Ahmet Turan Alkan - Zaman

2010-04-17
Bir vakit namazında Baykal'ı camide görmek Bunu hissettiğimi daha önce birkaç defa yazmıştım; Deniz Baykal aslında "biz"den biri. Hayata bakışı, kültürü, olaylara gösterdiği tepki, yetişme biçimi bizden pek de farklı değil.

Nasıl anlatılır; ben onu herhangi bir camide cemaatle vakit namazı kılarken görsem kesinlikle şaşırmam. İstismar edilmeyeceğini bilse Hacc'a gitmek için can attığından da eminim.

Partili kimliğinden tecrid olununca Sayın Baykal'ın sıradan bir vatandaş haliyle makbul ve standart bir CHP'li olamayacağını bile düşünüyorum. Farkında olduğunuzu zannederim, CHP birkaç seneden beri solcu, sosyalist olmak iddiasından vazgeçti; son anayasa paketi kazasız-belasız geçerse CHP'nin devletçilik, daha doğrusu "Devlet benim" duruşundan da artık bahsedilemeyecek. Geriye kalıyor Seküler hayat tarzını benimseyen insanların politik çatısı olmak. Üzerime vazife midir bilmem fakat CHP için en uygun ideolojik eksen, "Atatürkçü düşünce sistemi" ile pekiştirilmiş bir Sekülarizmdir. Seküler çizgide siyaset yapmak CHP'yi kurulduğu tarihten bu yana ilk defa gerçek bir parti haline getirebilir.

Niçin'i yok: Türkiye'de refahın orta sınıf üzerine yaygınlaşması ve hayat standartlarının yükselmesiyle birlikte dine karşı pek de "merbut ve muhabbetkâr" görünmek istemeyen sahici bir seçmen vatandaş kitlesi oluştu. Kendilerini, -henüz o kavramı doğru kullanmayı bilmedikleri için- "laik" diye kimliklendiren bu vatandaşlarımız, yakın zamanda doğru tâbirin "Seküler" olduğunu öğreneceklerdir. Seküler yurttaşlarımızın oranı ise tahminimce % 10 civarını bulmuş olsa gerektir.

İşte şimdi Sayın Baykal'ın CHP'nin son MYK'sında yaptığı konuşmayı gözden geçiriyorum; diyor ki: "İslamiyet, insanoğlunun yaşadığı her türlü soruna çözüm üretiyor. Dinimiz, 1400 yıl önce insanların renginin ve ırkının önemli olmadığını vurgulamıştır, ırkçılığı yasaklamıştır. Öldürmeyi, eşitsizliği, adaletsizliği yasaklamıştır. Herkes Allah önünde eşittir. Eğer İslam ahlakını ve sistemini bütün dünyaya yayabilirsek hiçbir yerde kavga, gürültü olmaz. Zaten İslam anlayışı ne zaman nerede tam anlamıyla hakim olsa, orada hiçbir gürültü patırtı olmadığını görüyoruz."

Ben bu sözlere "Âmennâ ve saddaknâ" derim de, CHP'nin yeni nüvesini teşkil eden % 10'luk seçmen topluluğu aynı şeyi düşünür mü bilemem. Bu cümleleri hakikaten söylediyse Deniz Baykal'ı standart ve makbul bir sıradan CHP'li sayabilir miyiz? Baykal, tebdil-i kıyafet edip herhangi bir CHP örgütüne giderek bu cümleyi söyledikten sonra partiye üye yazılmak istese, kayıt görevlileri adama nasıl bakarlar?

Bazı CHP'liler, "Bu kadarı da fazla" diye öfkelenmeden Baykal'ın şu cümlesini yüksek sesle birkaç kere okuyup mânâsı üzerine düşünmeliler: "Eğer İslam ahlakını ve sistemini bütün dünyaya yayabilirsek hiçbir yerde kavga, gürültü olmaz."

Ben fikrimde musırrım: Sayın Baykal'ın siyasi lider kimliği ile sade vatandaş hâlinin "yaman bir çelişki" teşkil ettiğini düşünüyorum. Yakın zamanlarda, Türkiye'nin seküler fikir ve hayat tarzına bağlı insanların partisi haline gelmesi kaçınılmaz. CHP'nin Baykal'dan sonraki lideri, "Ben şahıs olarak böyleyim ama siyasi hukuk bakımından laikliği savunuyorum" diyemeyecektir. Bugün Meclis'te zaten laikliği savunmayan parti yok. Laiklik bir kavga sebebi olmaktan çoktan çıktı ve bunun farkına en son varan galiba CHP olacak. Hatlar netleşecek, saflar belirginleşecek ve CHP, sekülarist bir partiye doğru evrilecektir ve ben öyle olmasını temennî ediyorum. Adı konulmamış Kürt Partisi'nin bile temsil edildiği Meclis'te sekülerlerin de bir partiyle temsil edilmesi tabiidir; Baykal ise CHP'nin evrilmesine memur bir geçiş dönemi politikacısıdır.
Baykal'a şahsen sempati duyduğumu daha önce söylemiştim değil mi?