+ Cevap Ver + Yeni Konu aç
1 sonuçtan 1 ile 1 arası

ruhban

 İslami Konular ve kaynakları Katagorisinde ve  İslami Sözlük Forumunda Bulunan  ruhban Konusunu Görüntülemektesiniz.=>ruhban RUHBAN Evlenmeyen papazlar; hristiyan din adamları, keşişler, Müslümanlık'tan başka dine mensup din adamları. Arapça "rahib" kelimesinin çoğulu; Batı'da soylular ve şehirliler sınıfıyla beraber protokolde onlardan önde gelen zümre. Bir mezhep veya bir memlekete mensup kilise adamlarının hepsine ruhbân denir. Katolik ruhbânı, Anglikan ruhbânı, Fransız ruhbânı vb. Ruhbânlık kurumu, râhiplerin ...

  1. #1
    Paylaşımcı Üye
    Üyelik tarihi
    Dec 2009
    Mesajlar
    1.655
    Tecrübe Puanı
    12

    Standart ruhban

    RUHBAN

    Evlenmeyen papazlar; hristiyan din adamları, keşişler, Müslümanlık'tan başka dine mensup din adamları. Arapça "rahib" kelimesinin çoğulu; Batı'da soylular ve şehirliler sınıfıyla beraber protokolde onlardan önde gelen zümre. Bir mezhep veya bir memlekete mensup kilise adamlarının hepsine ruhbân denir. Katolik ruhbânı, Anglikan ruhbânı, Fransız ruhbânı vb.
    Ruhbânlık kurumu, râhiplerin teşkilâtlı bir şekilde çalışmalarını sağlamak için oluşturulmuştur. Katolik Kilisesi'nde ruhbânlık, papa, râhip ve diyakoz üçlüsü üzerine kurulmuştur. Ruhbânlık kurumunun Hristiyanlığın ilk dönemlerine kadar uzanan bir geçmişi vardır. Protestan kilisesinde ruhbanlığın işleyişi devletler ve mezheplere göre bazı farklılıklar göstermektedir. Genel olarak ruhbanlık, dünya hayatıyla dini hayat arasında aracılık görevini yapan bir kurumdur. Ruhbânlık kurumunu oluşturan râhipler, bazen özel, bazen de gizli ibadet bilgisine sahip âyin uzmanlarıdır. Ruhbânlık kurumunun Hz. İsa'ya kadar uzandığı, O'nun on iki Havari'yi Filistin köylerine gönderdiği (İncil, Matta, VI, 6-7), Havarilerin de ilk hristiyan cemaatlerini kurdukları zaman her cemaatin başına bir yetkili ruhbân tayin ettikleri Hristiyan kaynaklarında zikredilmektedir (Xavier Jakob, Sorabilir miyiz?, İstanbul 1988, s. 19).
    Bazı toplumlarda aile ve klan, kutsal bir vasıf taşır. Bu nedenle o tür toplumlarda râhiplerin faaliyetlerini aile reisi veya klanın şefi üstlenir. Bazı toplumlarda ise ibadet bir uzmanlık konusu olduğu için, râhiplik de uzmanlığı gerektiren bir görev kabul edilmiştir. Eski Roma'da râhiplik diğer bazı toplumlarda olduğu gibi uzmanlığı gerektiren bir iş kabul edilmiştir. Râhip, halkın din ve inançla ilgili görevlerini yapar ve aile reisinden farklı bir durumu vardır. Bu çeşit bir farklılaşma ve uzmanlaşma ancak iş bölümüne elverişli toplumlarda görülebilir. Kurumlaşma ve iş bölümünün olmadığı toplumlarda, özel kabiliyetleri olan bazı kişiler günlük sosyal faaliyetleri yanında râhiplik görevlerini de yerine getirirler. Bu toplumlarda ruhbânlık bütün inançları içine alan genel bir uygulamayı sergilemektedir. Eskiden ABD'nin güney batı bölgelerinde yaşayan bazı yerli kabileler, dini birlikler şeklinde teşkilâtlandıklarından, bu toplumlarda bereket ve güveni sağlamak için düzenlenen âyinlerin hemen hepsi özel râhiplerden ziyade bu gruplar tarafından idare edilirdi.
    Genel olarak ruhbanlık faaliyetleri, ilâhî güçlerin veya tabiat üstü varlıkların gerektirdiği âyinlerin belli kaidelere uyularak yapılmasıyla ilgilidir; yoksa ruhbanlık, bir takım büyü tekniklerini uygulayarak onlardan anlam çıkarmak değildir (O. Simmel, R. Stühlin, Christliche Religion, Hamburg 1957, s. 242).
