+ Cevap Ver
1 sonuçtan 1 ile 1 arası

Ermiş mümin sevinciniz

 Güncel Yazılar Ve Haberler Katagorisinde ve  Köşe Yazıları Forumunda Bulunan  Ermiş mümin sevinciniz Konusunu Görüntülemektesiniz.=>Ermiş mümin sevinciniz Mine Alpay Gün araştırmacı yazar Eskiler; baharla gitti, gidenler derler. Her iki baharda da insanlar daha tez ayrılır gibidir dünyadan. Sizin de öyle oldu. Kolunuza girmiş götürürlerken rastlıyorum köprüde. Hiç haliniz yok. Yine de selam veriyorsunuz. Ne ki dönmediniz köprüyü akşama. Ertesi sabah salalar gidişinizi duyurdu. Kimdiniz? ...

  1. #1
    Üst Düzey Yönetici MuHaMMeD - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2010
    Mesajlar
    3.232
    Tecrübe Puanı
    14

    Standart Ermiş mümin sevinciniz

    Ermiş mümin sevinciniz


    Mine Alpay Gün

    araştırmacı yazar





    Eskiler; baharla gitti, gidenler derler. Her iki baharda da insanlar daha tez ayrılır gibidir dünyadan.
    Sizin de öyle oldu.
    Kolunuza girmiş götürürlerken rastlıyorum köprüde.
    Hiç haliniz yok.
    Yine de selam veriyorsunuz.
    Ne ki dönmediniz köprüyü akşama.
    Ertesi sabah salalar gidişinizi duyurdu.
    Kimdiniz? Adınızı bile bilmiyordum.
    Galiba pek de konuşmamıştık.
    Cami ile ilk tanıştığım yıllarda görmüştüm sizi.
    Seksenli bir Ramazan'ın teravihinde cami ile biliş olmuş, sizi de tanımıştım.
    Orta yaşlı idiniz.
    En belirgin özelliğiniz o küçücük vücuttaki, simsiyah yüzünüzdü.
    Eski zamanların köle masumiyetini, ihlâsını çağrıştıran sevimli bir gülümseyişle camiye gelenlere hizmet edip, seccade taşıyordunuz.
    Özellikle gençlere, yeni gelenlere çok hürmet edip, hemen yerinizi verir, içten musafaha yapardınız.
    Sanki farzmış gibi size; daha kapıdan girer-girmez ayağa fırlar bana da yerinizi verirdiniz.
    Bizlerin namaz kılışı size yarar sağlıyormuş gibi mutluluktan uçardınız. Gözlerinizin içi güler, dualar ederdiniz cami cemaatine.
    Yıllar sonra, doğduğum yerlere geldiğimde daha yaşlanmış, omuzlarınız çökmüş, siyah yüzünüz kırışmış ama yüzünüzdeki gülümseme daha da derinleşmişti.
    Bu kez küçük torununuza hizmet ediyor; lastikle bağladığınız gözlüğünüzü gözünüze yerleştirip, bir sopaya dayanarak, çocuğun elinden sıkıca tutup uzak okuluna götürüp, getiriyordunuz.
    Karşılaşmalarımızda epey bir duraksayıp, konuşmak hal-hatır sormak istiyordunuz ama çok mu işim vardı hiç konuşamadım sizinle.
    Kimdiniz, isminiz neydi, o kat kat renkli elbiseleriniz, boncuklu tülbendiniz, siyah poşunuz nerelerin, hangi güzel diyarların anısını taşıyordu.
    Kim bilir hangi değerli bilgileri aktaracaktınız kültürünüzle ilgili ama neden bu denli az vaktim oldu ki, hiç konuşamadım sizinle.
    Salanızı duyduğumda da çıkaramıyorum isminizi.
    Sizi tanıyan biri anlatıyor; "Hani ufak boylu, siyah yüzlü, yaşlı bir kadın vardı ya, hep gülümserdi insanlara, işte o ölmüş..."
    Sonra bu acı haberle garip bir burukluk, uzun uzun konuşamamaktan oluşan bir suçluluk ve onca iyilik dualarınıza karşılık verememekten ötürü bir eziklik duyuyorum.
    Hüznüm, yakınlarımın dikkatini çekiyor.
    Ancak gidişiniz üzerine hayır dileklerinize karşılık veriyor ve bu garip dostumu yeni yerinde sıkmaması, üzmemesi için Rabbimden niyazlarda bulunuyorum. Ne tuhaf sizden birkaç gün önce yitirdiğim bir yakınım için aynı Kur'an festivaline gerek duymamıştım.
    Lüzum mu görmemiştim, yoksa O'na nasip mi olmamıştı.
    Ölümün acılığını bu yakınım ile daha bir duyumsamış ama aynı içli dualar dökülmemişti dilimden.
    Zira tek secdesi yoktu.
    Tek orucun gerektiğine de inanmamıştı, onca geç yaşlarına karşın.
    İyice hırpalanmış yüreği, tek damla içmemişti kutlu kitaptan.
    Onca uğraşlarıma karşın duyuramamıştım ezanın bin rengini, bulutların secdesini. Ve gidişi ile kaybına mı yanayım, imani yoksulluklarına mı bilemedim bu zavallı insanın.
    Sanki ihtiyacı yokmuş gibi okuma gereği duymadım.
    Elbet yanlış bir düzlem idi düşüncelerim, gereksinimi vardı ama çocuklarının ilgisizliği, bende de kendisinin ihtiyacı olmadığı kanısını uyandırdı ve okumadım.
    O küçük hediye paketini hazırlayıp; fatihalar, ihlâslarla bezemedim.
    Ama küçük, yaşlı, siyah kadın; gittiğiniz gün nasıl coşup geldi o yüreğimize ektiğiniz; insanlık şahikası, ermiş mümin sevinciniz.
    Coştu, coştu ve saatleri bulan dualar olup, umarım size ulaştı.



+ Cevap Ver

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
^

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349