Evlilikte dört iradenin önemi

Mustafa Topaloğlu

araştırmacı yazar


Sağlıklı ve kalıcı bir evlilik için sağlam bir 'irade gücü'nün olması evliliğin temel şartlarından biri sayılıyor. İrade dediğimiz duygu, insan hayatındaki evreleri kontrol altında tutan bir 'güç'tür. Bu gücü bilinçli kullananlar, başarılı olurlar. Başarısız insanlar, asla mutlu olamazlar. Başarılı bir evlilik için de irade gücünün, 'nerede' ve 'nasıl' kullanılacağı iyi bilinmeli. İngiliz şairi John Milton, evlilikle ilgili bir yazısında; 'İradesi kuvvetli olanlar; zor şartlarda bile olsalar, mutluluğa ulaşabilirler' diyor.

İradenin anlamı; Bir şeyi istemek ve doğru karar vermektir. Bu açıdan evlilik öncesinde, eşler birbirlerini gerçekten isteyip istemedikleri hususunda, sağlıklı kararlar verebilmeleri için, irade güçlerini açık ve net olarak ortaya koymalıdırlar.
Birinci irade

Birinci irade gücü, evlenecek erkeğin karar vermedeki iradesidir. Evlilikte erkek, 'talep eden kişi' olduğundan birinci irade, önce erkek tarafından ortaya konulmalı. Bunun için de erkek, evlenip evlenmeme hususundaki iradesini, hiç kimsenin etkisi altında kalmadan özgürce verebilmeli. Sonraki evrelerde ise, evleneceği bayan hakkındaki diğer kararlarını, aynı şekilde ortaya koymalıdır. Bu durum, evlenecek eşler arasında, olması gereken birinci derecedeki irade gücüdür.
İkinci irade

Erkek için söylediğimiz birinci güç, aynı şekilde evlenecek kız için de geçerlidir.

Ancak, evlenecek kız 'talep edilen kişi' konumunda olduğundan, erkeğin karar vermedeki irade gücü önce gelmektedir. Burada önemli olan, duyguların etkisinde kalmadan, aklı ve iradeyi kullanarak özgür irade gücünü ortaya koyabilmektir. Kadın ve erkeğin irade güçleri, 'ikisinin gücü'nü ortaya koymaktadır. Bu iki irade sayesinde eşler, tüm zorlukların üstesinden gelebilme güçlerini elde etmiş olacaklardır.
Üçüncü irade

Üçüncü irade gücü, erkek tarafının, anne ve babasının rızasını ortaya koyan güçtür. Evlenecek erkeğin ailesinin rızası, hem maddî hem de manevî yönden büyük önem taşıyor. Anne ve babanın rızasını almadan evlenmeye kalkanlar, gelecekte en çok ihtiyaçları olan anne-baba desteklerini kaybederler.
Dördüncü irade

Dördüncü irade gücü de, kız tarafının anne babasının rızasını ortaya koyan, bir güçtür. Bu irade zincirleri, evlilik bağının birer halkalarıdır. Halkalardan biri eksik olursa, evlilik kurumunun ana direkleri sağlam zemine oturmamış olur.

Biz bu iradelerden uzak dursak bile, bunlar zincirin halkaları gibi birbirlerine bağlı olduklarından, istesek de istemesek de, evliliği olumlu veya olumsuz yönde etkilerler.

Anlatmaya çalıştığımız bu dört irade, evliliğin temel ve sağlam direkleridir. Temel direkleri besleyen yan direkler konumunda olan akrabaların, arkadaşların ve komşuların görüşlerini almak, evliliği daha da güçlendirecektir.
'Ben' yerine 'biz' olmaya hazır mısınız?

Bilinen bir atasözünü, evliliğe uyarlayacak olursak, "Evlenmeden önce bir genç, her şeyi keser gibi kendine yontar. Evlendikten sonra ise, testere gibi bir kendine bir eşine yarayacak şekilde ayarlar." Bu anlayışla yapılan evlilikler, uzun ömürlü ve sağlıklı olur.

Evlenip, mutlu bir yuva kurmayı düşünüyorsunuz. Hayatınızı, birikimlerinizi, alışkanlıklarınızı, evinizi, ekmeğinizi, yatağınızı, zevklerinizi, duygularınızı, inançlarınızı eş olarak seçeceğiniz insanla paylaşmaya hazır mısınız?

Evleninceye kadar, hep kendiniz için çalıştınız. Bütün enerjinizi, emeğinizi kendiniz için harcadınız. Ne yaptıysanız, hep kendiniz için yaptınız. Şimdi evlilik çağına geldiniz. Kendinize bir eş seçeceksiniz. Bekârlık hayatından, evlilik hayatına geçmeye hazır mısınız? "ben" yerine, "biz" olma olgunluğuna geldiniz mi? Eşiniz olacak insanla hayatı, yani ortak yaşamı paylaşmaya hazır mısınız? Cevabınız "evet" ise, okumaya devam edebilirsiniz.
Paylaşma olgunluğuna ulaşmak

Paylaşma olgunluğu "özveri" ile olur. Özveri becerisini gösterebilen insanlar, evlilik hayatlarında mutlu olurlar. Hayatlarını, varlıklarını, zamanlarını hatta canlarını dahi vermeye hazır olan eşler, arzu edilen ve hedeflenen evliliği yapmış olurlar. Maddî ve manevî varlıklarını karşılık beklemeden paylaşan eşler, çok şey kazanırlar. Şeyh Sadi Şirazî'nin dediği gibi: "Bir mum, diğer bir mumu tutuşturmakla ışığından bir şey kaybetmez"

Biz de diyoruz ki, eşler birbirlerine karşı maddî-manevî varlıklarını vermekle bir şey kaybetmezler, aksine çok şey kazanırlar. "Özveri ve paylaşma" becerisi yalnız mutlu bir evlilik için değil, hayatın her alanında gerekli, özellikle, çiftler arasındaki yeri çok ayrıdır.

Başarılı olmuş insanların hayatlarını incelediğimizde, ömürlerinin büyük bir kısmını "özveri" ile geçirdiklerini görürüz. Başarıyı yakalayabilmek için karşılık beklemeden zamanlarını vermişler, emeklerini sergilemişler, fedakârlıklarını ortaya koymuşlar, belki de ömürlerinin en verimli çağlarını harcamışlar. Hedeflerine ulaştıktan sonra da, bu fedakârlıklarının karşılıklarını elbette görmüşlerdir.

Burada anlatmaya çalıştığımız, uzun ömürlü ve sağlıklı bir evlilik için "özveriyi ve paylaşmayı" içimize sindirebilme gücünü ortaya koyabilmektir. Üstad Necip Fazıl Kısakürek: "Elde ettiklerinizle kazanır gibi görünürsünüz ama başkalarıyla paylaşmadıkça hayrını göremezsiniz." diyor.

Anlatmak istediğimizi bir cümleyle özetleyecek olursak; mutlu bir yuva kurmak isteyen, önce özveriyi, sonra da paylaşmayı içine sindirmelidir.
İki şahit yeterli

İki nişanlı mehtaplı bir gecede birbirlerine iltifatlar ederler.

Delikanlı;

Seni deliler gibi sevdiğime gökteki yıldızlar şahittir.

Genç kız umursamaz bir tavırla:

Bu kadar şahide gerek yok, evlenmemiz için iki şahit yeterlidir