    Hristiyanlığın hemen bütün mezheplerinde râhiplerin en önemli işlerinden biri, kurban âyini'ni idare etmektir. Hinduizm dininde de râhipler, Veda dönemindeki kurban âyinlerini, Brahman kastından geldiği şekliyle sürdürmektedirler.
    Bazı kaynaklara göre ruhbanlık, Hristiyanlığa, Hindistan, Mısır ve İran dinlerinden geçmiştir. Hinduizm'in fakirleri, eski Mısır'ın münzevî hayat süren halkı, İran'ın manvileri hristiyanların hoşuna gitmiştir. Hristiyanlar da nefsi temizlemek, rûhânî bakımdan yükselmek ve Allah'a yaklaşmak için onlar gibi davranmak gerektiğine inanmışlardır. Hristiyanlık için nefsin arınması ve Allah'a yaklaşma yolunda bu eski dinlerin izlenmesini isteyenlerin başında Aziz Athanasius, Aziz Basil, Aziz Grogery, Aziz Ambross ve Aziz Augustin vb. büyük azizler gelmektedir. Bunlar birer büyük râhip ve ruhbânlığın en önde gelen savunucularıdır. Hristiyan kilisesinde ruhbanlığı başlatan ve yayılmasında öncülük edenler de bunlardır.
    Tarihten edindiğimiz bilgilere göre ruhbanlık, hristiyanlar arasında ilk önce Mısır'da görülmüştür. Ruhbânlığın kurucusu Aziz Anthony'dur. Bu Aziz, Hristiyanlığın ilk râhibi ve ilk manastır kuran kişisi olarak bilinir. Hristiyanlık'ta ruhbânlığın temel felsefesi ve inanç tâlimleri onun tarafından geliştirilmiştir.
    Aziz Anthony'un başlattığı ruhbân hareketi kısa zamanda çığ gibi büyümüş, râhip yetiştirmek için çeşitli ülkelerde manastırlar kurulmuştur. Bu gelişmelerden sonra kilisenin mevcut düzeniyle ruhbanlık arasında önemli bir anlaşmazlık ortaya çıkmıştır; Çünkü kilise, dünyayı terk ederek rûhânî bir hayat sürmeyi ideal kabul etmesine rağmen, râhiplerden başkalarının evlenme ve mal-mülk sahibi olmalarını yasaklayamamıştır. Böyle bir yetkiye de sahip değildir. Bu ve benzeri çıkmazlardan kurtulmak için çareler aranmış ve bazı hususlarda ulaşma sağlanmıştır. Özellikle Aziz Athanasius, Aziz Basil ve Aziz Augustin'in vaaz ve telkinleriyle ruhbanlık, Kilise'nin bağımsız ve ayrılmaz bir kurumu olarak şekillenmiştir.
    Hristiyanlık'taki ruhbân anlayışını altı ana grupta toplamak mümkündür:1. Çeşitli ibadet, murakabe ve çilelerle insan vücuduna eziyet veren ruhbân sınıfı; 2. Pis ve pasaklı olan, temizliği, Allah'a tapma ve O'nu sevmeye aykırı bularak vücut temizliğini ruhun cenabeti sayan ruhbân sınıfı; 3. Bekârlık, cinsel ilişkiden kaçınma, meşru evlilikten uzaklaşma ve bir köşeye çekilmeyi en güzel ahlâki değer şeklinde yorumlayan ruhbân sınıfı; 4. Anne, baba, kardeş ve çocuklar arasındaki sevgi ve saygıya dayanan her türlü ilişkinin yasaklanmasıyla Allah rızasının kazanılacağına inanan ruhbân sınıfı; 5. Her türlü dünya zevkini, insânî ilişkileri, para hırsı ve zenginliği günah sayan, ancak bütün bunları kendileri için meşru gören ruhbân sınıfı; 6. Başkalarına iffet ve namuslu olmayı telkin ettikleri halde manastırlarda yapılan ibadet, zikir ve âyinlerde her türlü cinsel ilişkiyi mubah gören ruhbân sınıfı (Mevdûdî, Tevhîd Mücadelesi, (çev. A. Asrar) İstanbul 1983, I, 525).
    Hristiyanlıkta özellikle ruhbân sınıfını oluşturan çeşitli makam ve görevler vardır, bunların ortaya çıkışı ve en önemlileri şunlardır.
