Kelime-i şehadet, Kelimei şehadet getirmek

“Eşhedü enlâ ilâhe illallâh”:

Ben inanır, ikrar ve tasdik ederim ki, Allâh’tan başka ilah yoktur; hak olarak Allâh’tan başka ibadet edilecek ilah yoktur.

“Ve eşhedü enne Muhammeden abduhû ve resûluhû”:

Ben ikrar ve tasdik ederim ki, Muhammed Allâh’ın resûlü ve kuludur; Allâh’ın sevgili ve seçtiği kuludur.

Allâhü Teâlâ onu âlemlere rahmet, bütün insanlara ve cinne peygamber olarak göndermiştir.”

Her kim bu iki şehadet kelimesini, içten ve samimi olarak söylerse, iman ve cennet ehlinden olmuş olur. Bir hadîs-i şerîfte Resûlullah (s.a.v) Efendimiz şöyle buyurdu: “Bir kul gece veya gündüzün bir anında Lâ ilâhe illallâh derse amel defterindeki günahlar silinir, yerine onlar kadar sevap yazılır.”

Bazı hadîs-i şerîflerde “Muhammedün Resûlullah” sözü olmadan “Lâ ilâhe illallâh” kelimesi geçmektedir. “Muhammedün Resûlullah” sözünün zikredilmemiş olması, onun “Lâ ilâhe illallâh” ile beraber olduğu murad olunduğu ve bilindiği içindir. Bu ikisi birbirinden ayrılmaz. Zira bir kimse sadece “Lâ ilâhe illallâh” dese ve “Muhammedün Resûlullah” demese Müslüman olmuş olmaz. “Lâ ilâhe illallâh” ve “Muhammedün Resûlullah” bir şehadet hükmündedir ve bir kelime hükmünde iki kelimedir.

Zira Allâhü Teâlâ şöyle buyurdu:

“Ey iman edenler! Allâh’a ve peygamberi (Muhammed aleyhisselama) îman ediniz.” (Nisâ sûresi, âyet, 136.)

Allâhü Teâlâ, şehadet kelimesini son sözümüz eylesin ve kelime-i şehadet sözleri ile diriltsin. Kelime-i şehadeti ve onun gereği olarak yapmış olduğumuz ibadetleri mizanımıza koysun. Âmin.

Bu iki kelimenin gerekleri olan amelleri terk etmemelidir.