İNANCA DAİR HUSUSLAR

Îmanın şubelerinin en başta geleni Allâh’a, peygamberlerine, Kur’ân-ı Kerîm’e ve diğer inzâl olunmuş kitapların hak olduğuna, meleklerine, kadere, hayır ve şerrin Allâh’dan olduğuna ve âhiret gününe inanmaktır. Bütün bunlar âyetlerle sâbittir.

Âhiret gününe inanmak; dünya günlerinin bir sonunun olduğuna ve âlemin fani olduğuna, kıyâmetten sonra mahlukatın diriltileceğine, haşre; kıyâmetten sonra mahlukat tekrar diriltildiğinde bir araya toplanıp hesaba çekileceğine, cennetin mü'minler için ebedî mükafat yurdu, cehennemin de kâfirler için ebedî azab yurdu olduğuna inanmaktır. Bu birçok âyetlerde beyân olunmuştur.

Allâh’ı sevmenin farz olduğuna inanmakda imanın şubelerindendir. Hadîs-i şerîfde: “Her kimde üç şey bulunursa imanın lezzetini bulur: Allâh ve Resûlu ona başka her şeyden sevgili olmak, sevdiğini ancak Allâh için sevmek ve küfre dönmeyi kendisi için tutuşturulmuş olan bir ateşe atılması gibi çirkin görmek.”

Allâh’dan korkmanın farz olduğuna inanmak, Allâh’ın rahmetine ereceğine ümidvar olmakda imanın şubelerindendir.. Kur’ân-ı Kerîm’de -meâlen- “(O melekler) Allâh’ın rahmetini umarlar, azâbından korkarlar (İsrâ, 57)” buyuruldu.

Resûlullâh Efendimiz’i sevmek, ona hürmet ve tazim imanın bir şubesidir. Hadîs-i şerîfde “Sizden hiç biriniz ben ona evladından, ana babasından, bütün insanlardan sevgili olmadıkça kâmil iman etmiş olmazsınız.” buyuruldu.

Resûlullâh Efendimiz’in Ehl-i Beytini, Mü'minlerin anneleri olan zevcelerini, Ashâb’ını, Kur’ân-ı sevmek de îmanın bir şûbesidir.

Îmanın altmış veya yetmiş kûsur şubesinden son şûbesi yoldan eziyet veren şeyi kaldırmaktır.