+ Cevap Ver
1 sonuçtan 1 ile 1 arası

Kaza ve Kadere İman

 İslami Konular ve kaynakları Katagorisinde ve  Kaza ve Kader Forumunda Bulunan  Kaza ve Kadere İman Konusunu Görüntülemektesiniz.=>Kaza ve Kadere İman Kaza ve kadere inanmak demek, hayır ve şer iyi ve kötü, acı ve tatlı, canlı ve cansız, faydalı ve faydasız her ne varsa hepsinin Allah'ın bilmesi, dilemesi, kudreti, takdiri ve yaratması ile olduğuna, Allah'tan başka yaratıcı bulunmadığına inanmak demektir. Dünyada meydana gelmiş ve gelecek olan her ...

  1. #1
    Aktif Üye
    Üyelik tarihi
    Dec 2009
    Mesajlar
    438
    Tecrübe Puanı
    11

    Standart Kaza ve Kadere İman

    Kaza ve Kadere İman
    Kaza ve kadere inanmak demek, hayır ve şer iyi ve kötü, acı ve tatlı, canlı ve cansız, faydalı ve faydasız her ne varsa hepsinin Allah'ın bilmesi, dilemesi, kudreti, takdiri ve yaratması ile olduğuna, Allah'tan başka yaratıcı bulunmadığına inanmak demektir. Dünyada meydana gelmiş ve gelecek olan her şey, Allah'ın ilmi, dilemesi, takdiri ve yaratması ile olur.


    Kaza Ve Kadere İman


    Kaza ve kader, insanlığın gündemine İslâm'ın doğuşuyla girmiş bir konu değildir Aksine, çok eski devirlerden beri şu veya bu şekilde kabul edilen, üzerinde konuşulan kavramlardır
    Kaza ve kader konusu açıldıkça, derine inildikçe, her bir konu bir diğerini düşündürür Konuya yaklaşım tarzı ve izahlar çoğalır Bu sebeple İslâm mütefekkirleri arasında da tartışmalara, ihtilaflara sebep olmuştur Hatta bu yüzden Cebriyye , Kaderiyye gibi mezhepler ortaya çıkmıştır
    Kaza ve kader konusu zor ve karmaşık Diğer taraftan altı iman esasımızdan biri O halde kaza ve kader kavramının bizi ilgilendiren, bilmemiz gereken tarafı da var Ve esasen bu kısmı anlaşılmayacak kadar çetin ve zor değil

    Altı iman esasından biri
    Önce şunu bilmemiz gerekiyor: Birçok sahih hadislerde, Hz Peygamber sav Efendimiz kaza ve kadere imanı, imanın bir esası olarak açıklamıştır Bunlardan “Cibril Hadisi” olarak bilinen hadis-i şerifte, Cebrail as' ın bir insan şeklinde, ashabı ile beraber oturmakta olan Rasulullah sav'in yanına geldiği ve şu soruyu sorduğu bildirilir:
    - İman nedir?
    Efendimiz sav cevap verir:
    - ALLAH'a, meleklerine, ahiret gününe, hayır ve şerriyle kaza ve kaderin ALLAH'tan olduğuna inanmandır (Müslim, Ebu Davud , İbnu Mace )
    Kader ve kaza, alıştığımız tabiri ile kaza ve kader, aslında birbirinden ayrılmayan iki kavramdır Fakat kader ve kazayı anlatmadan önce, bu meselenin temeline ilişkin bazı kavramların izahı gerekir Bunların en önemlileri, irade (küllî ve cüz'î irade), halk ve kesbdir Bir de bunlar arasındaki ilişkinin bilinmesi gerekir

    ALLAH'ın iradesi, kulun iradesi
    Bir davranışı yapabilme, yapılabilecek şeylerden birini diğerinden ayırıp o şeyi gerçekleştirmeye irade denir Bu bakımdan insanın yapıp-ettikleri (fiilleri) ikiye ayrılır
    Birincisi, kendi iradesiyle (istemesiyle) yaptığı fiillerdir Buna ihtiyarî (isteyerek yapılan) fiiller denir Mesela kitap okumak, yemek yemek , oturup kalkmak böyledir İhtiyarî fiillerimizin karşılığında ilâhi mükafatı veya cezayı hak kazanırız
    Diğeri ise, insanın iradesinin, istemesinin dışında meydana gelen fiillerdir Nefes almak gibi
    Alimlerimiz çeşitli ayet ve hadislerden hareketle iki türlü irade olduğunu izah ederler Bunlar “küllî irade” ve “ cüz'î irade”dir İnsanın bir şeyi yapabilmesi, bu iki iradeye bağlıdır
    Küllî irade: Buna ALLAHu Tealâ'ın iradesi/dilemesi (ilahî irade) de denilir Küllî irade, bütün iradeleri içine alan, çepeçevre kuşatan, bütün iradelerin ona tabi olduğu bir iradedir
    Yarattıklarında sınırsız-sonsuz (mutlak) irade sahibi O'dur Nerede, ne zaman doğacağımız, annemizin-babamızın kim olacağı, ne zaman öleceğimiz, kıyametin kopma vakti gibi hususları belirleyen yalnızca O'nun küllî iradesidir Bu iradenin neleri ne zaman gerçekleştireceği ALLAH katında bir sırdır İnsan bunu vakti geldikçe, gerçekleştikçe görebilir
    Cüz'î irade: Diğer taraftan, insan da kendi irade ve isteği ile bir şeyi yapmak veya yapmamak kabiliyetindedir İşte insanın bu yapıp-etme kabiliyetine cüz'î irade denilir
    İnsan cüz'i iradesiyle hayatı boyunca tercih ve seçimler yapar Büluğ çağından itibaren yapıp-ettikleri ve seçimleri sevaba veya azaba müstahak olması sonucunu doğurur Bu duruma sorumluluk (mükellefiyet) diyoruz

