Hüseyin Öztürk - Vakit

2010-04-20
2010 Kur’an Yılı


“Nereden nereye” dedirtiyor insana bu dünyanın halleri. Kur’an-ı Kerim’de Al-i İmran Suresi 173. ayeti; “Hasbünallahiveniğmelvekil” diye başlar ve devam eder. Benim gibi düşününler için söylüyorum, bu ayete tam manasıyla iman edebilsek yeter de artar.
Bu ayetin çok açık delili şudur ki, daha birkaç yıl öncesine kadar, “Kutlu Doğum Haftaları” yüzünden bu ülkede darbeler planlanırken, insanlar suçlanırken, bildiriler yazılırken, karanlık odaklar irtica bahanesiyle keselerini ve kasalarını doldururken, nerelere geldik ve ne güzel işler yapılmaktadır.
2010 yılı, Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından “Kur’an Yılı” ilan edildi. Kur’an-ı Kerim’in nazil olmaya başlayışının 1400. yılı münasebetiyle bir dizi programlar, yıl boyunca icra edilecek. Umarız ki, çok güzel ameller icra edilir.
Geçen hafta başlayan Kutlu Doğum kutlamaları çerçevesinde hafta ile ilgili yazılarımdan dolayı hep tavaf ettim sayılır. Hiç şeytan taşlayamadım, aslında bir açıdan da iyi oldu. Rahat ettim, gündemin peşinde koşmadım, koşanları dinlemedim.
“İyiliğin düşmanı kötülüktür” denilir. “Şeytanın olduğu yerde melek de olacak” diyerek meleklerden yana olmanın güzelliğini yaşadım. İşte bu güzelliklerden biri de bütün yurtta kutlanan Kutlu Doğum Haftaları ile Diyanet İşleri Başkanlığı’nın organize ettiği “Kun’an Yılı” programıydı. Programın açılışına büyük bir zevk ve iştiyakla gittik. Giderken de yazının ilk satırındaki “Nereden nereye” sözünü terennüm ederek gittik.
Öyle ya, Allah’a inanıp güvendikten sonra geriye ne gam kalır ne dert. Hem, kim Allah’ın ezelden yazdıklarını silebilir veya değiştirebilir ki. “Hasbünallahiveniğmelvekil” “Allah bize yeter. O ne güzel vekildir.” Böyle düşünen ve böyle yaşayan Müslümanların sayesinde nereden nereye geldiğimizin en güzel göstergesidir bu ve benzeri programlar.
Kur’an’a karşı öfke ve kin besleyen, Kur’an kurslarını kapatan, Kur’an’ları yırtan, yakan, yok eden, elif-baları dahi affedilmez suç sayan zihniyetin bugünkü temsilcisi Deniz Baykal bile programdaydı. İster iyi niyetle ister art niyetle gelmiş olsun, oradaydı ve en azından konuşulanları dinledi, Kur’an’a sahip çıkan insanların nasıl kişiler olduğunu gördü.
Yukarıda da dedim ya, bu hafta ve bugün, tavaf günüm. Kur’an yılı ile ilgili diğer tespitleri tavaf bittiğinde şeytan taşlama faslına geçip, ayrıca yazacağım ama bugün yine şeytan taşlamak yok. Baykal’ın, salona bindirilmiş 30 kişilik bir grupla geldiğini, en çok alkışlayanların onlar olduğunu gördük, bildik ve yaşadık. Geçelim.
Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Bardakoğlu, gecenin önemine binaen yaptığı konuşmada, Kur’an-ı Kerim’in ve onun bize açıklayıcısı olan Efendimiz (s.a.v.)’in insanlığa ve kâinata bir rahmet olduğunu beyan eden güzel bir konuşma yaptı. Dünyaya dair bir beklentisi olmayan insanlar çok hoşuma gider ve beğenirim. Bardakoğlu onlardan birisidir.
Sayın Bardakoğlu, Kur’an Yılı açılışında dünyalığını tamamlamış, hiç kimseden hiçbir maddi beklentisi olmayan; makam, mevki, şan ve şöhret gibi her an kaybedilebilecek bineklere ihtiyacı olmadığını gösteren bir profil çizdi.
Devlet Bakanı Faruk Çelik ve TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin yaptıkları konuşmalarla devlete ve millete yakışanı yaptılar. Ne de olsa birisi Nuruosmaniye ve Fatih Camii civarında, birisi de Emirsultan ve Ulu Cami civarında çocukluğunu ve gençliğini tamamladı. Her ikisi de ezan, Kur’an ve cami ile bütünleşmiş bir mayaya sahip. Salondakilerle beraber Türkiye’nin gerçeği oradaydı, Türkiye’nin ana gövdesi salondaydı.
“Ülkesine, milletine, dinine, diyanetine, milli ve manevi değerlerine sahip çıkan bu insanlardan, bugüne kadar ne gibi zarar gelmişti de her yıl yapılan Kutlu Doğum Haftalarının kime ne zararı olmuştu?” sorusu, program boyunca aklımızdan hiç çıkmadı.
İyiler hep kazanacaktır. Bunun için ise “sabır, azim, gayret ve samimiyet” yeterlidir.