Rasululla h (aleyhissa latu vesselam) Efendimiz'e Allah'dan vahiy Hıra mağarasında ilk ayetlerin inzalinde n önce altı ay kadar süre ile gördüğü sadık rüyalar ile başlamıştır. Aişe(radiyalla hu anha) şöyle demiştir: "Rasululla h (aleyhissa latu vesselam) Efendimiz'e vahiy uykusunda gösterilen rüya-yı sadıka ile başlamıştır. Hiç bir rüya görmezdi ki sabah aydınlığı gibi vazıh(açık)ve aşikar zuhur etmesin. Ondan sonra kalbine yalnızlık muhabbeti ilka olundu."(Buhari, Tabirur Rüya)

Rüyanın "nübüvvetin kırkaltıda biri" olarak tarif edildiği haberlerd e yirmiüçlük yıllık nübüvvet süresine oranla ilk altı aylık salih rüyalar devrinin kıyası ile ortaya çıkan oran kastedilm iştir. ( 0,5/23 = 1/46)

Rasululla h (aleyhissa latu vesselam) Efendimiz'in tebliğ vazifesi tamamlanmıştı. Artık ümmeti arasında son zamanlarını yaşadığı bir gün, sahabe-i kiram (radiyalla hu anhum ecmain), namaz kılmak üzere mescid-i nebevide Hz. Ebu Bekir'in arkasında saf tutarak Rasululla h (aleyhissa latu vesselam) Efendimiz'i beklemekt eydiler. Cemaatin beklediğini görünce,mescide çıkamayacak kadar hasta olan Rasululla h-s.a.v.- evinin kapısının perdesini açtı , bekleyen cemaate hitaben;Muvatta adlı sahih hadis kitabında rivayet edilen şu hadisi beyan buyurdula r:"Ey insanlar benden sonra nübüvvetten yalnız mübeşşirat kaldı. Mübeşşirat denilen o salih rüyayı, müslüman kişi görür veya onun için (başkası tarafından) görülür." Peygamber imizin vefatı ile Allah'dan kullarına inzal olunan vahiy son buldu. Artık Allah ile kul arasında ilahi bilginin intikali, haber verilmesi açısından ilişki yalnızca takva sahibi(salih kişiler) müslümanların gördükleri doğru ve çoğunlukla müslümanlar için müjdeleyici mahiyette ki rüyalar ile sürdürülmektedir.

Rüyaların ilahi bilgi ile insanlar arasında kıyamete kadar devam edecek bu öneminden dolayı pek çok İslam alimi rüyaların mahiyeti ve sonuçları üzerinde kafa yormuş ve hatta çoğunlukla mutasavvıf olan -İmam Abdulgani Nablusi, İbn Sîrin gibi- bazı alimler rüyalar ve yorumu hakkında müstakil eserler vücuda getirmişlerdir.İslam alimlerin in genel kabulüne göre özellikle sadık rüyalar yaşanacak olaylar için işaret ve müjdeler içeren "müteşabih " denebilec ek haberler taşır. Ancak buradaki sorun bazen açık bazen ise müphem olan bu işaretlerin gerektiği şekilde anlaşılmasındadır ki işte burada rüyanın tabir edilmesi ihtiyacı gündeme gelmekted ir.Bir rüya eğer herkesin anlayabil eceği bir açıklıkta değilse tabir edecek kişinin de işaretlerin gösterdiği anlamlara aşina birisi olması şarttır.

Ebul-Leys Semerkand i'nin “Rüya nasıl tabir edilirse öyle çıkar.” deyimi için Bostanul-Arifin kitabında izah ettiği şekilde rüyanın cahilin yaptığı tabirle değişmesi söz konusu değildir. Tıpkı fıkha dair bir meselede, insanların en cahilinin vereceği hükme göre, bir sonuç çıkmayacağı gibi rüya meselesin de de olay bunun gibidir. Rivayetle rde anlatılan değişiklik, ancak Rasululla h (s.a.v)'in tabirine göre olur. Çünkü O’nun sözü doğrudur. Bu doğruluk Hakk'tan O’na armağandır. Allah rüyada da olsa O’nun sözünü doğrular.

İmam Gazali'ye göre; uyku hislerin hareketsi z hale gelip kalbe uğramamaları demektir. Uyku ile hayaller temizleni p insan asli fıtratına benzer halde temiz ve saf kalınca Levh-i mahfuz ile arasında var olan perde kalkar. İki ayna arasındaki perde kalktığı zaman, bir aynada bulunan görüntüler nasıl diğer aynaya yansınrsa, Levh-i mahfuzda bulunan bazı bilgiler de fıtratına uygun safiyete dönmüş olan kalblere yansır. Uyku diğer duyguları engelleme mesine rağmen, hayalleri n hareket halinde seyretmes ine engel olamaz. Hayal kuvveti ile insan kalbi Levh-i mahfuz'dan kendisine yansıyan bilgiyi derhal alır ve bu bilgiyi bir misal ile hikaye etmeye başlar. Bu gaybi bilgiler, hayaller halinde daha iyi muhafaza edilir ve muhayyile de koruma altına alınır. Genel olarak insanlar uyanınca yalnızca hayalleri nde koruma altına aldıkları şeyleri aklına getirebil ir. rüya tabir eden kimsenin rüyayı görenin gördükleri ile bu hayalleri n anlamı arasında bir ilgi kurması icabeder. Rüyaları tabir eden ilme vakıf insan olan için bu hayalleri n gerçek alemdeki misalleri gayet açıktır.

Rasululla h-s.a.v.-in "Rü'ya üç kısımdır: Biri Allah'tan bir müjdedir. Biri nefsin konuşmasıdır. Biri de şeytanın korkutmasıdır." sözleriyle üç kısma ayırdığı rüyalardan ilahi müjde, rahmani haber olarak nitelendi rdiği türde olanı günümüzde nadir sayılabilecek durumdadır.Genelde görülen rüyalar , nefsani, şehvani, hissi duygulanm aların yer ettiği kalblere yansıyan karışık haller , açıkça şeytani mahiyet arz eden manzarala rdır. Buraya kadar yazılan kısımda üzerinde yorum yapılan rüya deyimi ile rahmani haberler, renkler,esintiler içeren salih rüyalar kastedilm iştir. Tabir edilmeğe değer nitelikde olan rüyalar da bu tür rüyalardır.