    Piskoposlar: Yeni Ahid'in kapsadığı dönemde bu adın, yalnızca Gentile kiliselerindeki Hristiyan görevlilere verildiğini görüyoruz (Philippi'de Filiplilere Mektub, III; Efes'de Rasûllerin İşleri, XX/28, I Timot, III/I). Böylece St. Peter, Küçük Asya'daki eyaletlerin çoğuna yazarken "piskoposun makamı" tâbirini kullanır (Peter, V/II).
    İgnatius'un (m.s. 110 civ.) mektuplarında piskoposluk müessesesinin tam olarak kuruluşuna dâir referansları vardır. Geleneksel olarak piskoposluk kurumunun başlangıcı, Yohanna'ya atfedilir. Hem İskenderiyeli Clement, hem de Tertullian piskoposluğu Yohanna ile başlatır. Bu gelenekler, II. yüzyıl'dan sonra piskoposluk müessesesinin yerleşmesine yol açmıştır. İznik Konsili (m.s. 325) bu kararı Presbiter'lere ve deakon (daykon) lara da teşmil etmiştir.
    Presbiterler: Bu kavram, muhtemelen Hristiyanlarca, Yahudilerden alınmıştır. Yahudiler bu terimle Sanhedrin ve diğer kurumların mensuplarını kastetmişlerdi. Fakat yazılı metinler bu kelimenin Greklerce bir şirketin veya kuruluşun mensubu diye kullanıldığını göstermektedir. Küçük Asya hristiyanlarının bu terimi Yahudilerden değil de, Greklerden almış oldukları da muhtemeldir.
    Ayrıca Mısır'da putperest rahiplerin "presbyter" diye adlandırıldığı da söylenir (A. Deîssmann, Bible Studies, lng, ter., Edinburg 1901, s. 154 vd.).
    Erken Hristiyan literatüründe presbiterlere, sık sık, "piskoposların yardımcısı" gözüyle bakılmıştır. İğnatius, presbiterlerin piskoposların, bir telin lir'e bağlı oluşu gibi bağlı bulunduklarını söyler.
    Dördüncü yüzyıl da Apostolik Const.'ta piskopos ve presbiterlerin görevleri resmi olarak sıralanır. Presbiter'ler, piskoposlar olmadığında, onların görevlerini yapabilmektedirler. Orange (m.s. 441), Toledo (m.s. 400) konsilleri bu kararı resmileştirmişlerdir.
    Deaconlar: Bu görevlilere Yeni Ahid'de, Filiplilere (I/I) ve 1 Tinotihy, (III/8)'de işaret edilir. Geleneksel görüşe göre deakonlar Rasûllerin işleri 6'da geçer. "Yedilerden" türemiştir.
    Deakonlar, genellikle ikinci yüzyıl'dan sonra piskoposlar ve presbiter'lerin, lâik müridlerle olan bağlantısını sağlamıştır. Deakonlar, vaftiz ya da evkarist sunma hakkına sahip değillerdir. Genellikle evkarist'de, piskopos yardımcısı pozisyonundadır. Bazen piskoposların ve presbiterlerin olmadığı durumlarda deakon'lar, vaftiz yapma ve evkarist icra etme hakkına sahip olmuşlardır (Eneycloapedia of Religion and Ethics-Ere, VIII, 660, "ministriy" mad.).
    Bazı ülke ve dinlerde rahip için değişik terimlerin kullanıldığı görülmektedir. Bunların önemlilerini şöylece sıralamak mümkündür.
    Babilonya: Babilonya'da rahip için kullanılan genel terim "sangu" idi. Bu kelime Sümerce "sağ" (baş) kelimesinin genizden söylenmesiyle elde edilmiştir. Sangu Rabbu, "büyük rahip" demekti. Rahipler, tapınakta yapılan her türlü dinî ibadeti idare ederlerdi.
    "Masmasu" adı verilen daha alt kademede bir rahip grubu, kralın başını mesh ile görevliydi. Babilonya hiyerarşisinde bir diğer grup da "asipu" idi. Bunların görevi, insanları kötülüklerden arındıran tütsüleri yakmakla ilgiliydi. Bunlardan başka urugallu, sailu, pasisu ve sukkallu adlı rahiplik görevleri de vardı.
