+ Cevap Ver + Yeni Konu aç
1 sonuçtan 1 ile 1 arası

rikaz

 İslami Konular ve kaynakları Katagorisinde ve  İslami Sözlük Forumunda Bulunan  rikaz Konusunu Görüntülemektesiniz.=>rikaz RİKAZ Toprağa gömü yapma, gizleme, ister tabii şekilde bulunsun, ister sonradan konulsun, yer altında gizlenmiş olan mal anlamında bir İslâm hukuku terimi. Maden ve kenz kelimeleri de rikazın eş anlamlısı olarak kullanılmaktadır. Ancak aralarında kapsam bakımından fark vardır. İbnül-Hümâm bu üç terimi şöyle açıklar: "Maden sözü adn sözünden gelir ...

  1. #1
    Paylaşımcı Üye
    Üyelik tarihi
    Dec 2009
    Mesajlar
    1.655
    Tecrübe Puanı
    12

    Standart rikaz

    RİKAZ

    Toprağa gömü yapma, gizleme, ister tabii şekilde bulunsun, ister sonradan konulsun, yer altında gizlenmiş olan mal anlamında bir İslâm hukuku terimi. Maden ve kenz kelimeleri de rikazın eş anlamlısı olarak kullanılmaktadır. Ancak aralarında kapsam bakımından fark vardır. İbnül-Hümâm bu üç terimi şöyle açıklar:
    "Maden sözü adn sözünden gelir ve ikâme etmek demektir. Bir yerde ikâmet eden için "adene bi't-mekân" denir. Adn cennetleri sözü de buradan gelir. Dil bilimcilerine göre her şeyin merkezi, onun madenidir. Aslında maden sözü, "yerleşmek şartıyla ikâmet edilen yer (mekân)" demektir. Daha sonra Yüce Allah'ın yeri yarattığı günden beri onda terkib ettiği unsurlar için kullanılır oldu. Başlangıçta maden sözünün bu unsurları için kullanılması, karinesiz bir intikâl şeklinde oldu. Kenz; insan eliyle toprağa yerleştirilen şeydir. Rikâz ise; madeni ve kenzi (defineyi) içine alan bir terimdir. Çünkü toprağa yerleştirilen zenginliğin Allah veya başkası tarafından konulması, sonucu değiştirmez" (İbnül-Hümâm, Felhul-kadîr, I, 537).
    Hanefîlere göre maden, rikaz veya kenz, aynı anlamdadır. Bunlar toprak altında gömülü bulunan bütün malları ifade eder. Ancak özel anlamda maden; dünyayı yarattığı zaman, Allah'ın arzda yarattığı yer altı zenginlikleridir. Rikâz ve kenz ise ehli küfrün kendi fiiliyle toprağa gömdüğü hazine, define vb. şeylerdir.
    Madenler üç kısma ayrılır: 1. Ateşle yumuşayıp erimeye elverişli bulunanlar. Altın, gümüş, demir, bakır, kalay, tunç madenleri gibi. Cıva da bu hükümdedir. Bu çeşit madenler öşür, harac, mülk arazilerde veya sahralarda da bulunsa, nisaba ulaşmasa bile beşte bir zekât gerekir.
    2. Ateşle yumuşayıp erimeye elverişli bulunmayanlar. Kireç, alçı taşı, yakut, elmas, firuze, mermer gibi. Bunlardan zekât alınmaz. Bunların tamamı sahibine ve sahibi yoksa bulana ait olur.
    3. Sıvı halde bulunanlar. Su, tuz, zift, petrol gibi. Bunlardan da bir şey alınmaz. Bunlar da tamamen arazi sahibine aittir. Ferdî mülkiyete ait erimeyen madenlerle sıvı haldeki yeraltı kaynakları işlenip paraya dönüşünce zekâta tabi olur.
    İnsan eliyle gömülen definelere gelince, bunlar da üçe ayrılır.
    1. Üzerinde İslâmî devirden kalma veya müslümanlara ait olduğunu gösteren bir alâmet bulunan defineler. Üstünde kelime-i tevhîd yazılı olan gömülmüş sikkeler gibi. Bunlar lukata hükmündedir. Bunları bulanlar yoksul iseler, kendilerine; zengin iseler yoksullara sarf veya devlete teslim ederler.
    2. Câhiliyeye ait define. Üstünde put resmi gibi câhiliye belirtisi olan gömülü sikkeler bu gruba girer. Bunların beşte biri zekât verilir. Geri kalanı arazi sahibine, sahibi yoksa bulana ait olur. Dağ, sahra gibi kimsenin mülkü olmayan yerlerdeki bu çeşit definelerin de beşte biri zekât olarak devlete, geri kalanı da bulan kimseye ait olur.
    3. Alâmeti açık olmayan defineler. Ne müslümanlara, ne de ehl-i küfre ait olduğunu gösteren açık bir alâmet olmaması hâlinde, bulan kimse bunu ganîmet veya lukata hükümlerinden birisine tabi tutmakta serbest olur.
    Ganîmet sayılarak beşte bir zekâta tabi kılınan maden veya rikazın zekâtı, ganîmet verilecek yerlere verilir:
    Kur'ân-ı Kerîm'de şöyle buyurulur:
