+ Cevap Ver
1 sonuçtan 1 ile 1 arası

dini sözlük - korku ve ümit

 İslami Konular ve kaynakları Katagorisinde ve  İslami Sözlük Forumunda Bulunan  dini sözlük - korku ve ümit Konusunu Görüntülemektesiniz.=>KORKU ve ÜMİT (Arapça'sı Havf ve Recâ), mü'minin Allah karşısındaki ruhi durumunu belirleyen ve davranışlarını etkileyen iki duygu. Allah'tan korkmayı ve O'ndan ummayı belirtir, Tasavvufta da iki hal ve makamın adıdır. Genel anlamda korku (havf), insanın başına gelmesini istemediği bir şeye karşı duyduğu endişe; umut (recâ) da, elde edilmek istenilen ...

  1. #1
    Paylaşımcı Üye
    Üyelik tarihi
    Dec 2009
    Mesajlar
    1.655
    Tecrübe Puanı
    12

    Standart dini sözlük - korku ve ümit

    KORKU ve ÜMİT

    (Arapça'sı Havf ve Recâ), mü'minin Allah karşısındaki ruhi durumunu belirleyen ve davranışlarını etkileyen iki duygu. Allah'tan korkmayı ve O'ndan ummayı belirtir, Tasavvufta da iki hal ve makamın adıdır.
    Genel anlamda korku (havf), insanın başına gelmesini istemediği bir şeye karşı duyduğu endişe; umut (recâ) da, elde edilmek istenilen şeye karşı kalbin ilgisidir. Her iki durum da geleceğe yöneliktir ve insanın tutum ve davranışları üzerinde belirleyici bir rol oynar. Bu nedenle mü'minin temel niteliklerinden birisi korku, diğeri de umuttur. Ne var ki korkunun insanı umutsuzluğa (ye's); umudun da kötülükleri önemsiz görmeye götürecek ölçüye ulaşmaması gerekir.
    Korku kavramı Kur'an'da havf, haşyet, rahbe ve ittika gibi kelimelerle dile getirilir. Kavramı içeren âyetler korkunun nedenini ve amacını da açıklayıcı bir nitelik taşır. Buna göre mü'minler yalnız Allah'tan, Kıyamet gününün dehşetinden, Cehennem azabından korkmalıdır (el-Bakara, 2/212; Alu İmrân, 3/175; el-Mâide, 5/57). Buna karşılık sözgelimi insanlardan (el-Ahzab, 33/37), düşman eline geçmekten (Taha, 20/77), Kâfirlerin hile ve düzenlerinden (Taha, 20/65-68), özetle Allah'tan başka hiçbir kimse ve nesneden (en-Nahl, 16/51-52) korkulmamalıdır. Kur'an'ın öngördüğü bu korku insanı pasifliğe, hareketsizliğe itme amacı gütmez. Tam tersine insanı korkunun nedenlerini ortadan kaldıracak tutum ve davranışlara yöneltmek amacı taşır. Örneğin Allah'ın gazabına, Cehennem azabına neden olacak davranış ve eylemlerden sakındırır, Allah'ın emirlerine uymaya yönlendirir. Bu yöneliş kişiyi yalnızca korkuya neden olacak eylemlerden uzaklaştırmakla kalmayacak, ona gerçek anlamda iyi ve olgun bir mü'min olmanın yollanın açacaktır. Korku ile başlayan bu yöneliş ittika ile sürerek takva ile sonuçlanacaktır. Takva ise mü'minin ulaşabileceği en yüksek dereceyi belirtir.
    Mü'minler Allah'tan korkmakta oldukları kadar O'ndan umut kesmemekle de yükümlüdürler: "Allah'ın rahmetinden umut kesmeyin" (ez-Zümer, 39/53). Çünkü umutsuzluk insanı kendini düzeltme, arındırma çabalarından yoksun bırakır. Kur'an, mü'minin her durumda umut içinde olmasını gerektirecek müjdelerle doludur: "şüphesiz Rabbin onların zulümlerine karşı mağfiret sahibidir" (er-Ra'd, 13/6)."Rabbiniz bol rahmet sahibidir" (el-En'am, 6/147).
    "Rahmetim her şeyi kaplamıştır" (e/A'raf, 7/156). Fakat bu ve benzeri âyetler ne yaparsa yapsın insanın mutlaka bağışlanacağı anlamına gelmez. Umut (recâ), sebebsiz ve insanı umduğu şeye ulaşmak için çalışmaktan alıkoyacak, kötülük ve günahları önemsiz gösterecek bir beklenti değildir. "Onlar ki inandılar, hicret ettiler, Allah yolunda savaştılar; işte onlar Allah'ın rahmetini umarlar "(yercune)" (el-Bakara, 2/218), "Allah'a iman edenleri ve O'nun kitabına sarılanları Allah rahmetine ve bol nimetine kavuşturacak, önleri kendisine götüren doğru yola eriştirecektir" (en-Nisa, 4/ 175) ve "Ey iman edenler, Allah'tan korkun, O'nun elçisine inanın ki size rahmetinden iki pay versin, sizin için ışığında yürüyeceğiniz bir nur yaratsın ve sizi bağışlasın" fel-Hadid, 57/28) gibi âyetlerde açıklandığı üzere umut ancak gerekli şartları hazırladıktan sonra sonucu Allah'tan ummaktır. Bunun aksi bir beklenti Hz. Peygamber (s.a.s)'in "Nefsini hevasına tabi kılıp şehevi arzularının peşinde ömrünü tükettikten sonra Allah'tan Cennet isteyen ahmaktır" hadisinde tanımladığı gibi ahmâklıktır.
