+ Cevap Ver + Yeni Konu aç
2 sonuçtan 1 ile 2 arası

Gayri müslimlerle ilişkilerde dikkat edilecek esaslar

 İslam da Aile İslamda Kadın Katagorisinde ve  İslam da Aile Hayatı Forumunda Bulunan  Gayri müslimlerle ilişkilerde dikkat edilecek esaslar Konusunu Görüntülemektesiniz.=>Gayri müslimlerle ilişkilerde dikkat edilecek esaslar GAYRİ MÜSLİMLERLE İLİŞKİLERDE DİKKAT EDİLECEK ESASLAR Mü'minlerin; kendi içlerinden bir "Ulû'lemr" seçmelerinin sebebi, İslâm'ın emirlerini hakkı ile eda etmektir.(224) Hanefi fûkahası: "Emaneti yüklenmek sûretiyle insanın kanının masum (dokunulmaz) kılındığını, ancak irtikap ettikleri bir kötülük sebebiyle öldürülebileceğini" esas almıştır. Cihad; kafirlerin şerlerini defetmek ve mukavemetlerini ...

  1. #1
    Administrator Karani - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2009
    Yer
    Erzincan, Turkey
    Mesajlar
    11.813
    Tecrübe Puanı
    10

    Standart Gayri müslimlerle ilişkilerde dikkat edilecek esaslar

    GAYRİ MÜSLİMLERLE İLİŞKİLERDE DİKKAT EDİLECEK ESASLAR
    Mü'minlerin; kendi içlerinden bir "Ulû'lemr" seçmelerinin sebebi, İslâm'ın emirlerini hakkı ile eda etmektir.(224) Hanefi fûkahası: "Emaneti yüklenmek sûretiyle insanın kanının masum (dokunulmaz) kılındığını, ancak irtikap ettikleri bir kötülük sebebiyle öldürülebileceğini" esas almıştır. Cihad; kafirlerin şerlerini defetmek ve mukavemetlerini kırmak için meşru kılınmıştır.(225) Nitekim Kur'ân-ı Kerîm'de: "Müşrikler sizinle nasıl topyekün harb ediyorsa, siz de onlarla topyekün harb ediniz"(226) hükmü beyan buyurulmuştur. Dolayısıyla savaşın sebebi; kafirlerin İslâm'a karşı giriştikleri mücadeledir.(227) Esasen "Cihad ve Siyer" kısmında bu konu üzerinde durmuştuk. Şimdi Darû'l İslâm'da; gayr-i müslimlerle olan ilişkiler üzerinde duracağız.
    Kur'ân-ı Kerîm'de: "Sizinle din hususunda muharebe etmemiş, sizi yurtlarınızdan da çıkarmamış olanlarla iyilik ve adaletle muamele etmenizden (Allah) sizi menetmez. Çünkü Allah adalet yapanları sever. Allah sizi; ancak sizinle din hususunda muharebe etmiş, sizi yurdlarınızdan çıkarılmanıza arka çıkmış olanlarla dostluk etmenizden meneder. Kim onları dost edinirse, işte bunlar zalimlerin ta kendileridir"(228) hükmü beyan buyurulmuştur. Müfessirler bu Âyet-i Kerîme'nin Hz. Ebû Bekir (ra)'in kızı Esma'nın bir suali üzerine nazil olduğunu kaydetmektedirler. Hz. Esma (R.anha) gayr-i müslim olan annesiyle ilişkisinin nasıl olacağını sormuştur. Dolayısıyla müslümanlarla savaşmayan veya İslâm'ın düşmanlarına yardımcı olmayan gayr-i müslimlerle ilişki câizdir.