolay olduğunu ve bu ahlaka tabi olanların işlerini kolaylaştıracağını şöyle bildirir:

    Ayetlerde de buyrulduğu üzere Kuran ahlakına uyularak sürdürülen bir yaşam, insan için Allah’ın izniyle olabilecek en güzel yaşam olmaktadır.
    Sonuç olarak şunu hatırlatmak isteriz ki; İslam ahlakını, özünde olduğu gibi kolay olarak göstermek, insanların kalplerini Kuran ahlakına ısındırmak, insanlara ayetleri ve Peygamber Efendimiz (sav)’in sünnetlerini öğretip buna göre yaşamalarına vesile olmak her Müslümanın önemli bir sorumluluğudur.

    "Ve seni kolay olan için başarılı kılacağız." (A'la Suresi, 8)

    "… O, sizleri seçmiş ve din konusunda size bir güçlük yüklememiştir, atanız İbrahim'in dini(nde olduğu gibi)..." (Hac Suresi, 78)

  10. #10
    Aktif Üye
    Üyelik tarihi
    Oct 2012
    Mesajlar
    347
    Tecrübe Puanı
    8

    Standart Cevap: Ahlak iman'dan öncemi gelir?









    Hususen İman asıldır elzemdir.İmanlı kalabilmenin şartı içi doğru doldurulmuş ahlaktır.Usulu din dört şeyle ifade edilir.Akide, ahlak,ibadat ve muamelat

+ Cevap Ver
Sayfa 1/2 12 SonSon

Benzer Konular

  1. Ahlak susarsa, iman ve ibadet te susar!
    By imanilmihali in forum Akaid
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 04-07-2014, 07:56 PM
  2. Allaha iman edip de peygamberlere iman etmeyenin iman durumu nedir?
    By MuHaMMeD in forum Soru ve Cevaplarla İslam
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 04-16-2011, 11:51 PM
  3. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 10-22-2010, 08:27 PM
  4. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 10-22-2010, 08:25 PM
  5. Uzun yoldan kuş gelir, ne söylerse hoş gelir
    By EhLiSuNNeT in forum Bilmeceler
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 07-06-2010, 08:26 PM

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
^

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278