+ Cevap Ver + Yeni Konu aç
1 sonuçtan 1 ile 1 arası

ahlak

 İslami Konular ve kaynakları Katagorisinde ve  İslami Sözlük Forumunda Bulunan  ahlak Konusunu Görüntülemektesiniz.=>ahlak AHLÂK İnsanların toplum içerisindeki davranışlarını ve birbirleriyle ilişkilerini düzenlemek gayesiyle ortaya konulan hükümlere ahlâk denilir. Dünyadaki bütün sistemlerin ve rejimlerin temelinde, ferdî ve toplumsal ahlâk anlayışını görmek mümkündür. Ahlâk kuralları, herhangi bir insanın toplumun diğer ferdlerine karşı vazifelerini gündeme getirir. Tarih boyunca; üzerinde en çok durulan konulardan birisi de ...

  1. #1
    Paylaşımcı Üye
    Üyelik tarihi
    Jul 2009
    Mesajlar
    659
    Tecrübe Puanı
    11

    Standart ahlak

    AHLÂK

    İnsanların toplum içerisindeki davranışlarını ve birbirleriyle ilişkilerini düzenlemek gayesiyle ortaya konulan hükümlere ahlâk denilir. Dünyadaki bütün sistemlerin ve rejimlerin temelinde, ferdî ve toplumsal ahlâk anlayışını görmek mümkündür. Ahlâk kuralları, herhangi bir insanın toplumun diğer ferdlerine karşı vazifelerini gündeme getirir. Tarih boyunca; üzerinde en çok durulan konulardan birisi de ahlâk felsefesidir. Şimdi "ahlâk nedir?" sualine cevap arayalım.

    Ahlâk kelimesi Arapça olup, huy mânâsına gelen hulk (veya hulûk) kelimesinin çoğuludur. Hulk; din, tabiat ve seciye mânâlarına gelir. Nefs diye adlandırılan manevî ve bâtınî özellikleri de ifade eder. ı Nitekim Kur'ân-ı Kerim'de, Resûl-i Ekrem (sav)'e hitaben: "Şüphesiz ki sen, yüce bir ahlâk (hulûkul aziym) üzere bulunmaktasın."2 hükmü beyan buyurulmuştur.

    Ahlâkın çeşitli tarifleri vardır. İslâm âlimleri arasında yaygın olan tarifi şudur: "Ahlâk nefiste yerleşen bir melekedir ki, fiil ve davranışlar fikri bir zorlamaya ihtiyaç olmadan, bu meleke sayesinde kolaylıkla ortaya çıkar."3 Ahmet Rıfat; tarifte geçen "nefıste yerleşen meleke" kısmını izah ederken: "Kâtibin birşey yazarken harf harf düşünmediği, saz çalan kimsenin çaldığı sazın ahengini nağme nağme düşünmediği gibi, ahlâki fıilin de, kendiliğinden meydana gelmesi icab eder."4 demiştir. Dolayısıyla ahlâkın mühim bir özelliği, insan tabiatına iyice yerleşmiş olmasıdır.

    İslâmî ahlâkın temelinde vahiy vardır. Kur'ân-ı Kerim'deki her emir ve nehiy, bir vazifeyi gündeme getirir. Dolayısıyla İslâmî ahlâkı bir "vazife ahlâkı" olarak nitelemek mümkündür. Bunun dışında bütün fiillerin, salih bir niyet ve ihlasla edâ edilmesi esastır. Zira Resûl-i Ekrem (sav)'in: "Muhakkak ki, ameller niyetlere göredir."5 buyurduğu bilinmektedir. Mesele bu açıdan ele alındığı zaman, İslâm ahlâkının diğer bir unsurun da niyet ve ihlâs olduğu kavranır.


    İslâm dinindeki iman ve ibadet esaslarıyla ahlâki emirleri, kesin çizgilerle birbirinden ayırmak mümkün değildir. Nitekim Resûl-i Ekrem (sav)'in nasıl bir ahlâka sahip olduğunu soran Hz. Urve b. Hişam a, Hz. Aişe (r.anha) validemiz şöyle cevap vermiştir: "Resûl-i Ekrem (sav)'in ahlâkı Kur'ân'dan ibaretti."6


    İnsanların toplum içerisindeki davranışları ve birbirleriyle münasebetleri hususunda, muhtaç olduğu ilimleri öğrenmeleri "farz-ı ayn" hükmündedir. İbn-i Abidin: "Kulun dinini icrâsı , Allah için amelinin ihlâsı ve kullan ile muaşereti hususunda muhtaç olduğu ilmi öğrenmesi İslâm'ın farzlarındandır."7 diyerek, buna işaret etmiştir. Tahkiki mânâda iman etmiş olan bir mü'min, gerek Allahû Teâla (cc)'nın hukukuna, gerek insanların hukukuna, hassasiyetle riayet eder. Resûl-i Ekrem (sav): "Mü'minlerin iman yönünden en mükemmel olanı ahlâkı en güzel olanıdır."8 buyurmuştur. İman ile ahlâkı birbirinden ayırmak mümkün değildir.

