ÇERKESLERDE SOFRA ADABI-YEMEK KÜLTÜRÜ



Farklı toplum birimlerin, sadece değişik yiyecekleri değil, bu yiyeceklerin hazırlık biçimleri de, tarihe doğru gidildikçe, temel farklar göstermeye başlar. Eski toplumda yiyeceğin türü kadar önemli olan, onun, haşlama, kızartma, çiğ, sulu vb. olarak hazırlanıp hazırlanmamasıydı da.. Bunun izlerini, eski “düğün, ölüm, nişan, doğum” gibi tören yemek türlerinde açıkça görürüz.

Aslında bu konu öylesine şeffaf bir yansıtıcıdır ki, sadece yemek düzenine bakmak bile, ilgili topluluğun devraldığı geleneklerin dayandığı toplum birim ilişkilerini, hiç olmazsa ana hatlarıyla çözümlemeye, fikir edinmeye yeter.

Yemek düzeninin, “Kadın, erkek ve çocuk sofraları” biçiminde ayrıldığı toplum birimleri ile “erkek, kadın ve çocukların birlikte yemek yedikleri” topluluklar yemek yemeleri ve yiyecekleri farklı şekilde biçimlenmiş atalarından gördüklerinden ötürü böyle davranırlar.

Çerkeslerin yemekleri kendilerine has özellikler taşır. Yemekler daha çok et ve süt ürünlerine dayanır. Sebzeye pek itibar etmezler. Şişmanlığı kınayan Çerkeslerin kuvvetli ve sağlıklı bünyeye sahip olmalarının yemek kültürleri ile doğrudan alakası vardır.(Ancak günümüzdeki hareketsiz bir yaşamda sebze ağırlıklı beslenme önerilir)

Çerkesler ekmek yerine pasta(baste) dedikleri ve ufak darı veya mısır unundan pişirilmiş lâpayı tercih ederler.

-Çerkeslerde insanların nezaket imtihanından geçtiği yerdir yemekleri medhetmek gibi inceliklere dikkat etmek gerekir.

-Adige sofrasına yaş sırasına göre oturulur, yaşlı her zaman söz hakkı olan, yemek sofrasında baş köşede yer alan, o yatmadan kimsenin odasına çekilmediği, erken kalkıp bir ihtiyacı var mı diye bakılan değerli kişi olmuştur. Gelin yanında az konuşmuş, hatta hiç konuşmamış damat ise ortalarda ona görülmemiştir

. -Ev sahibi büyük olarak sofraya oturmaz. Onun yerine aynı soydan gelen yakın komşu büyüğü oturur.

-Küçükler zorunlu olmadan büyüklerle birlikte sofraya oturmazlar.

-Şayet bir misafir varsa yemeğe başlamadan önce ev sahibi güzel bir konuşma

yaparak iltifat eder.

- Adige sofrasında, genellikle sofra süresi uzun tutulur. Şarkılar söylenir ve konuşmalar yapılır misafir varsa sofraya oturanların en yaşlısı dua eder (xouxue yapar). Diğerleri de ‘’amin’’ der. Önce duayı yapan yaşlı ‘’ Bismillah’’ der ve yemeğe başlar. Diğerleri de başlarlar. Yaşlılar yavaş yavaş ve aralarında sohbet ederek yemeye devam ederler. (Amacı yemek ve (varsa) içkinin dokunmamasıdır) Gençler de onları takip ederler, nazik olurlar ve ağır ağır yemek yerler. Yaşlılar sofradan çekilmedikçe gençler çekilmezler. Doysalar dahi yavaş yavaş yemeğe devam ederler. Yaşlı adam ‘’Elhamdülillah’’ der çekilirse gençler de onu takip ederek çekilebilirler..

-Tx'amade'den izin alınmadıkça kimse sofradan kalkmaz, sofra mahallini terkedemez. Bu hareketi yapanları önceleri tekrar sofraya alınmazlardı. Daha sonraları çeşitli cezalar verilmesi şeklinde uygulamalara başlandı. Ayrıca kendisine soru sorulmadıkça ve Tx'amade izin vermedikçe kimsenin konuşma yetkisi yoktur. Herkesin konuşmaya başlaması halinde grup dağılmış sayılır. xabze uygulanmaz.

-Geç kalan geldiği zaman, yaşça büyük olanlar ayağa kalkar. Fakat kim gelirse gelsin Tx'amade ayağa kalkmaz.

- Çerkeslerde kahve yoktur. Onun yerine çay verilir.

-Adige sofrsında içki içmeye zorlamak adet değildir.
- Adige sofrasında bayanlar da oturuyorsa, bu bayanların içki içmeye zorlanması adet değildir. Ancak içmek isteyen bayana aynen erkeklerde olduğu gibi içki servisi yapılır.

-Yemekten sonra da misafir bir teşekkür konuşması yapar.

-Adige sofra adetine göre, temenni konuşması yapması gereken kimselere ve isteyenlere Tx'amade söz verir, izinsiz konuşma yapılmaz., sofrayı açan ve kapatan sofra Thamade'sidir.

- Sofranın güzelliği ve yenilenin, içilenin rahat hazmedilmesi, sofra Thamade'sinin maharetine, sevk ve idaresindeki başarısına bağlıdır. Bu nedenle Adige sofrasında Thamade seçimine ve Thamade'lik olayına çok önem verilmiştir.

-Kadınlarını, çocuklarını, erkeklerden “ayrı sofra”ya oturtan, onları “farklı vakit”lerde yediren bir topluluk, bunu, kadınları veya çocukları aşağıladığı için yapmış değildi.

Bu tamamen beraber yaşantının bir gereğidir. Toplumu ayakta tutan otoritedir ve bu otoritenin asla bozulmasına izin verilmemelidir.



Saygının ve sevginin eksilmediği toplum için hep birlikte………



TYKO Hayrettin TURAN