(229) Resûl-i Ekrem (sav) yahudilerden bir çocuğun, ağır hasta olması üzerine ziyaretine gitmiş, baş ucuna oturup: "Müslüman ol" teklifinde bulunmuştur. Bu teklif üzerine çocuk, baş ucunda duran babasına bakmış, babası da: "Teklife icabet et!" deyince müslüman olmuştur. Bunun üzerine Resûl-i Ekrem (sav): "Çocuğu ateşten kurtaran Allahû Teâla (cc)'ya hamd olsun" diye sevincini izhar etmiştir.(230)
    Darû'l İslâm'da (Şer'i devlette) ikamet eden gayr-i müslimlerin; can, mal, akıl, nesil ve din emniyetlerini sağlamak "Ulû'lemr'in" görevidir. Tabii ki; mü'minlerin de ona yardımcı olmaları esastır. Resûl-i Ekrem (sav): "Müslümanların lehine olan şeyler, onların da lehine; müslümanların aleyhine olan şeyler, onların da aleyhinedir"(231) buyurmuştur. Hz. Ömer (ra); zimmilerin (İslâm devletinin teb'ası gayr-i müslimlerin) muhtaç, hasta ve ihtiyarlarına maaş bağlamıştır.
    Bir gün Yahudiler'den beş-on kişilik bir gurup Resûl-i Ekrem (sav)'in yanından geçerken "Essâmü Aleyküm" (Allah seni helak etsin) şeklinde selâm verirler. Hz. Aişe (R.anha) validemiz, hırsla: "Ya Resûlullah, bunlar sana "Essâmû Aleyküm" dediler" diyerek uyarır. Bunun üzerine Resûl-i Ekrem (sav): "Mülayim ol (hırsını yen) yâ Aişe!.. Allahû Teâla (cc) bütün işlerde yumuşaklığı sever" buyurur. Hz. Aişe (R.anha): "Ama, dediklerini işitmedin mi?" diye sorunca, Resûl-i Ekrem (sav): "Evet! Bende onlara "Ve Aleyküm" (üzerinize olsun, siz helak olun) demiştim ya!.."(232) buyurur. Dikkat edilirse; Yahudilerin, sözden öteye geçmiyen sataşmalarına Resûl-i Ekrem (sav) mülayemetle karşılık vermiştir. Ancak Resûl-i Ekrem (sav)'in vefatından sonra; gayr-i müslimlerin O'na dil uzatmasına müsaade edilmez. Çünkü bu fiilde; müslümanların din emniyetini tahrip arzusu vardır. Müslümanlar da ahidle bağlanmış gayr-i müslimlerin inançlarına hakaret etmezler. Düşünce ve inanç hürriyetleri sabittir. Zimmi'nin gıybetini yapmak dâhi haramdır. Hiç kimse; onların dinlerine karışamaz. Hatta zimminin şarabını telef eden kimse, ücretini vermek zorundadır.(233)


  2. #2
    Administrator Karani - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2009
    Yer
    Erzincan, Turkey
    Mesajlar
    11.813
    Tecrübe Puanı
    10