    "Bilin ki, ele geçirdiğiniz ganîmetin beste biri Allah'ın, peygamberin ve yakınların, yetimlerin, düşkünlerin ve yolcularındır" (el-Enfâl, 8/41). Maden ve ehli küfürden kalma defineler de ganîmet sayılır. Çünkü bunlar topraktaki yerlerine, küfür ehli devrinde yerleşmiş veya oluşmuş, daha sonra müslümanlar burasını zorla ele geçirmişlerdir (ez-Zühaylî, el-Fıkhul-İslâmî ve Edilletüh, Dimaşk 1405/ 1985, II, 776).
    Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur:
    "Hayvanın yaralaması hederdir (tazminat gerekmez). Su kuyusuna düşen hederdir. Maden kuyusuna düşen hederdir. Rikâz da (yer altı zenginliği) ise beşte bir zekât vermek vardır" (Buhârî, Tecrîd-i Sarih Terc, V, 310; ez-Zeylaî, Nasbu'r-Râye, II, 380). Burada rikâz, madene ve defineye (kenz) şamildir. Çünkü rikâzın kökü rekz, gömü ve gömülen şeyi ifade eder. Gömenin ya da, toprağın altına yerleştirenin Allah veya insan olması sonucu değiştirmez
    Mâlikî, Şâfiî ve bütün Hicaz fakihleri ise bu hadisi şöyle yorumlarlar: Maden rikâz değildir. Çünkü rikâz câhiliye devrinde yere gömülen şeylerdir. Onlara göre, Hz. Peygamber yukarıdaki hadiste, madenle rikâzın arasını atıf "vavı" ile ayırmıştır.
    Ancak konuya dil bilgisi açısından dikkatlice bakıldığında, Hz. Peygamber "Maden kuyusuna düşen hederdir"buyurduktan sonra, Madende beşte bir zekât vardır" ifadesini kullansaydı, insan eliyle gömülen defineler hüküm dışı kalırdı. Halbuki "Rikâzda beşte bir zekât vardır" buyurulunca, hem madenler hem de defineler kapsama girmiş olmaktadır. Çünkü rikâz iki manaya da gelmektedir. Kâmus ve diğer lügat kitaplarında rikâz şöyle tarif edilmektedir: "Allah'ın yerleştirdiği, yani maden, câhiliye ehlinin gömdükleri ve madenden altınlar, gümüş parçaları gibi şeyler" (el-Kâmusul-Muhît, ra ke ze maddesi). İbnül-Esîr bu konuda şöyle demektedir: "Hicaz ehline göre rikâz, câhiliye ehlinin yere gömdüğü şeylerdir. Irak ehline göre ise, madenlerdir. Sözlükte iki manaya gelmektedir. Çünkü ikisi de yere yerleştirilmiş, yerde sâbit olmuştur" (en-Nihâye fî Garîbil-Nadîs, II, 107).
    Rikâzın madeni de kapsamına aldığını şu hadis ifade etmektedir. Ebû Hanife Amr bin Şuayb babasından, o da kendi babasından rivâyet etmiştir: "Adamın biri harabelerde bulunan şeylerin hükmünü Rasûlüllah'a sormuş, Nebî (s.a.s) şöyle cevap vermiştir: "Onda ve rikâzda beşte bir vardrr" (Ebû Ubeyd, el-Emvâl; Hâkim, Müstedrek ve Ebû Dâvud rivâyet etti. Tirmizi hasen hadis dedı).
    İmam Şafiî, İmam Mâlik ve Ahmed bin Hanbel'e göre, madenlerde zekât miktarı kırkta birdir. Bunlar, zekât miktarı icma ve nass'la belirlenen altın ve gümüş paraya kıyas yaparlar. Ancak insan eliyle gömülen rikâzda, şartları varsa beşte bir zekâtı, öngörürler.
    Mâlikî mezhebinin meşhur olan başka bir görüşü madencilik konusunda ayrı bir ekonomik teori oluşturur. Buna göre ister katı, ister sıvı olsun yerden çıkan her çeşit maden, İslâm devletine aittir. Maden ocakları ve yer altında bulunan petrol, devletin mülküdür. Çünkü bunlar özel sektöre mülk olarak geçerse, giderek kötü niyetli kişilerin tekelinde toplanabilir. Kötü rekabet kan dökmeye götürebilir. Bu yüzden madenlerin, geliri toplum yararı için harcanan ve devlet temsilcisi tarafından yönetilen bir statüye kavuşturulması gerekir.
    Hz. Peygamber'in sünnetinde su, ateş ve otun müslümanlar arasında ortak olduğu açıkça belirtilmiştir. Bir sahabî, Allah elçisinden Ma'rib'deki tuzlayı kendisine ikta' etmesini istemiş ve Rasûlüllah da bunu ona vermiştir. Ancak adam gidince kendisine: "Ey Allah'ın Rasûlü, ona neyi verdiğinizi biliyor musunuz? Ona sürekli akan ve kesilmeyen suyu verdiniz" denildi. Bunun üzerine tuzla daha sonra geri alınıp, toplumun hizmetine verildi. Rasûlüllah (s.a.s) ölü bir arazi olup, sahabinin bu tuzlayı imar ettiğini düşünmüş, ancak pınar ve kuyu suları gibi kesilmeyen bir su olduğunu anlayınca kendisinden geri almıştır (Ebû Ubeyd, el-Emvâl, 275, 276, 281).
    Hamdi DÖNDÜREN


+ Cevap Ver

LinkBacks (?)

  1. Yandex
    Refback Bu Konu
    11-16-2014, 10:59 PM

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
^

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349