+ Cevap Ver + Yeni Konu aç
1 sonuçtan 1 ile 1 arası

Bir alimin nasihati

 İslam da Aile İslamda Kadın Katagorisinde ve  İslam da Aile Hayatı Forumunda Bulunan  Bir alimin nasihati Konusunu Görüntülemektesiniz.=>Bir alimin nasihati [Mısır meliki Efdale nasihati] Ey Emir-ül-müminin! Bu saltanat senden öncekinin ölmesi ile eline geçti. Senden önceki, şimdi bu saltanattan ölmek suretiyle uzaklaştığı gibi, sen de uzaklaşacaksın. Bu ümmetin üzerine aldığın işler hususunda Allahü teâlâdan kork. Zira Allahü teâlâ, iğneden ipliğe kadar seni hesaba çekecektir. Allahü teâlâ Kur’an-ı ...

  1. #1
    Site Kurucusu
    Üyelik tarihi
    Jul 2009
    Yer
    NEW YORK
    Mesajlar
    1.445
    Tecrübe Puanı
    12

    Standart Bir alimin nasihati

    [Mısır meliki Efdale nasihati]

    Ey Emir-ül-müminin! Bu saltanat senden öncekinin ölmesi ile eline geçti. Senden önceki, şimdi bu saltanattan ölmek suretiyle uzaklaştığı gibi, sen de uzaklaşacaksın. Bu ümmetin üzerine aldığın işler hususunda Allahü teâlâdan kork. Zira Allahü teâlâ, iğneden ipliğe kadar seni hesaba çekecektir. Allahü teâlâ Kur’an-ı kerimde mealen; (Rabbin hakkı için, biz onların hepsine muhakkak surette yapmakta oldukları şeylerden soracağız) buyuruyor. (Nahl 92-93)

    Biliniz ki, insanlar, emirlere tâbi olmakta, Cehennemden korkmakta ve arkadaşları ve ailesi ile münasebetlerde fıkıh ilmine çok muhtaçtır. Halk, sultandan güzel huy ve yüksek davranışlar bekler. Ahkamda ayrılıkların ve düşmanlıkların giderilmesini ister. Bu işleri halletmek için, sultanların daha fazla ilme ve hikmete ihtiyaçları vardır. İlimsiz insan, insansız şehir gibidir. Sultanda hususi, insanlarda umumi olan en güzel, şey; ilmi sevmek, onunla süslenmek ve ilim sahiplerine hürmettir. Zira bu hususta insani tarafın kuvvetine ve hayvani duygulardan uzaklığına, derecesine ve duygularının yüceliğine delil vardır. Eğer sultan ilimden uzak olursa, nefsinin arzu ve isteklerine tâbi olur ve tebasına yularsız at gibi zarar verir. Çıkmaz sokaklara girer ve uğradığı yerleri felakete uğratır. Kötü huylardan, fuhuştan ve rezillikten uzaklaşmak, ilimden ne kadar nasiplenmişse, ona göre mümkün olur. Bunların hepsi sende görülebilir. Güzelliğin artması için âlimlerin meclislerinde oturmaya, fakihlerin sohbetini dinlemeye, ilim kitaplarını, ulemanın divanlarını, geçmiş hükümdarların hayatlarını
    incelemeye çok fazla ihtiyaç vardır.

    Ey Sultan! Allahü teâlâdan korkmayı emredenden üstün, onu emretmeyenden küçük, Allahü teâlânın emrini kabul edenden ve Allahü teâlânın hükmünü öğrenenden daha kıymetli, Allahü teâlânın sıfatları ile sıfatlanandan daha şerefli kimse yoktur. İlim, Allahü teâlânın sıfatıdır. Allahü teâlâ, ilminin genişliğini ve çokluğunu bildirmekte ve mealen şöyle buyurmaktadır:
    (Allah’ın kürsüsü, gökleri ve yeri çevrelemiş, kaplamıştır.) [Bekara 255]

    Bu âyet-i kerimedeki kürsi, ilimdir. Kürsi sahipleri de ulemadır. İlim böyle faziletli olunca, sultanların, iktidar sahiplerinin, eşrafın ve şeyhlerin ilimle meşgul olmaları evladır. Zira, bu makamlarda hata yapmak çok çirkindir. Fazilet göstermek ise büyük bir fazilettir.

    İbrahim bin Mehdi, Halife Memun fakihlerle fıkıhtan konuşurken yanlarına girdi. Halife Memun, İbrahim bin Mehdiye; “Ey amcacığım! Bu âlimlerin dediği hususta ne dersin?” deyince o; “Ey müminlerin emiri! Bizimle küçüklükte meşgul oldular. Biz de, yaşlılıkta onlarla ilgileniyoruz” dedi. Halife Memun; “Niçin bugün ilim öğrenmiyorsun?” diye sorunca, İbrahim bin Mehdi; “Benim gibi biri için ilim öğrenmek güzel olur mu?” dedi. Halife Memun; “Evet, güzel olur. İlim talep ederek ölmen, cehalete razı olarak yaşamandan hayırlıdır” dedi. İbrahim bin Mehdi; “İlim talebi ne zaman güzel olur?” diye sorunca, Halife Memun; “Hayat, senin için güzel olduğu zaman” diye cevap verdi.