    Standart Cevap: Gayri müslimlerle ilişkilerde dikkat edilecek esaslar

    Gayr-i müslimlerin (zimmilerin); müslümanlar gibi giyinmelerine müsaade edilmez. Ulû'lemr; onların sarık sarmalarını yasaklar.(234) Ancak onlar başlarına; tepesi sivri, takke (kalensöve) koyabilirler.
    Kur'ân-ı Kerîm'de: "Mü'minler; mü'minleri bırakıp da kafirleri dostlar (veliler) edinmesinler. Kim bunu yaparsa (ona) Allah'tan hiçbir şey (hiçbir yardım) yoktur. Meğer ki onlardan gelebilecek bir tehlikeden dolayı, sakınmış olasınız. Allah size (asıl) kendinden korkmanızı emrediyor. Nihayet gidiş de ancak Allah'adır"(235) hükmü beyan buyurulmuştur. Bu ayet; mü'minlerin kafirleri, kendi işlerini yürütmek üzere veli (amir) tayin etmelerini yasakladığı gibi, onlarla sevgi bağı kurmalarını da yasaklamıştır.(236) Yine başka Âyet-i Kerîme'de: "Ey iman edenler!.. Yahudileri de, Hristiyanları da kendinize dost (ve üstünüze hakim) edinmeyin. Onlar (ancak) birbirlerinin velîleridir. İçinizden kim onları dost (ve hakim) edinirse, o da onlardandır. Şüphesiz Allah o zalimler gürûhuna muvaffakiyet vermez"(237) buyurulmuştur. Hanefi fûkahası: "Kafirlerin mü'minler üzerinde velâyet hakları yoktur"(238) hükmünde ittifak etmiştir. Velâyetten kasıd; siyasi otoritedir. "Vâli" kavramı da; aynı kökten gelir. Emir ve nehiy yetkisi olan, hükümleri tatbik eden kimse manasınadır.
    Allahû Teâla (cc) insanların kalblerinden geçirdiklerini de bilir. Son yıllarda bazı çevreler; "İnsan Hakları" gerekçesiyle, İslâm'ın düşmanlarına şirin görünme hastalığına tutuldular. Halbuki onların "İnsan Hakları" edebiyatı; sadece kendi inançlarında olan insanları içine alır. Nitekim Hıristiyan ve Yahudilerin durumları da öyledir. Kur'ân-ı Kerîm'de: "Yahudi ve Hristiyanlar; sen onların milletine (dinine) tabi olmadıkça, onlar senden razı olacak değiller"(239) hükmü beyan buyurulmuştur. Kıblenin değişmesi (Mescid-i Aksa'dan, Mescid-i Haram'a çevrilmesi) Yahudileri oldukça rahatsız etmiş, bazı ileri gelenleri "Niçin Mescid-i Aksa'ya dönmüyorsunuz, belki biz de sizin peygamberinizi tasdik ederiz" demeye başlamışlardı. Halbuki kalblerindeki kini, Allahû Teâla (cc) biliyordu. Esasen Resûl-i Ekrem (sav)'in: "Küfür tek bir millettir"(240) hükmü; ilişkilerin temelini teşkil eder! İslâm milletine karşı savaş açmayan ve onlarla sulh içinde yaşamak isteyen gayr-i müslimlerle; "Zimmet Akdi" çerçevesi içerisinde, ilişki kurmak câizdir, kurulabilir.
    Darû'l İslâm'da; bir müslüman, kasden ve teammüden bir gayr-i müslimi (zimmiyi) öldürürse kısas cezasına çarptırılır.(241) Zirâ Resûl-i Ekrem (sav) zimmet ehlinden bir gayr-i müslimi öldüren kimseye kısas cezasını tatbik etmiş ve şöyle buyurmuştur: "Elbette ben, benim zimmetim altında bulunanların hakkını almaya en layığım"(242) Zimmet ehlinin cizye vermesinin sebebi; malları bizim mallarımız, kanları bizim kanlarımız gibi olması içindir. Resûl-i Ekrem (sav)'in: "Kafire karşılık mü'min öldürülmez" hadisi; zimmet akdi imzalamayan harbilerle ilgilidir. Dolayısıyla bir müste'men (emanlı), zimmet akdi imzalamayan bir harbiyi öldürürse, kısas cezası tatbik edilmez. Çünkü harbinin kanı masun değildir. Sonuç olarak; gayr-i müslimler, ahidlerine sadık kaldıkları süre içerisinde, bütün emniyetlerine haizdirler.
    Müslümanlarla savaşmayan veya İslâm'ın düşmanlarına yardımcı olmayan gayr-i müslimlerle; iyi ilişkiler kurmak câizdir. Ancak onların müslümanların başına yönetici olmasına müsaade edilmez. Bu sebeble ûlema; gayr-i müslimin emrinde çalışmanın mekrûh olduğunu esas almıştır.


+ Cevap Ver

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
^

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331