    Ahlâk ile birlikte ele alınması gereken bir kavram da edebdir. Edeb lafzı, edb kelimesinin ismidir. Edb ise, insanlar. ziyafete davet etmek mânâsınadır. Bu itibarla edeb, insanların davet olunduğu bütün hayır, fazilet ve mekârim-i ahlâkı içine alır. Seyyid Şerif Cürcani: "Edeb ma'ruftan ibarettir. İnsanı her türlü hata ve fenalıktan koruyan bir melekedir."9 tarifini esas almıştır. Kamus mütercimi Asım Efendi ise, edeb maddesinde şunları zikreder. Edeb; nezâket, incelik ve usluluktur. İnsanlara karşı sözü ve hareketi ile yumuşak bir muamele ve güzel bir tavır üzere olmaktır. Bütün hatalı davranışlardan kendisiyle korunulan şeyleri bilmektir. Kişinin benliğinde (tabiatında, seciyesinde) yerleşmiş bir meleke olup; ona sahip olanları, kötülenmeyi ve ayıplanmayı gerektirecek şeylerden korur. Âriflerin deyimi ile edeb `Dinin tesbit ve tayin ettiği ahlâkî sınırları korumak ve saygı gösterilmesi gereken yola girmektir.' Bu ise insanın gönlünde yer etmiş olan güzel ahlâktan ibarettir. İnsanı hakka götüren yolların hepsi edebtir. Fıkıh âlimlerine göre; Resûl-i Ekrem (sav)'in sünnetine dayanan hareketler mânâsına gelir."

    Şair Mevlâna Celâleddün-i Rûmi: "İnsanın edebten nasibi yoksa, o insan değildir. İnsanla hayvanı birbirinden ayıran en bâriz fark edebtir. Kur'ân-ı Kerim'i iyice tetkik edersen, bütün âyetlerin mânâsının edeb olduğunrı görürsün" diyerek, edebin önemini veciz bir şekilde ortaya koymuştur.

    İnsanların toplum içerisindeki davranışlarını ve birbirleriyle münasebetlerini düzenlemek gayesiyle konulan hükümleri, tekrar gözden geçirmeliyiz!.. Bu hükümleri kim ve hangi yetkiye dayanarak koymuştur? Eğer tâgûtî güçlerin koyduğu veya çevre kültürünün getirdiği hükümlere göre insanlarla ilişkilerimizi düzenliyorsak, bu düpedüz ahlâksızlık ve edepsizliktir. İslâm dininin tesbit ve tayin ettiği ahlâki hükümlere göre ilişkilerimizi sürdürüyorsak, ruhlar âleminde verdiğimiz misak'a sadakat gösteriyoruz demektir. Gerek nefsimize, gerek ailemize ve gerek içinde yaşadığımız cemiyete karşı olan vazifelerimizi, İslâm'ın tayin ettiği ölçülere göre edâ etmek borcundayız. İnsanların hevâ ve heveslerinden kaynaklanan ahlâk anlayışı, başlı-başına bir faciadır ve sürekli değişir. Bu incelik asla unutulmamalıdır.

    KAYNAKLAR

    (1) İbn-i Manzur, Lisanû'l Arabi, Beyrut: 1355 c. XI, sh: 374 ("Hulûk" maddesi)

    (2) Kalem Sûresi: 4.

    (3) Kâtip Çelebi, Keşfu'z-Zunûn, İst. 1947, c. 1, sh. 35. Ayrıca Seyyid Şerif Cürcani, et-Tarifat, İst. ty. Kaynak Yay., sh.101

    (4) Ahmed Rifat, Tasvir-i Ahlâk (Ahlâk Sözlüğü) İst. ty. Tercüman 1001 Temel Eser, sh.129.

    (5) Sahih-i Buhari, İst.1401, K. İman: 41 c. I, sh.19.

    (6) Sahih-i Müslim, İst. 1401, Çağrı Yay., c. 1 sh. 512-513 K.Selâit'il Müsafirin:18, Had. No:139 (746).

    (7) İbn-i Abidin, Reddü'l-Muhtar, İst. 1982, Şamil Yay., c. I, sh. 40

    (8) Sünen-i Ebû Davud, İst. 1401, Çağrı Yay., K. Sünne:14.

    (9) Seyyid Şerif Cürcani, a.g.e., sh.15.


+ Cevap Ver

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
^

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331