    Korku ve umut birbirini bütünleyen ve mü'mini kemale erdiren iki niteliktir. Bu nedenle Kur'an mü'minleri tanımlarken iki niteliği birlikte anar: " Yanları yataklardan uzaklaşır, korkarak ve umarak Rab'lerine dua ederler." (es-Secde, 32/6). İslam bilginleri bu tür Kur'ânî yönlendirmelerden yola çıkarak mü'minin sürekli korku ve umut arasında olması gerektiğini belirtmişlerdir. (Ayrıntı için Allah korkusu ve Beyne'l-havf ve Reca maddelerine bakınız.)
    Korku ve umut, özel deyimiyle Havf ve Recâ tasavvufta iki hal ve makamı belirtir. Mutasavvıfın nefsini arındırmasına (tezkiye) bağlı olarak doğrudan Allah'ın bağışı sonucu gerçeklesen Havf ve Recâ başlangıçta geçicidir. Bu aşamada hal olarak anılırlar. Ancak mutasavvıf manevi yolculukta ilerledikçe, mertebesi yükseldikçe Havf ve Recâ yerleşerek birer makam durumuna gelir. Havf ve Recâ, ruhun sıkışması demek olan Kabz ile rahatlaması demek olan Bast haliyle ilgilidir. Kabz halindeki mutasavvıf Havf; Bast durumundaki mutasavvıf da Recâ duyguları içindedir.
    Mutasavvıflara göre korkunun üç derecesi vardır. Korkunun birinci derecesi Havf adını alır ve bu korku imanın şartlarındandır. "Eğer mü'min iseniz onlardan korkmayın, benden korkun" (Âlu imran, 3/175) âyetinin işaret ettiği bu korku tüm mü'minler için farzdır. Korkunun ikinci derecesi Haşyet'tir. Haşyet, ilmin şartlarındandır. "Kulları içinde ancak bilginler Allah'tan (gereğince) korkar" (el-Fatır, 35/28) âyeti korkunun bu derecesini belirtir. Üçüncü derecede korku Heybet adını alır. Takvayı dile getiren Heybet de marifetin şartlarındandır. "Allah sizi kendisin(in emirlerine karşı gelmek)den sakındırır" (Alu İmran, 3/28) âyeti de korkunun üçüncü derecesine işaret eder.
    Mutasavvıflar Recâ'nın da üç çeşidinden söz ederler. Recâ'nın birinci çeşidi insanın güzel bir amel işleyerek bu amelin kabulünü Allah'tan ummasıdır. İnsanın kötü bir iş yaptıktan sonra tövbe ederek Allah'tan bağışlanmayı umması da Recâ'nın ikinci bir çeşididir. Recâ'nın üçüncü çeşidi kuru bir kuruntudan başka birşey değildir. Bu çeşit Recâ insanın bir yandan günah işlemeyi sürdürürken diğer yandan Allah'ın kendisini bağışlayacağını ummasıdır. Bu adam bir yalancıdır ve böyle bir Recâ insanı felakete sürükler.
    Havf ve Recâ; ilim, hal ve amelden oluşur. Havf'ta ilim kişinin korkulan şeyi ve ona sürükleyen nedenleri bilmesidir. Bu bilgi tüm varlığını sararak kişinin kötülüklerden sakınmasına, kendisini düzeltmesine, iyi davranışlar içine girmesine neden olacaktır. Kötülüklere, günahlara karşı duyulan iğrenme, nefsani zevk ve isteklerden uzaklaşma, Havf'ın ortaya çıkardığı bir haldir. Bu halin sonucu da mutasavvıfın Allah'ın emir ve yasaklarına uyması, şüpheli şeylerden kaçınmasıdır. Bu da Havf'ın insanın amellerindeki yansımasıdır. Recâ'da ilim, mutasavvıfin Allah'ın hoşnutluğuna, bağışlamasına neden olacak şeyleri bilmesidir. Bu bilgi de onu benliğini arındırmaya, iyi edimlere yapışmaya götürecektir. Dolayısıyla Recâ da kendisini insanın ruhi yapısında ve davranışlarında gösteren bir haldir.


+ Cevap Ver

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
^

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349