İMAN YOKLUĞU HER FELAKETİN BAŞIDIR
İnsan denen varlık uçsuz bucaksız kâinatta beden olarak birzerre kadar ufak fakat ruh, akıl ve şuuruyla bir dev galaksi kadar hikmetli veşanslıdır. Çünkü kendisine bahşedilen bu nimetler sayesinde kâinatın en değerliprojesidir ve inşallah sonsuz yaşamda cennetin varisidir. Kendisine bahşedilmişbu olağanüstü değerlere ödeyeceği tek bedel iman etmektir.
Yüce Allah kâinatı, yeri, göğü ve arasındakileri ve yerinaltındakileri ve denizin koyu karanlıklarındakini ve çiçeğin, arınınkanadındakileri, suyu, bulutu, yağmuru insana uygun bir ortam ve yaşamındevamına bir olanak sağlamak için yaratmıştır. Mükemmel ötesi bu güzellik venimetler için insanın ödemesi gereken tek bedel iman etmektir.
Allah insana kulak, göz, kalp, akıl, ruh, şuur, vicdan ihsanetmiş, öğrenmesini, tanımasını, takdir ve şükretmesini, anlamasını, sonuççıkartmasını nasip etmiş, sevmesini, gülmesini, ağlamasını, özlemesiniistemiştir. Bunun için de insanın tek ödemesi gereken bedel iman etmektir.
Kısaca hayatın maddi ve manevi tüm oluşumuna, güzelliklerineve insana verilen değere teşekkür ve minnet olarak insanın ödemesi gereken tekbedel iman etmektir. Her şeyin başı olan iman olmadan ibadet te, ahlak ta,insanca yaşamak ta olmaz, cennete vasıl olmak ta. İman olmadan Yaratan'ı bilmek,şükretmek, dilemek olmaz. İman olmadan hayatın gayesini anlamak, rüzgârda,güneşte, yağmurun ve toprağın kokusunda Yüce Allah'ı görmek te olmaz. İmanolmadan hiçbir şey olmaz.
Yaşadığımız toplum elhamdülillah ağırlıklı olarak Müslümanbir toplum. Herkes Kelime-i şahadet getirmiş, farzları öğrenmiş, nadir de olsanamaz kılmış, oruç tutmuş ve zekât vermiş vaziyette. Görünüşe göre imanlarsağlam, ibadetler yerinde, ahlaki duruşlar zirvede. Herkes namuslu, herkesvergisini zamanında veriyor, katiller başkaları, zulmedenler gayri müslim, yeretükürüp çöp atanlar bizden değil. Sokaktaki hayvanlara kötü davrananlar,gereksiz ağaç kesenler, zina edenler, harama el uzatanlar, yaşlılar veengellilerle alay edenler, devlet malını talan edenler, kul hakkı yiyenler hepbaşkaları.
Sokaklar keşke bu denli temiz, emin ve dürüst olsaydı. Amadeğil!
Müslüman mahallesinde yaşıyor, iman ettik diyor ama gereğiniyapmıyoruz. Cami avlusunda bile aklımızda hep başka şeyler var, cemaatlenamazda iken bile cep telefonumuz açık. Kişisel durumumuz topluma da yansıyorve vatandaşlarımız, daha derinlerde tüm Müslüman camiası içler acısı vaziyette.Hutbelerde ideoloji korkusuyla olsa gerek İslama en büyük katkıyı yapmış eşsizönder Mustafa Kemal Atatürk'e, Mustafa Kemal deyip "Atatürk"diyemiyoruz!
Dünya kâfirin cenneti, müminin zindanıdır diyerek dünyahayatından vaz mı geçiyoruz? Yoksa gerekeni yapmıyor ya da ne yapmamızgerektiğini bilmiyor muyuz? Yahut iman ediyor görünüp etmiyor muyuz? Münafıkmıyız? Münafıklara boyun mu eğiyoruz?
Acı fakat bugün son dine mensup ve temizlik, adalet ve imanaherkesten çok değer veren bizden gerilerde olması gereken diğer batılı ülkelerve eskimiş dinler bilimde, sanatta, toplumsal yaşamda, ahlak ve hukukparametrelerinde, ekonomi, adalet ve refah göstergelerinde bizden çok önde.
Talan edilen, karışıklıklarla boğuşan, kardeş kardeşedüşürülen, kandırılan, bilime hak ettiği değeri vermeyen, kaynakları sömürülen,ağaçları kesilen, nükleer artıklara ev sahipliği yaptırılan, fakir, cahil,sokakları pis, toprakları kan gölü olan ülkeler hep Müslüman ülkeler. İnsanıniçi acıyor.
Bir şeyler noksan! Bu noksan iman noksanı.
İbadete gömülmüş veya ibadetsiz sadece ahlaklı yaşamayımazeret edinmiş insanların ne yazık ki imanları arzu edilen seviyede değil. Hepimiziçin geçerli olan bu kural hakkında söylenecek çok şey var. Ama özünde Hak'kainanıyor, hakkını vermiyoruz.
Arapça'ya sarılıp Türkçe'yi reddediyor, Kur'an'ı anlayarakokumak farz olduğu halde okumuyor, tarikatlere girmeyi, birilerine üye olmayı,birilerine oy vermeyi cennetin anahtarı sayıyor, aldanıyoruz. İmtihanedildiğimizi unutup, dünyevi arzulara teslim oluyoruz.