    Ahlak ilmiyle uğraşanlardan biri, ilim öğrenen, ilimle meşguliyeti seven ve bu yaşta ilim öğrendiği için utanan bir ihtiyara; “Ey pir-i fani! Ahir ömrünün, evvel ömründen efdal olmasından mı utanıyorsun? Halbuki cehalet özür olmadığı halde, küçüklük özürdür” dedi.

    Âlimler buyurdular ki: “İlmin kuvvetlendirmediği izzet, zillettir. Akılla teyit edilmeyen ilim sapıklıktır.” Hâl böyle olunca, her melik veya mevki sahibi, ilim öğrenmekten nasıl geri durabilir. Musa aleyhisselam, Şam’a, bütün Bahreyn ülkelerine, batının en ücra köşelerine, Hazret-i Hızır’ı bulmak, ondan bir şeyler öğrenmek için gitti. Onu bulduğu zaman da; “Sana, rüşt ve hidayetten bildiğini bana öğretmen için tâbi olabilir miyim?” dedi.

    Peygamber efendimiz, bütün mahlukatın seçilmişi olduğu halde, Allahü teâlâ Ona mealen; (Ya Rabbi, ilmimi arttır) demesini bildirmektedir. (Taha 114)

    Şayet Allahü teâlânın katında ilimden daha şerefli bir şey olsaydı, Allahü teâlâ, Peygamberine onu yapmasını bildirirdi. İnsanoğlunun atası Âdem aleyhisselam, melekler, Rablerine tesbih ve takdisler ile iftihar ettikleri zaman, ilmi ile iftihar etti. (Allahü teâlâ meleklere; “Eğer (her şeyin iç yüzünü bilen) sadıklarsanız, (eşyayı kastederek) bunların isimlerini bana haber verin) buyuruluyor. (Bekara 31) Melekler bunu söylemekten aciz kalınca, onlara, Âdem aleyhisselama doğru secde etmelerini emretti. Bütün bunlar, ilmin şerefini ve kıymetini göstermektedir.

    (Küçüklükte öğrenilen ilim, mermere yazmak gibi, yaşlılıkta öğrenilen ilim, suyun üzerine yazı yazmak gibidir) sözü, sana mazeret kapısı açmasın. Ahnef bin Kays, bu sözü söyleyen bir kişiye; “Yaşlı bir zat, aklen daha kâmildir. Ancak, kalbi meşgul olup, manayı araştırır ve dikkatini sebeplere verir” buyurdu. Resulullah efendimizin Eshabı arasında, yaşlılar, olgun kimseler, gençler vardı. Hepsi ilim, Kuran, sünnet öğreniyorlardı. Hepsi ilim deryaları, fıkıh ve hikmet membaları idiler. Ancak küçüklükte öğrenilen ilim, sağlam temellere oturur. Ancak, bir şeyin hepsi ele geçmezse, hepsini de kaybetmemelidir.

    Birisi, “Ben ilim öğrenmek istiyorum. Ancak onu zayi etmekten korkuyorum” dedi. Hazret-i Ebu Hüreyre buyurdu ki: “İlim öğrenmeyi terk etmen, ilmi zayi etmeye yeterlidir.”

    Meşhur nahiv âlimi Esmai anlatır: “Bir gün bir Arab çocuğuna; “Arap evlatlarından bahset?” dedim. Onun konuşmasındaki güzellik beni büyülemişti. Ona; “Bin altının olup da ahmak olmayı ister misin?” diye sorunca, o çocuk; “Hayır” dedi. “Niçin?” diye sorduğumda; “Bu para, benim ahmaklığımı arttırır. Bende bulunan diğer şeyleri alır. Böylece bende, sadece ahmaklığım kalır” dedi. Bu durum, çocuğun zekasının parlaklığını ve kendisinden daha yaşlı olanlardan daha dikkatli davrandığını göstermektedir. Zekanın ve cömertliğin bir sınırı yoktur.

    İslam âlimleri buyurdular ki: “Tecrübe, aklın aynasıdır. Gurur, cehaletin meyvesidir.” Bu sebeple yaşlıların görüşleri övülmüştür ve denilmiştir ki: “Yaşlılar, vakar ağaçları, nur membalarıdır. Onlar, kolay kolay yanılmaz. Yaşlıların görüşlerine sarılınız. Zira, onların zekaları olmasa da, zeka olarak tecrübeleri yeter.”

    Resulullah efendimiz buyurdu ki:
    (Ey Ebüdderda! Aklını artır ki, Rabbine yakınlığın artsın! Haramlardan sakın, farzları yap, akıllı olursun. Sonra bunları, salih amellerle ziyade eyle. Dünyada aklın ve Rabbinin katında yakınlığın ve izzetin artar.)


+ Cevap Ver

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
^

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349