İMAN NE DEĞİLDİR?
İman; yaratana, tekkudret ve ikram sahibine can-ı gönülden bağlanmak, O'nun buyruklarına uygun yaşamak,yap dediğini yapmak, yapma dediğinden uzak kalmak, söylediğine tamamıylainanmaktır.
İman;
1. Bazen veya bazı şeylere inanmamak,
2. Hoşumuza gitmeyen şeyleri önemsememek,
3. Menfaat veya makam uğruna gösteriş yapmak,
4. Allah'ın rızasından başka bir şeyi gözetmek,
5. İnsanları memnun etmek,
6. İnanmadığı halde inanır görünmek,
7. İmanın ibadet ve ahlak boyutunu yok saymak,
8. Yaptığı ibadet sonucu güzel ahlak kazanmamak,
9. İnanmak fakat o şekilde yaşamamak,
10. Ahirete dalıp bu dünyadan vazgeçmek,
11. Zamanın gereklerini imana mani göstermek,
12. Ahlaksızlığa, zulme müdahaleye itina göstermemek,
13. Kendisi iman ettiği halde çevresine ışık saçmamak,
14. Okumakla, ibadet etmekle iman kazanılır zannetmek,
15. Nesillere öğretmekte, bildiğini paylaşmakta aciz kalmak,
16. İnandığı halde inananlar yerine inanmayanları dost edinmek,
17. Kişi veya toplum baskısıyla inandıklarından kısmen veyakısa süreli de olsa vazgeçmek,
18. Yürekten, kalpten değil fakat dilde sözle ifade etmek,
19. İnanç veya inançsızlıkta aşırı gitmek, haddi aşmak,
20. Başkalarını zorlamak ve kınamak, şiddet uygulamak,
21. Bilmediği konularda yorum yapmak, yanlış yönlendirmek,
22. Böbürlenmek, büyüklenmek,
23. Akidesi az veya zamanı kısıtlı olanları aşağılamak,yargılamak,
24. İman ettiği halde bitki, ağaç, tabiat mahlukatı gibidiğer canlı ve cansızlara kötü muameleden çekinmemek,
25. Cimrilik yada eli çok açıklık yapmak,
26. İyilik ve sevap peşinde koşmadan sadece günahlardankaçınmaya çalışmak,
27. Sadece para vererek mali ibadetlerden kurtulduğunusanmak,
28. Yaptığı iyiliği veya verdiği zekatı başa kakmak,
29. Akrabayı, komşuyu gözetmemek, hak ve hukuka riayetetmemek, küslükleri uzatmak,
30. Nihayetinde tüm işlerde Allah rızası yerine başka şeylerummak İMAN ETMEK değildir.
Bu örnekleri yüzlerce çoğaltmak mümkün. Özetinde sevapkazandıracak şeylere yönelmek, iyiliği teşvik etmek ve güzellikte yarışmak,günah kazandıracak şeylerden uzak durmak ve kötülüklerle, zulmedenle mücadeleetmek imanın toplamıdır. Sevap veya fayda getirmeyecek günlük işlerde bile hepkalbe müracat etmek ve tüm işlerde Allah rızasını gözetmek imanın temelidir.
İman eden dinin direği namaza, dinin köprüsü zekata dörtelle sarılır. İnfak etmedikçe, ihtiyaçtan fazlasını değil de bazı kaideleresığınarak sadece alimlerin emrettiği nispette iyilik yapmayı yeterli buldukçaiman güçlenmez. Rızkın Allah'tan olduğunu unutup gelecek için yastık altınapara koydukça, faize zamane gereği olarak baktıkça yürekler güçlenemez.
Kötülükten kaçınmak sevabı az artırır. Sevap için iyilikyapmak gereği ortadadır.
Mümin bir haksızlık gördüğü zaman müdahale eden, gücüyetmezse sözle itiraz eden buna da gücü yetmezse kalbiyle karşı çıkandır.
Allah imanı, hidayeti, hikmeti dilediğine verir. Kalp vegönül gözünü açacaklarını da, kör ve sağır, dilsiz yapacaklarını da kendisibilir. Başkalarını yadırgarken dıştan görünüşe bakmak yanıltıcıdır. O kişininiman derecesini sadece Allah bilir. Olur ki en küçük bir iyilik Allah katındamükafatların en büyüğüne mazhar olsun. Bu nedenle içini bilinemeyeceği içinkişilere dış görünüşleri veya maddi durumları ile hüküm vermek insafsızlık vebüyük günahtır.
İşte bilmek bu anlamda önemlidir. Dini tefsire, akideye,fıkıha sahip olunmadıkça başkalarının söylediklerine itibar etmek durumundakalınır. Okumak, okuduğunu anlamak önemlidir. Bunun bir yolu da özellikleKur'an'ı Arapça'nın yanısıra Türkçe okumaktır. Kutsal olan Arapça değilKur'an'dır. Arapça okumak zor ve yıllar isteyen bir iştir. O zaman bileokuduğunu anlamak ve okuyup yazarken hata yapmamak mümkün değildir. Bu nedenlenamaz türü ibadetlerde Arapça'ya fakat diğer okumalarda Türkçe'ye yanianlaşılan dile ağırlık vermek dinin gereğidir. Çünkü Oku! Emriyle başlayanKur'an kendisinin okunup anlaşılmasını ister. Dinin yüzyıllar boyu devam edenyarası aslında budur. Din adamları hariç sokaktaki bir insanın Arapça öğrenmesiuzun yıllar emek ve zaman ister. Ara verildiği anda başa dönülür. Bugün enyaygın İngilizce lisanını bile anadili gibi konuşan Türk yok gibidir. O haldeanadili gibi Arapça bilen kaç kişi vardır? Okuyup anlaşılmazsa başkalarınıdinlemek zorunda kalınır. Bu zaman akıl kullanılamaz ve söylenen yapılır. Bu dainsanı çıkmaz yollara sürükleyebilir.
