2009'un son gecesinde erken yattım, sabah -sabah namazı için- erken kalktım, abdestimi aldım, namazımı kıldım ve 'Bismillah' deyip 2010 yılının ilk gününde günlük çalışmalarıma başladım...Önce gazetemi, Millî Gazete'mi aldım, açtım, birinci sayfaya, manşete baktım ve ürpertici ana başlığı gördüm: İNSAFSIZLIK... Başlığın üstünde detayları ve yüzde(% )leriyle; otoyollara, köprülere, akaryakıta, tüketim maddelerine, maktu harçlara, inşaat ruhsatlarına, tapu ile pasaport harçlarına ve bazı tüketim maddelerine -herhalde yeni yıl şerefine olsa gerek- yapılan yepyeni zamlar: ZAM, ZAM, ZAM/LAR...
Onun da üstündeki başlık: EKONOMİ İYİLEŞTİKÇE(!) ZAM YAĞIYOR...
Haberin devamı ve detayı 6'ıncı sayfada, benim bugünkü yazımın yanıbaşında ve yazımın başlığı da şöyle: Yeni yıl, yeni düzen, kriz, tufan ve Türkiye... Yeni bir yıl, yeni diye yutturulmaya çalışılan zalim eski dünya düzeni, sürekli tekrar eden krizler, çözülmeyen sorunların giderek "sosyal tufan"a dönüşümü ve Türkiye... Yeni yılın daha birinci günüde zamlara uyandıysak, ilk günümüz böyle başladıysa; yıl boyunca bundan sonraki her sabaha da böyle uyanma tehlikesi var demektir... 'Nerden biliyorsun' diye soranlara cevabım: Hükümetin yıllardan beri yaptıkları, bundan sonra yapacaklarının garantisi ve habercisidir...
Millî Gazete'nin birinci sayfasından bir haber ve bir başlık daha: Bu yıl da AÇIZ...
Bir diğer haber başlığı ise içinde çözüm reçetesini de barındırıyor ama görenler, duyanlara ve bu doğruları görüp uygulamak isteyenlere: KAYNAK var ama FAİZE gidiyor...
Bir gazetemin bugünkü manşetine, ana haberine, haberin detaylarına, detaylardaki yakıcılığa ve 2010 yılı boyunca insanımızı yakacak ekonomik gerçeklere baktım; bir de bir gün öncesinde yazıp gönderdiğim, bugün yayımlanan yazıma baktım ve düşünmeye başladım: Ülkem, Türkiyem, memleketim, insanlarım ve bütün beşeriyet 2010'un ilk gününden itibaren neler görecek, neler yaşayacak, neler çekecek?!. Daha ilk günden belli değil mi?
ZAMLAR... ZAMLAR... ZAMLAR...
Bazı zamlar öylesine insafsızca yapılmış ki; mesela, yeni pasaport ve nüfus cüzdanı alacaklar yüzde 53, yeni sürücü belgesi yüzde 55, yeni değerli kâğıt bedelleri yüzde 66'ya varan oranlarda artırılmış!.. Zamların her birinin elbette detayları var; mesela, değerli kâğıtlar tam 11 çeşit!.. Detayın da detayları var: Mesela, notere pek çok defa yolunuz düşmüştür, bundan sonra da düşecektir; noter kâğıtları da bütün ayrıntılarıyla çeşit çeşit!.. Bu arada kendimce şükredecek minik bir şey buldum: İyi ki Sayın Cumhurbaşkanı geçen ay Balkan ülkelerine yaptığı ziyarete beni de davet etti, bu vesileyle pasaportumun süresini temdit ettirdim; aksi halde 2010'a kalsaydım zam kazığına ben de katlanacaktım!.. Artık siz de benim gibi yapın, böyle küçük tesellilerle mutlu olmaya bakın; çünkü bu anlayıştaki yöneticilerimizin uygulamaları var olduğu sürece daha iyisi yok!..
2010'a, yeni yıla bir de IMF ile girdik!.. Hani IMF'ye ümüğümüzü sıktırmayacaktık; hani IMF ile bir daha yeni anlaşma yapmayacaktık; hani IMF'ye olan borçlarımızı kapatıp yeni borç almayacaktık; hani ekonomimiz iyiye gidiyordu da, kriz bizi teğet geçmişti de, daha bilmem neler de, biz bir daha IMF'ye muhtaç olmayacaktık?!.
Eski yılların Maliye Bakanı Kemal Unakıtan gitti diye seviniyorduk; yoksa, yeni Maliye Bakanı Mehmet Şimşek eskisini de bize aratacak mı?!. Bu arada Ekonomiden Sorumlu Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, büyüklere ninniler söylemeye devam ediyor!..
Madem bakanlarımız başarılıydı, madem ekonomimiz dahil her şey iyiye gidiyordu; IMF ile neden yeni bir anlaşma imzalıyoruz, neden?!..
Yeni Şafak'tan İbrahim Kahveci bugünkü (01.01.2009) yazısının başlığında soruyor: Kriz yoksa neden IMF?.. Ve yazısını sonuna şunu eklemiş; Not edin: Bu IMF aslında 2 yıl sonra daha büyük bir IMF'ye muhtaç bırakacak, haberimiz olsun.