    Küllî irade, cüz'î irade ilişkisi
    ALLAH insana sınırlı bir irade ve bu iradesini kullanacağı sınırlı bir hürriyet vermiştir Sınırlı diyoruz, çünkü küllî iradeyi açıklarken, ALLAH'ın iradesinin insan iradesini kuşatttığını açıklamıştık Yani insanın dilemesi onun fiillerinin meydana gelmesine tesir eder Fakat bütün fiillerin gerçek yaratıcısı ALLAHu Teâla'dır
    Bu husus: “ALLAH her şeyi yaratandır” ( Zümer , 62) “Sizi ve yaptıklarınızı yaratan ALLAH'tır” (Nisa, 78) gibi bir çok ayetle sabitlenmiştir
    ALLAHu Tealâ , kullarının fiillerini onların irade ve seçimlerine uygun olarak irade eder ve yaratır Çünkü mutlak yaratıcı O'dur
    Bunun bu şekilde olması, ALLAH'ın kullarının fiillerini yaratmaya mecbur olmasından değil, ALLAHu Tealâ'nın adetinin ( Adetullah'ın ) bu şekilde gerektirdiğindendir
    O halde, bir fiili seçmek, tercih etmek, kazanmak ( kesbetmek ) kuldan; kulunun seçtiği, tercih ettiği ve kazandığı şekle uygun olarak yaratmak da ( halketmek ) ALLAH'tandır
    Bu durumda insan kazanan, elde eden, işinin o şekilde olmasını isteyen ( kâsib ); ALLAH da kulunun dilediği ve kazandığı şekliyle yaratandır ( Hâlık )
    İnsanın dilemesi, ALLAH'ın da buna uygun olarak yaratması şeklinde işleyen ilâhi düzen, doğru anlaşıldığı takdirde kader mefhumuna ters bir şey değildir Zira ALLAH, kulun serbest iradesiyle yapacağı şeyleri ezelde bilmektedir Aksinin düşünülmesi, O'nun “İlim” sıfatının inkârı demektir
    Bu izahlardan sonra kader ve kazayı anlamak daha kolay olacaktır

    Kader ve kaza nedir?
    ALLAHu Tealâ tarafından, var olan her şeyin (bütün mahlukatın) ve bütün olayların yaratılmadan önce ezelde, O'nun katında bulunan Levh -i Mahfuz adlı ‘kitap'ta; durumları, nitelikleri, sebepleri, şartları ve zamanıyla birlikte kayıtlı olması demektir Yani ALLAHu Tealânın bütün iradelerinin, ‘ belirleme'lerinin tamamıdır Takdir edilip belirlenen şeylere, kader kelimesiyle aynı kökten gelen “mukadder” ifadesi kullanılır
    ALLAHu Tealâ tarafından takdir edilen (belirlenen) şeyin varlık aleminde ortaya çıkmasına; yaratılıp meydana gelmesi durumuna da “kaza” denir
    Tariflerden anlaşılacağı üzere kader-kaza ilişkisi öncelik ve sonralık göstermektedir Zira kader önce, kaza ise sonradır Yani, önce bir hususta ALLAHu Tealâ'nın takdiri olur, daha sonra kazası gerçekleşir O halde bu varlık aleminde gerçekleşen her olay hem kader hem de kazadır
    Bu iki tarifte geçen, her şeyin kaderinin ALLAH'ın ezeli ilminde olmasının anl----- gelince:
    İnsanların cüz'î iradeleri ile yapmak istedikleri bir şeyi, ALLAH'ın o kulun bu işi nerede, ne zaman, ne şekilde seçeceğini bilmesi; bu bilgisine göre irade etmesi ve zamanı gelince de kulun tercihine göre yaratması demektir

    Hakikati kim biliyor?
    Bu noktada kaza ve kader hakkında bazı büyüklerimizin söylediklerine bakalım:
    Alaeddin Attar ks şöyle der:
    “Kişinin zahirde ALLAH'ın yoluna sımsıkı sarılması, kalbini de ALLAH'a bağlaması gerekir Yani onu saadete kavuşturacak zahiri sebepleri düşünecek, emrolunduğu üzere çok çalışıp kendini kötülüklerden koruyacaktır Özetle kul, zahirde dış sebeplere bağlanıp hakikatte ALLAH'a tevekkül edecektir Şöyle ki: Korktuğu şeylerden dolayı vaktinde kapısını kapayıp atını bağlayacak, yemeğini yiyecek, fakat hakiki koruyan ve doyuranın ALLAH Tealâ olduğunu bilecektir”
    Saadat -ı Nakşibendiyye'den Muhammed Diyauddin ks de bir mektubunda şöyle der:
    “Kaza ve kader konusu geniş olarak izah edilmesi gereken bir meseledir Şafiî, Hanefî mezhebine mensup alimler ile diğer bütün mezhep alimleri bu konudan söz etmiş, hatta bu konu bazı alimlerin yolunu şaşırmasına, bazılarının da kurtuluşuna sebep olmuştur”
    Bir başka mektubunda ise sözlerini şöyle bitirir:
    “Kader konusuna dalmak, hakkında (inceden inceye) soru sormak uygun bir şey olmayıp, hatta bidat bile denmiştir
    Gerçek şudur ki, kaderin mahiyeti bir sırdır ALLAHu Tealâ'dan başkası bu sırrı tam olarak bilemez”


+ Cevap Ver

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
^

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349