Kuran'ın "Andolsun, onlara: "Gökleri ve yeri kim yarattı, Güneş'i ve Ay'ı kim emre amade kıldı?" diye soracak olursan, şüphesiz: "Allah" diyecekler. Şu halde nasıl oluyor da çevriliyorlar?" (Ankebut Suresi, 61) ayetiyle, bazı insanların kendilerini yaratanın ve her an nimet verenin Allah olduğunu bilmelerine rağmen, bu gerçekten uzak bir yaşam sürdüklerine dikkat çekilmektedir. Gerçekten iman etmiş olan müminlerin ise en önemli özelliklerinden biri, hayatlarının her anında, her yerde, sergiledikleri her tavır ve yaptıkları her konuşmayla Allah'a olan samimi imanlarını ve bağlılıklarını ortaya koymalarıdır. Allah'ı dünyadaki herkesten ve herşeyden çok daha fazla severler. Allah'ın kudretine, aklına, ilmine, sanatına ve üstün ahlakına karşı derin bir hayranlık duyarlar. Dünyada Allah ile dost olmak, Allah'ın sevgisini kazanmak isterler. Gelmiş geçmiş tüm insanlar arasında Allah'a olabilecek en yakın insan, O'nun en sevdiği kulu olmaya çalışırlar.
Böylesine derin bir sevgi, bu kimselerin konuşmalarına da yansır. Her sözleri Allah'ın adını anıp yüceltmeye, O'nun rızasını kazanmaya yöneliktir. Allah'a olan sevgilerinin, insanlara duydukları sevgiden çok daha fazla olduğu, insanları Allah'ın birer tecellisi olarak sevdikleri tüm konuşmalarından açıkça anlaşılır. Tüm insanları yaratanın, kendilerine dünya hayatının güzelliklerini sunanın Allah olduğunu bilirler. Bu nedenle gördükleri her güzellik, kendilerine ulaşan her iyilik ya da yöneltilen her sevgi yine Allah'tan kendilerine gelen nimetlerdir. Tüm bunlar Allah'ın kullarına olan sevgisinin, merhametinin ve lütfunun birer tecellisidir. Öyleyse, insan kendisine ulaşan her nimetin şükrünü Allah'a yapmalı, minnettarlığını asıl olarak Allah'a yöneltmelidir. İman edenler bu gerçeği kavradıkları için, Allah'ın herşeyin ve herkesin üzerinde olduğunu bilen bir üslup kullanırlar. Kuran'da, müminlerin Allah'a olan bu sevgileri ve bağlılıkları şöyle ifade edilir:
İnsanlar içinde, Allah'tan başkasını 'eş ve ortak' tutanlar vardır ki, onlar (bunları), Allah'ı sever gibi severler. İman edenlerin ise Allah'a olan sevgileri daha güçlüdür ... (Bakara Suresi, 165)
Bu gerçeği kavramayan insanlar ise, ayette dikkat çekildiği gibi Allah'a ortak koştukları bazı varlıkları Allah'ı sever gibi severler. Bu insanların sohbetlerinde Allah'ı hakkıyla takdir edemediklerine ve başka varlıkları O'ndan üstün tuttuklarına dair ifadelere sıkça rastlanır. Kimileri para, mal-mülk ya da itibar gibi dünya hayatının süslerini, kimileri de sevdikleri insanları Allah'a ortak koşan bir üslup içerisindedirler. Kimileri Allah'a iman ettiklerini söyler ama, dostlarını Allah'tan daha üstün tutan bir konuşma üslubu kullanırlar. Allah'tan gafil bir şekilde konuşan birini gördüklerinde bu durumdan rahatsız olmaz ve karşılarındakini uyarmazlar. Ancak sevdikleri insanlardan herhangi birine yönelik yanlış bir söz söylendiğinde bu duruma hemen karşı çıkarlar. Sevdiklerinin aleyhinde asla bir söz söyletmez ve haksızlık yaptırmazlar.
Tüm bu yanlış tavırlar, Allah'a iman ettiğini söyleyen ama kalben bu inancı yaşamayan insanların samimiyetsizliğini ortaya koyar. Salih müminler ise en çok Allah'ı sever, sözleriyle en çok O'nu yüceltir ve O'nu herşeyin üstünde tutarlar. Allah'a veya dine isyan eden üslupla konuşan bir kimsenin sohbetine asla katılmazlar. Eğer ona doğruyu anlatabiliyorlarsa anlatırlar; eğer bu kimse anlatılanlardan öğüt almamaya kararlıysa, bu durumda onun inkar dolu sözlerini dinlemezler.
Bir filmde ya da bir şarkıda bile olsa, Allah'ın hükümlerine açıkça karşı gelen bir sözün yer aldığı bölümleri dinlemez ya da izlemezler. Şartlar ne olursa olsun Allah'ın razı olmayacağı bir söz söylenmesini kabul etmezler. Böyle bir mecliste yer almazlar. Çünkü Allah Kuran'da bu konuda Müslümanları şöyle uyarmaktadır:
O, size Kitap'ta: "Allah'ın ayetlerinin inkâr edildiğini ve onlarla alay edildiğini işittiğinizde, onlar bir başka söze dalıp geçinceye kadar, onlarla oturmayın, yoksa siz de onlar gibi olursunuz" diye indirdi. Doğrusu Allah, münafıkların ve kafirlerin tümünü cehennemde toplayacak olandır. (Nisa Suresi, 140)
Bu şuurla hareket eden Müslümanlar hayatlarının sonuna kadar her an her yerde İslam ahlakını sahiplenir, savunur ve desteklerler. Allah'a olan sadakatlerini ve O'nu herşeyin üzerinde tuttuklarını her sözleriyle, her tavırlarıyla ortaya koyarlar.