Helal rızık ekonomisi

Şakir Tarım

araştırmacı yazar


Türkiye, halkı Müslüman bir ülke. Hayat ölçülerini İslami kurallardan alması oldukça tabiidir. İslam'ın ana kaynakları, Kitap (Kur'an-ı Kerim) ve Peygamber Efendimiz'in Sünneti'dir. Her Müslüman, dünya ve ahiret saadetinin ancak bu kaynaklara uymakla temin edileceğine inanır.

Her Müslüman, rızkını helal yoldan temin etmek konusunda azami gayret gösterir. Hatta, bu konuda kılı kırk yarar. Yenilip içilen her şey rızıktır. Helal yoldan kazanılması ve helal yollara harcanması esastır. Kıyamet günü, her müslümana, "Rızkını nereden kazanıp nereye harcadığı" mutlaka sorulacaktır.

Rızkı veren Allah'tır. Rabbimizin 99 güzel isminden biri de "Rezzak' (c.c.) tır. "Rızık verici" anlamında. Bir ayette şöyle buyrulur: "Yeryüzünde yürüyen her canlının rızkı, yalnızca Allah'ın üzerinedir." (Hud, 6) Peygamber Efendimiz (s.a.v) de "Rızk Allah'tandır" buyurur.

İnsanlar çalışıp kazanmak için sebeplere sarılmalı, Allah'ın takdirine razı olmalıdır. Çünkü, bu dünyada imtihan üzereyiz. Nasıl imtihan edileceğimizin takdiri Allah-ü Teala'ya aittir. O'nun hikmetinden sual olunmaz. İnsanlar rızık verici değil, rızık yiyicidir. Rızkı veren Allah'tır. İnsanlar ise bir sebeptir. Rızkı ancak, Allah-ü Teala'dan istemeliyiz. Bu sebeple, rızık endişesi çekmeye gerek yoktur. İnsan, dünyada kendisine ayrılan rızkı yemeden ölmez. Yüce Rasülümüz (s.a.v) şöyle buyurur: "Ey insanlar! Sizden her biriniz rızkını tamamlamadan ölmeyecektir. Rızkının geç kalacağını sanmayınız. Allah'a karşı takva sahibi olunuz. Rızık teminini helal yoldan yapınız. Sizin için helal olanı alınız. Allah'ın haram ettiğini de bırakınız."

İslam dininde helal lokma çok önemlidir. İnsanın yiyip içtikleri insana etki eder. Hatta, insanın simasında bile değişiklik yaptığını söyleyenler vardır. Helal yoldan beslenen bir vücut, helal olan davranışların çekim alanına girer. İbadetten, iyiliklerden, Allah yolunda bulunmaktan hoşlanır. Haramlardan beslenen bir vücut ise, haram olan şeylerin mıknatıs alanına girer. Alkol kullanmak, kumar oynamak, fuhuş ve zina yapmak gibi kötülükleri arzu eder. Bu yüzden Tasavvuf büyükleri "Salih amel,helal lokmadan südur eder (ortaya çıkar)" demişlerdir. Halk arasında temiz insanlar için kullanılan "Helal süt emmiş" sözünün manası budur. Helal lokma, insanı salih amel işlemeye, Allah'ı razı edecek davranışlara sevk ediyor.

Atalarımız, bütün bu hakikatleri, benim gibi uzun uzun anlatmaz, çocuklarına yaptıkları nasihatlerini bir cümleyle özetlerlerdi: "Evladım, yalan deme, haram yeme!" Şimdi düşünüyorum da, büyüklerimizin bu nasihatleri ne muhteşem bir anlam taşıyormuş. Sadece bu iki şeyin (yalan ve haramdan kaçınmanın) şuuruna varılsa bile, toplum hayatında ne büyük bir değişiklik olurdu, değil mi?

Öyleyse, vücudumuzun helal lokma ile beslenmesine özen göstermeliyiz. Yüce Rasül'ün (s.a.v) şu sözüne kulak vermeliyiz: "Allah-ü Teala, haram yoldan gıdalanan, haram yiyen bir vücuda Cenneti haram kılmıştır." (Tenbih-ül Gafilin)

Günümüzde helal yoldan kazanç sağlamak daha da zorlaşmıştır. Müslümanlar daha da uyanık davranmalıdır. Mesela, ülkemizin önemli yetkililerinden biri, Cidde'de yaptığı bir konuşmada "Faiz bir dünya gerçeğidir" diyerek faiz yasağını hafife almıştı. Halbuki, Yüce Rabbımız "Allah, faiz karışan bir malın bereketini giderir, sadakaları ise bereketlendirir." (Bakara,276) buyurmaktadır. Şüphesiz ki, Rabbimizin buyruğu doğrudur. Yine aynı yetkili "Paranın dini, imanı olmaz" diyerek dolaşmaktadır. Hayır! Para hak ölçüsüdür. Helal yoldan kazanılıp yine helal bir şekilde harcanması gereklidir. Kapitalist sistem, çıkarcı, bencil ve acımasız uygulamalarını şirin gösterebilmek için böyle bir propagandaya ihtiyaç duymaktadır. Müslümanlar bu konuda uyanık olmalı, kendi değerlerine göre hareket etmelidir.

Maalesef Hükümet, AB'ye uyum sağlamak bahanesiyle "Domuz etine kasaplık hayvan statüsü" kazandırmıştır. Bu olaydan sonra, helal etler arasına domuz, eşek, at etlerinin de karıştırılması sık rastlanmaya başlamıştır. Çünkü, 9.8.2006'da çıkarılan ve Resmi Gazete'nin 26254. sayısında yayımlanan kanuna göre domuz çiftliği kurmak serbest hale gelmiştir. Domuz çiftlikleri üzerinde yaptığı araştırmalardan hareketle "Türkiye'de Domuz Gerçeği" adlı bir kitap yayınlayan Reşit Haylamaz'ın şu sözü, helal lokma konusundaki tehlikenin büyüklüğünü ortaya koymaktadır: "Türkiye'de her yıl, her fert bilerek-bilmeyerek ortalama bir domuz yavrusu yiyor."

Bütün bunlar, helal lokma yiyebilmek için hepimize çok yönlü ve büyük görevler düştüğünü göstermektedir. Bugünün ve gelecek nesillerin sorumluluğunun şuurunda olanlar, üzerlerine düşen görevler konusunda ihmalkâr davranmamalıdırlar. Müslümanlar, ekonomiyi "helal lokma" üzerinden düşünmek zorundadırlar.