"Yoksa siz; Allah, içinizden cihad edenleri (sınayıp)ayırt etmeden ve yine sabredenleri (sınayıp) ayırt etmeden cennete gireceğinizimi sandınız?" (Al-i İmran 3/142)
Kendimiz yapmadığımız gibi ailemize veya bize yakın olanlarada bu doğrultuda nüfus etmiyoruz. Bilmiyor, öğretmiyor, anlatmıyor vearamıyoruz. Onlara bizimkinden çok daha karanlık bir gelecek bırakırkençocuklarımızı tehlikeli ellere teslim ediyor, yanlış şeyler öğrenmelerine sesçıkarmıyoruz.
Okumuyor, dinliyoruz. Ne yapacağımızı Allah'ın kitabıönümüzde dururken hep başkaları bize söylüyor. Spor ve siyasetten boğulacakhalde modern yaşamı ve dini çok geri sıralara atıyoruz. Modern zamanmasallarına, pembe dizilere, evlenme programlarına gömülüp imanın gereklerinibilinçaltına atıyor, ibadet ve ahlaklı olmayı emeklilik yıllarına erteliyor,daha da tehlikelisi İslam'da emredilmeyen ruhban sınıfının değişik kisveler altındateşkiline hep beraber çanak tutuyoruz. Mükemmel dinimizi inançsızlığımızla,okumamakla, yanlış rehberler edinmekle kirletiyor en azından hakkınıvermiyoruz.
Kendimizi kurtaramadığımız için de etrafımıza ışık olamıyor,koyu bir karanlık gibi yokluklarda kayboluyoruz. Yaşam bu haliyle gün saymaktanöte gidemiyor ve boşa geçen her dakika ziyanda olduğumuzu idrak edemiyoruz.Gösteriş ve aldatmaca dolu gövde gösterilerimizle, nereden kazanıldığı belliolmayan paralarla yapılan şaşalı iftar yemekleriyle ibadetli görünmeyeçalışırken temeldeki taşların yani iman temelinin eğriliğine dikkat etmiyoruz.
İman giderse olacakların farkında değiliz! Uçurumunkıyısında olduğumuz halde hala gülebiliyoruz.
İman olmadan ne ibadet ne ahlak olur. Yüce Allah kendisineimana davet ettikten sonradır ki ibadeti emreder. Müminlerin en güzeliniPeygamberimiz en ahlaklı diye tarif eder. İbadetimizin ve ahlakımızın ilk adımıiman etmekken... Allah'ın buyruklarına uymak demek olan imanı reddedip,gereğini yapmayıp, gösterişle secdelere varmak, Maun suresi Müslümanlığıdır.Her türlü ahlaksızlığı yapıyorken cami avlusuna adım atabilmek sahtekârlıktır.
Herkesi aldatmak mümkündür ama Allah herşeyi bilen, işitenve görendir!
Bireyin de, toplumun bugün geldiği noktanın da sorumlusuiman etmeyenlerdir.
Müslüman mahallesinde salyangoz satanlar, mümin gibi sokulupyürekte patlayan münafıklar nedeniyle altına girilen toplumsal vebal yapana,destekleyene ve göz yumana, yani hepsine birdendir. Bu fani dünyada güzel vehayırlı iş yaparsanız, salih amelleriniz sizi ahirette de takip eder ve sevapdefteriniz hep açık kalır. Aksine iman etmeyerek ya da gereğini yapmayaraktopluma kazandırdığınız bir kötülüğün o anda, sonrasında, o yanlış değişmediğisürece vebali ilelebet sizedir. Ölseniz de kurtulamazsınız. Bu anlamdayöneticilere çok daha fazla iş düşer.
Birlik, refah, huzur ve kardeşliği temin ile görevli olanyöneticiler adil ve ahlaklı olursa sevabı, aksine davrandıkları takdirde vebalibu gücü bizzat kullananlara ve onları yöneticiliğe seçenleredir.
Bunu yapmadığımız içindir ki dünyada yaşayan iki milyarMüslüman yokluk ve acı ile boğuşmaktadır. Gerek birey ve gerek toplum olarakMüslüman olmanın, iman etmenin, kul olmanın hakkını vermeli, iman ederek,sınandığımızı bilerek, dünyanın imtihan olduğunu bilerek, adaletle hükmetmeninAllah emri olduğunu bilerek davranmalı ve çevremizde böyle davrananlarla dostolmalıyız. Çünkü Yüce Allah kâfirlerle dost olmamızı değil müminlerle kardeşolmamızı emreder. Allah iyiliği emreder, hayasızlığı yasaklar. hayasızlara,ahlaksızlara meyleden, hoş gören de onlar gibidir.
"Şüphesiz Allah, adaleti, iyilik yapmayı, yakınlarayardım etmeyi emreder; hayâsızlığı, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O,düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor." (Nahl 16/90)
Görülecektir ki ahlak ve adalet kazanırsa huzur ve refaholacak, Allah ve iman yolunda atılan minik adımlar tazecik barış filizleridoğuracak, sevgi ve hoşgörü toplumda egemen olacak, bir süre sonra İslami yaşamdünyaya egemen olacaktır.
İşte bugünlerde noksanımız bu yüzden imandır. Her koyunkendi bacağından asılır. Ahirette anne karnındaki bebeğini düşünmeyecektir. Buyüzden Allah'ın bahşettiği kalp, kulak, göz ve akıl ile iman etmek, ahlaklı veibadetli yaşamak mümine yakışandır.