24 yaşında, çok büyük bir projenin başında, mesleğimin zirvesindeyim. Zaten 10-15’i müdür, 150 kişinin stresi ve bir de kendi sorunlarımla tek başımayım. Bir ben, bir de kendim. Yapayalnızım. Etrafımda kimse yok. Kalmadı aslında. Kız-erkek birçok dost, arkadaş ve ilişkilerim oldu. Şu an? Ailemle de aram iyi değil. Hayatımdaki insanların intikamı mı bu? Yalnızlığımı kiminle nasıl paylaşabilirim? Etrafıma bakıyorum herkesin bir arkadaşı var. Bir dayanağı var.
Dr. Can

Sevgili Ebu Zer tavırlı “zirve” insanı. Zirveye erken çıkmışsın. Zirve yalnızlık ister, yalnızlık gerektirir. ‘Zirve’deysen yalnız olacak, yalnız yaşayacaksın. Halinden dilinden anlamayacaklar; sana ulaşamayacaklarını, seni keşfedemeyeceklerini düşünecekler.

Zirvedeysen; burnunun büyüdüğünü düşünecekler, kıskanacaklar ve terk edecekler... “Zirve’de o halde ‘zırva’lıyordur” diyecekler. Uzaktan uzaktan indirmek isteyecekler.

Yalnızlığa alışmalı, yollarla barışmalısın... Bir başına terk edilmelere, ihanetlere, tek başına bırakılmalara, yalnızlığa alışmalısın. Güvendiğin dağlardaki karlara bakıp, ders çıkarmalısın kendine.

Zirvedeysen; hüzünlü bir şarkıyla paylaşılan gecelerde, başını dayayacak bir omuz arama sevdalarından vazgeçeceksin.

Sen hiç Ararat’ın, Everest’in tepesinde insanlar topluluğu gördün mü?

Zirvedeysen; sofrada tek tabağa, tabakta az yemeğe alışacaksın.

Zirvedeysen; yalnızlığını paylaşacak sevgili aramayacak; “Yalnızlık paylaşılmaz ki! Paylaşılsaydı yalnızlık olmazdı zaten!” diyeceksin.

Zirvedeysen; telesekreterine “Şu an size cevap verebilecek kimse yok, belki de hiçbir zaman olmayacak” diye notlar bırakmalısın.

Yalnızlığa alışmalı, sessizliğe ısınmalısın. Oysa sessizlik haksızlığa alkıştır. Haklılığın onuru yaşatır insanı.


Susmanın utancı öldürür


“Dr. Can’a yakışmayan bu hüzünlü sözler niye” deme. Bu yazıyı yazdığım gün, hüzünlü bir Şevval günü. Ben de senin gibi “Antalyalı” oldum bugün... Eski; ama hiç eskimeyen ve çok sevilen bir dostum telefonu kalbime kapatarak, dostluğun son kullanma tarihini belirledi. Sonsuza dek sessizliğin utancına gömdü Can’ı...

Sevgili, yalnız, zirvedeki genç adam: Gece yastıkla ağlaşmaya, sabah aynayla gülüşmeye, kendinle hüzünlenip, kendinle keyiflenmeye hazır olmalısın.

Kimsesiz kaldığın zaman, “Bugün ben kimsesiz kaldım” feryadına komşuların yetişmemesine alışmalı, soğuk duvar diplerinde ağlamalarına aldırmamalısın. Zira Kimsesizler Kimsesi yanında olacaktır.

İşte o zaman, hep başını alıp gidebilecek kadar cesur; ama hep, kalıp savaşacakmış kadar da gözüpek hissedeceksin kendini...

Kazanılması ucuz olmayan; ama yalnız da kalmayacağımız Yitirilmiş Cennetler’de, yitirilmiş dostluklar adına buluşmak dileğiyle...

DR. CAN