Yazı Boyutu: [Linkleri sadece kayıtlı üyeler görebilir. Kayıt olmak için tıklayın] [Linkleri sadece kayıtlı üyeler görebilir. Kayıt olmak için tıklayın] [Linkleri sadece kayıtlı üyeler görebilir. Kayıt olmak için tıklayın]
Hüseyin Öztürk - Vakit
2010-04-18
Osmanlı Vakıfları, Peygamber Sevgisinden Doğmuştur Osmanlı’daki vakıf anlayışı ile dünyadaki vakıf anlayışı arasında çok büyük fark vardır. Osmanlı döneminde kurulan vakıfların tümü topluma hizmet için kurulmuştur. Vakıf malı, yetim malı gibi görülmüş, ihanet edenler bir şekilde ihanetlerin bedelini ödemişlerdir.
Atalarımız, Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’e olan sevgilerini her zaman ve zeminde göstermekten geri kalmamış, yaptığı bütün işlerine; “Allah’ın razı olacağı” ve “Efendiler Efendisinin şefaat edebileceği ameller olsun” diye bakmıştır. Vakıflar ise, bu amellerin başında gelmektedir. Kısa kısa bazı örnekler sunmak istiyorum.
“Peygamberimiz bizden şunları istiyor” diye kurulan vakıflar ve amaçlarını bugün özetle şöyle izah edebiliriz. Daha genişini yarın tanıtacağım eserlerde bulmak mümkündür.
.Dul kadın ve kimsesiz çocuklar için bakım evleri açmak, öksüz bebeklere sütanne tutmak.
.Halkın alışverişte kandırılmaması için çarşı ve pazarlara ölçü ve tartı aleti koymak.
.Hizmetçilerin, efendileri (patronları) tarafından azarlanmalarını ve incinmelerini önlemek için kırdıkları eşyanın bedelini ödemek.
.Yoksul kızlara çeyizlerini hazırlayıp düğünlerini yapmak. Hapishanedeki mahkûmlara yardım etmek.
.Çalışamaz duruma düşmüş yaşlı ve sakat sanat ve meslek erbabı için yardım sandıkları kurmak.
.Askeri donatmak, askerlikle ilgili ihtiyaçlarını karşılamak.
.Halk için faydalı kitaplar yazdırıp parasız dağıtmak.
.Kışın et fiyatlarının artışını önlemek için tedbirler almak.
.Hatim, cüz, aşır ve Buhârî okutmak, açları doyurmak, fakirlere yiyecek, giyecek ve yakacak dağıtmak, sıcak günlerde halka su ve şerbet dağıtmak.
.Çocuklar için çocuk bahçeleri hazırlamak, çocuklara seviyelerine uygun kitaplar temin etmek, kütüphane kurmak.
.Kimsesiz yetim çocuklara aylık gelir bağlamak.
.Kışın geçit vermez dağ başlarına ve vadilere yolcular için sığınak yapmak.
.Yollarda halkı rahatsız edici sağlığa zararlı şeyleri kül ve sönmüş kireç tozu gibi şeylerle örtüp temizlemek.
.Kış aylarında kuşların beslenmesi, hasta leyleklerin tedavisi için tedbir alıp hizmet vermek.
.Divitlerine mürekkep bulamayan öğrenci ve ilim erbabı için mürekkep temin etmek.
.Su çıkarıp çeşmeler yapmak, çeşmelerin su taşlarını temizlemek, suyollarının bakımını üstlenmek.
.Yaşlı ve kimsesiz hanımlara yün verip, ipe dönüştürmelerini sağlamak gibi dolgun ücretli hafif işler hazırlamak.
.Yazın şehirlerde zararlı haşaratla mücadele etmek.
.Yoksulları doyurmak için imaretler kurmak, kapılarında; “Buyurun Efendim” diye onları sevimli bir sesle davet eden kişiler görevlendirmek.
.Medreselerde öğrenciler için istirahat edip, ders çalışabilecekleri uygun odalar, yatakhaneler hazırlamak.
Evet, yukarıda saydıklarımız Peygamber (s.a.v.) ahlakı ile donanmış insanların yapacağı işlerdir. Yeri gelmişken şunu da söylemeliyiz. Geçmişte yapılan bu yardımlaşma, dayanışma ve paylaşma hizmetleri, günümüzde de farklı şekillerde icra edilmektedir.
Yani iyiliksever ve hayırsever Osmanlı torunları insanlarımız, ataları gibi Efendiler Efendisi (s.a.v.)’in sünnetine ve gayesine uygun şekilde hareket edip, geçmişte yapılan hizmetleri, günümüz şartlarına göre yerine getirmektedir. Bu da sevindirici ve gurur vericidir.