Ali Ferşadoğlu - Yeni Asya
2010-04-20
Peygamberlere olan ihtiyaç (2) Yüce Yaratıcı, Esmâ-i Hüsnâ’sından Rab (her şeyi terbiye eden), “Habîr,” (her şeyden haberi olan, her şeyi haber veren), “Alîm” (her şeyi bilen ve her şeyi bildiren), “Mürsîl” (gönderen, ulaştıran, yollayan), Hâdî (doğru yola sevk eden) ve Rahîm (acıyan, seven ve yardım eden) gibi pek çok isim ve sıfatının gereği olarak peygamberleri bir önder, rehber, üstad, öğretmen tayin ederek, yaratılış hikmetini, gayesini bildirdi, ders verdi.

“Bir haberin ilânı” demek olan nübüvvet, yani peygamberlik, İlâhî mesaj olan dinin mukaddes hükümlerini tebliğ eden ulvî ve nurânî bir müessesedir. Göz, güneş ve ışık olmaksızın göremediği gibi, akıl da vahiy ve peygamberlik nuru olmadan gerçekleri idrak edemez. Din, nübüvvet, vahiy; akıl, kalp, vicdan, his ve latifelerin güneşi, projektörüdür. Öte yandan insan, yaptığı fiil ve hareketlerin hangisinin meşru, hangisinin gayrimeşru olduğunu bilemez. Cenâb-ı Hak bize, peygamberlere itaat etmeyi emretmiştir:

* “Kim peygambere iman eder ve güzel işler yaparak hâlini düzeltirse, işte onlara ne korku vardır, ne de mahzun olacaklardır.”

* “Gerçekten Allah, müminler içinde bir peygamber göndermekle bir nimet bağışladı ki, onlara Allah’ın âyetlerini okur, onları günahlardan temizleyip hayra sevk eder. Onlara Allah’ın Kitabı’nı, hikmeti ve Sünnet’i öğretir. Yoksa onlar apaçık bir sapıklık içindeydi.”1

Cansız varlıklar da hayatla kıymet kazanırlar. Anlaşılmaz bir kitap, öğretmensiz olsa, mânâsız bir kâğıttan ibaret2 kaldığı gibi, harika bir müze, bütün güzel sanat ve teknolojik eserlerin sergilendiği geniş fuar ve sergiler de rehbersiz olsalar, eşyanın yığıldığı anlamsız bir depo olurdu. Kâinata nübüvvetin getirdiği hakikatler penceresinden bakılmazsa, her şey boş, her şey cansız, her şey manasızdır. Peygamberler, yaratılışı, kâinatı manasızlıktan, başıboşluktan, abesiyetten kurtarırlar. Âdeta kâinata ruh, mana ve hayat kazandırırlar. Peygamberler ve bilhassa peygamberlerin reisi ve seyyidi olan Hz. Muhammed (asm) bu açıdan fikre “tevhid,” yani birlik, hayata istikamet vermiştir.3

Evet, karıncayı emirsiz, ördek ve sâir hayvan sürülerini rehbersiz bırakmayan Allah, elbette insanı başıboş, rehbersiz, öndersiz, muallimsiz, nebisiz, peygambersiz bırakmaz... Ki, onun peygamberliğine en birinci delil ile şahit, Allahü Teâla (cc) ve Kur’ân-ı Kerim’dir... Ki, ferman edilmiş: “Bütün dinlere üstün kılmak üzere, Resûlü’nü hidayet ve hak din ile gönderen O’dur. Buna şahit olarak Allah yeter. Muhammed, Allah’ın Resûlü’dür.”4

Dipnotlar:

1. Al-i İmrân, 164.

2. Sözler, s. 113.

3. Age., s. 685.

4. Kur’an, Fetih, 28-29.