    Budizm: Budizm'de rahipler, "sangha" adı verilen bir grup oluştururlardı. Sangha'nın her üyesi, rahip pozisyonundaydı. Rahiplerin görevi daha çok halkı eğitmek ve dinî tebliğ etmekti. Budizm'de çok katı bir rahipler hiyerarşisi, hiç bir zaman olmamıştır (Ere, 289).
    Taoizm: Taoculuk'ta, Miladî dönemlerin sonuna doğru Budizm'in etkisiyle organize bir rahipler kadrosu ortaya çıkmıştır. Bugün, "evli olanlar" ve "olmayanlar" diye iki grup taoist rahip vardır. Beş yıllık eğitimden sonra, rahip olunabilir. Rahipler genellikle mabedlerdeki dinî görevlerin icra edilmesi işini yürütürler (Ere, 292).
    Hinduizm: Hinduizm'de rahipler hiyerarşisi, erken dönemlerden itibaren görünmeye başlar. Brahmanlar hem kast'ın, hem de rahiplerin en üst sınıfını teşkil ederler. Brahmanlar, dinî eğitimden sorumludurlar. Vedalar'da "Saman, Prastotr" ve "Udgator" diye üç rahip sınıfı vardır. Bunlar, kurbanların sunulması ve ilahilerin söylenmesiyle ilgili işlemleri yaparlar. "Hotr"adı verilen ilâhî söyleyici bir sınıfa daha atıf yapılır. Yine "adhvargu" denilen bir grup rahip, kurban sunuluşu ile ilgilenirler (Ere, 312).
    Zerdüştîlik: Zerdüştîlik'in kutsâl metni Avesta'da rahipler için "athravan" deyimi kullanılır. Kelime, "atar" (ateş)'den türemiştir. Atlıravan, ateş ile ilgili dinî törenleri yürütürler. Geç dönemlerde Zerdüştîlik'te özel bir sihir-rahipler kadrosu türemiştir. Bunlar "mâbed" adını alırlar. Yine "zaotar" denilen rahip sınıfı da Gata'ların okunuşuna iştirâk ederlerdi (Ere, 319).
    Yunan Dininde: Bir Yunan mâbedi, her şeyden önce bir tanrı evi olduğundan, bu günkü kiliseler ya da camilerdekinin aksine olarak halk, bunların içine girip dua edemezdi. Dini törenler, mâbedin önünde duran sunağın çevresinde yapılırdı. Gerek dini törenleri idâre etmek, gerek tanrının heykeline ve kutsal eşyasına bakmak işini "hierevs" adını taşıyan rahipler üzerlerine almışlardı. Fakat, Yunan rahipleri, doğu rahipleri gibi, tanrının sevgisini kazanmış ve bunlara yaklaşmış, tanrı kült'ünün tüm sırlarını bilen olağan üstü insanlar değillerdi. Bunlar sadece şehirlerdeki toplumlar tarafından seçilmiş devlet memurları idiler. Bundan dolayı memur olmak için gerekli şartlara sahip her vatandaş, rahip de olabilirdi. İşte bu sebeple Yunanistan'da, eski Doğu devletlerinde olduğu gibi, hükümet içinde ikinci bir hükümet meydana getiren bir rahip sınıfı hiç bir zaman vücut bulmamış, dolayısıyla Yunan dini hiç bir zaman dogmatik bir şekil almamıştır (Arif Müfid Mansel, Eğe ve Yunan Tarihi, Ankara 1971, 142).
    Amerika'nın eski dinlerinden İnka, Maya ve Aztekler râhiplerini, büyük millî tanrılarının inançlarından sorumlu sayar. Onları kehanet, tedavi ve şahsî işleri için başvurdukları âyin uzmanlarından daima ayrı tutarlar. Aynı şekilde Afrika topluluklarının çoğu, kabile atalarına ibadetten sorumlu râhiplerle büyücü ve hekimleri daima birbirinden ayrı tutmuşlardır.
    Ruhbânlığın en gelişmiş şeklini, merkezi bir otoritenin hâkim olduğu ve belirgin tâlimlerin yerleştiği toplumlarda görmek mümkündür. Ancak bu husus, ileri düzeyde gelişmiş her dinde bir ruhbanlık kurumunun mevcudiyeti manasına gelmez. Günümüzde ruhbanlığın hiyerarşik yapıya en uygun tarzda işlediği din Hristiyanlık, mezhep olarak ifade etmek gerekirse Katolikliktir. Katolikliğin Ortaçağda geliştirdiği ruhbânlık talimleri, büyük bir ekseriyetle Komünyon (şaraba batırılmış ekmeği yemek) âyiniyle yakından