Son söz; bugün hemen bir kahveye girin veya cuma namazıvakti cemaate Fatiha suresinin veya namazda ayakta, rükuda veya secde desöylenen kelimelerin ne anlama geldiğini sorun! Malesef bilenler az olacaktır.Oysa özellikle namazda o sure ve kelimelerin seçilmesinin bir gayesi vardır. Ogaye dinin, yani Müslüman olmanın ahdi, sözü, Allah'a yalvarmanın gereğidir.İmanın en yüksek mertebesi o söz ve surelerde gizlidir. Kul olmanın en acizhalinde, Allah'ın huzurunda olunan o esnada insanın Allah'la adeta konuşurkenne dediğini bilmemesi, öte yandan Allah'ı hoşnut edecek şeyler söyleyememesi nekötüdür? Bu nedenle öncelikle namaz dua ve surelerin, sonra tüm Kur'anın en azbir kere Türkçe okunması lazım gelir. Sonra dileyen Arapça okuyabilir. Mezarziyaretlerinde okuduğumuz Yasin suresinin ne anlama geldiğini bilmez isek onusadece bir dua suresi kabul ederiz. Oysa o surede anlatılan o kadar çok şeyvardır!
Bu Allah korusun yanıltır veya aciz bırakır. İnsanoğluna lütfedilenakıl, ruh ve şuurun önemi bu nedenle büyüktür. Kâfir veya müşrik olanlarlairtibat genelde kolaydır. Çünkü bu insanların rengi ve istikameti bellidir.Fakat Müslüman için asıl tehlikeli olan münafıklardır. İnsanlar arasında müminvaziyetinde yaşayıp sinsice hesaplar yapanlar müslüman çoğunluğa tahminedilemeyecek zararlar verirler. Başka dine mensup insanlardan selamıesirgememek fakat müminler yerine onları dost edinmemek lazım gelir. Aksionların İslamiyet’e düşmanlığını daha çok artırır. Hele ki müşrik ve kâfirlerinçocuklarına bir gün iman eder gözüyle çok daha şefkatli yanaşmakta faydavardır. Allah kimseye gücünün ütünde yük yüklemez. Rızkı kendisi dağıtır. Buyüzden toplumda bazıları fakir bazıları zengindir. Bu nedenle zenginlerinfakirlere başka gözle bakması ellerindeki nimete haksızlık, Allah'a karşı büyükgünahtır. Aslolan herkesin elindeki imkân kadar iyilik etmesidir. Her zengininpayında, dikilen her bitki veya ağacın meyvesinde fakirlerin de kuşların dahakkı vardır. İşte iman bu incelikle ele alındığında kişi de toplum da huzurakavuşur. Aksi insanı küfre toplumu kaosa sürükler. Yöneticilerin burada görevidaha da büyüktür. Çünkü İslamiyet Kur'an ve hadisler yanı sıra yöneticilereitaati de emrediyor. Ne şekilde olursa olsun yöneticiler hak ve adaletleyönetmek durumundadır. Partizanlık, kayırma veya başkaca adil olmayan tutumsergilemek ahlaken de dinende en kötü suçlardandır. Unutulmamalıdır ki;yöneticilerin açtığı kötü çığırın (hem kendisinin, hem uyanların, hem mağdurolanların, hem gelecek nesillerden o çığıra uyup adaletsizlik yapacakların)vebali o çığırı açana aittir.
Umulacak şey Allah'ın sevgili kulları arasına girebilmektir.Herkesi kandırmak mümkündür. Lakin Allah'ı kandırmak mümkün değildir. Bizekalbimizden, şah damarımızdan yakın olan Rabbi aldatmak uğruna verilen emeklerbeyhudedir. Yapılan uzun süreli emekleri bir çırpıda yok etmekte mümkündür. Bucihetle iman sürekli olmalı ve artarak güçlenmelidir. Aksi halde iman zamanlazayıflar ve yok olur. İmanı güçlendirecek şey ise ibadet ve güzel ahlaktır.Attığımız her adımı birileri gözetlerken, içimizden geçenleri bile melekleramel defterine yazarken inanmak ve bu inanca uygun yaşamalıyız.
Şeklen değil kalben iman etmeli, diğer mahlûkattangörevlerini tam yapanların da (güneş, rüzgar vb.), el, ayak gibi tüm organ vederilerimizin de ahirette aleyhimize şahitlik edeceği unutulmamalıdır.
Oysa Yüce Allah haşmetiyle cehenneme göndermek istemediğini,cennetlerde insanı ağırlamak ve sonsuz hayatla müjdelemek istediğini söylüyor.Bu geçici ve süslü dünya hayatına dalıp, cin ve insan şeytanlarına, nefse uymakbu hediyelerden mahrum edecekse, kalıcı ve harikulade cennet yaşamı için çabasarf etmemenin bir açıklaması olabilir mi? Bunun için sadece iman etmek, imanıgüçlendirmek ve Allah kabul ederse bu esasa göre yaşamak yeterlidir.
Allah kimsenin emeğini zayi etmesin, Allah herkesin imanınıarttırsın, Allah dinimizi bu günlere kadar tertemiz ulaştıran baştapeygamberimiz ve sahabeler olmak üzere tüm ecdadımıza merhamet eylesin, Allahtüm müminlere ufak kusurlarını bağışlayıp cennetini bahşetsin. AMİN!