ilgilidir. İnançlarına göre Komünyon, Allah'ın bağışlamasını sağlamak için yapılan bir çeşit kurban törenini andırmaktadır. Dikkati çeken bir diğer nokta da, Budizm'de bazı kurban unsurlarının bulunmasına rağmen, bu dinde ruhbanlığın olmayışıdır. Bununla beraber uygulamada özellikle Budizm'in Mahayana mezhebinde keşişlerle râhipler arasında pek büyük fark görülmemektedir. Özellikle Tibet Budacılığı'nda âyinlerle geleneksel büyü tekniklerini birlikte yürüten bir çeşit ruhbânlık oluşmuştur.
    Yahudilikte ilk dönemlerde ruhbânlığın önemsenmemesi sebebiyle bu tür işleri hahamlar yapmıştır. Günümüz Yahudiliğinde kohenlere has olan râhiplik görevleri yine hahamlarca yerine getirilmektedir (Ana Brit., XVIII, 52).
    İslâm Dinine Göre : İslâm dinine göre, hristiyan din adamlarına "rahip" denir. Bu kavram, İslâm dini'nin doğuşundan önceki devirlerde, özellikle cahiliyye devrinde de vardı. Bu dönemin şairleri, rahip kelimesini, çölde giden yolcular ve geceleri konaklama yeri hazırlayan kimseler için kullanıyorlardı. "Rahipler", gece uzaktan gelen yolcuları görebilmeleri için çadırlarının önüne lamba asarlar, böylece oranın bir konaklama yeri olduğunu ifade ederlerdi. İslamın ortaya çıkışından sonra kelimenin anlamı değişti. "Rahip", yalnız hristiyan dini görevlileri için kullanılmaya başlandı. Kur'ân'da, hristiyanların, müslümanlara olan yakınlıklarından, bunları rahiplerin sağladıklarından söz edilir, rahipler övülür (el-Mâide, 5/82). Bu övme, rahiplerin kendilerini Allah'a adamalarından; dünya işlerinden, gösterişten el çekerek ibâdete yönelmelerinden dolayıdır.
    Ancak dini yetki herhangi bir kurban hadisesiyle ilişkilendirilmediği için, Hristiyanlığın anladığı manada bir ruhbanlık kurumunun İslâm'da yeri yoktur. Kur'ân-ı Kerim, "râhip", "kıssîs" ve "ahbâr" terimlerini Hristiyanlığın dinî başkanları hakkında kullanmıştır. Hristiyanların anladığı manada İslâm'da ruhbânlığın olmadığını Hz. Peygamber "İslâm'da ruhbanlık yoktur" (Ahmed b. Hanbel, Müsned, VI, 226) hadisiyle açıklamıştır.
    Kur'ân-ı Kerim'de "Onlar, Allah'ı bırakıp da bilginlerini ve râhiplerini rablar (ilâhlar) edindiler..." (et-Tevbe, 9/31) buyurulur. Bu ayetin gerçek manasını Hz. Peygamber şöyle açıklamıştır. Önceleri bir hristiyan olan Adiy b. Hâtim, İslâm'ı kavrayıp anlamak niyetiyle, şüphelerini gidermek için Hz. Peygamber'e birkaç soru sorar. Sorulardan biri "Bu ayet bizi, âlimlerimizi ve râhiplerimizi rabler edinmekle suçluyor. Bunun gerçek manası nedir? Zira biz onları kendimize rabler edinmeyiz" der. Hz. Peygamber cevaben: "Siz onların gayr-i meşru ilân ettiklerini haram, meşru dediklerini (helâl) sayıp öylece kabul etmiyor muydunuz?" Adiy, "evet böyledir" diye tasdik eder. Hz. Peygamber, "İşte bu sizin onları kendinize rabler edinmenizdir" buyurur.
    Bu hadis-i şerif, helâl ve haramın sınırlarını tesbit yetkisini kendinde görenlerin, nefislerini ilâh ve rab yerine koyduklarını, onlara kanun koyma yetkisi tanıyanların da onları rabler edindiklerini vurgulamaktadır (Mevdudi, Tefhim, (Türk. Çev.) II, 209).
    Osman CİLACI
    M.Süreyya ŞAHİN


+ Cevap Ver

LinkBacks (?)

  1. Yandex
    Refback Bu Konu
    04-21-2014, 05:12 PM

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
^

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349