+ Cevap Ver
1 sonuçtan 1 ile 1 arası

Fıkhıl ümran

 Güncel Yazılar Ve Haberler Katagorisinde ve  Köşe Yazıları Forumunda Bulunan  Fıkhıl ümran Konusunu Görüntülemektesiniz.=>Mustafa Özcan 2010-04-27 Fıkhıl ümran Türkiye’de ismini anmak istemediğim bazı isimler İslam ile medeniyetin yan yana getirilemeyeceğini söylemekte, daha doğrusu savunmaktadırlar. Bunu İslami konular konusunda mülahazası olanlar daha yalın bir ifadeyle hariçten gazel okuyanlar değil, aksine içeriden konuşanlar söylüyorlar. Elbette bu bir yanlış algılamanın sonucudur. Zira insanlar yerleşik düzen ve ...

  1. #1
    Gönüllü Paylaşımcı
    Üyelik tarihi
    Dec 2009
    Mesajlar
    1.359
    Tecrübe Puanı
    12

    Standart Fıkhıl ümran

    Mustafa Özcan
    2010-04-27
    Fıkhıl ümran Türkiye’de ismini anmak istemediğim bazı isimler İslam ile medeniyetin yan yana getirilemeyeceğini söylemekte, daha doğrusu savunmaktadırlar. Bunu İslami konular konusunda mülahazası olanlar daha yalın bir ifadeyle hariçten gazel okuyanlar değil, aksine içeriden konuşanlar söylüyorlar. Elbette bu bir yanlış algılamanın sonucudur. Zira insanlar yerleşik düzen ve göçebe halinde yaşamaktadırlar. Medeni insan göçebe insanın karşılığıdır ve yerleşik düzende yaşayan insan demektir. Bunlara Arapça’da ehl-i veber ve meder denmektedir. Ehl-i veber bir başka anlamda da bedevi insan demektir. Göçebeliği çadır sembolize ederken yerleşik düzeni ve meder ehlini de kerpiç temsil etmektedir. Yahya Aleyhisselam gibi bazı zevat tabiatın kucağında yaşamış ve organik yiyeceklerle beslenmiş olsalar da dini metinler daima yerleşik hayatı özendirmektedir. Bundan dolayı Kur’an bedeviler anlamında A’rab’ın kıt ve kapalı anlayışına temas etmekte ve yermektedir. Zira yerleşik hayat ilmin irfanın geliştiği damıtılmış bir hayat anlamına gelmektedir. Göçebe hayatında ise insanların iş güçten ilim irfana ayıracak pek vakitleri yoktur. Bu da onlarda gelişmeye sınır koyar ve gelişme çizgisini sekteye uğratır. Bundan dolayı göçebe hayatın karakteri ve şanı kabalık ve yerleşik hayatınki ise inceliktir. Lakin göçebeliğin kabalık gibi sosyal hastalıkları olsa da yerleşik hayatın da kendisine mahsus/özgü mesavi yani eksileri vardır. Riyakarlık ve ikiyüzlülük gibi manevi illetler daha ziyade şehir ortamlarında gelişir ve yayılır. Bundan dolayı semavi afetler daha çok yerleşik düzene isabet eder. Yerleşik düzeni vurur. Müslümanların Mekke’de nifak nedir bilmeyişleri ve Medine’de nifakla tanışmaları da bunu gösterir. Bununla birlikte, bedevilik netice itibarıyla kalınması değil geçilmesi ve atlanması gereken bir ara statüdür. Bundan dolayı muhaddisler arasında tartışmalı da olsa Peygamberimizden şöyle bir hadis nakledilmiştir: La teskinu’l küfure feinne sakine’l küfuri kesakini’l kuburi/Köylerde ikamet etmeyin zira köy yaşamı kabir yaşamı gibidir (El Kavl el Müsedded, İbni Hacer el Askalani, s: 109, Alemü’l kitap).

    Suriye Müftüsü Şeyh Bedreddin Hassun bir defasında İslam’da medeniyet olmadığını savunmuştu. Bizim iç halkadan bazıları gibi. Medeniyet olmadığını savunmak havanın olmadığını savunmakla eşdeğer bir garabettir. Lakin günümüzde küreselleşmenin mahiyeti tartışıldığı gibi geçmişte de medeniyet meselesi tartışılmıştır. Halbuki, İbni Haldun ilmü ümran diye bir kavram ortaya atmıştır. Günümüzde buna fıkhı’l ümran (medeniyet anlayışı) denmektedir. Arapça’da uygarlığı karşılayan iki kavram vardır. Bunlardan birisi ümran, diğeri de hadarattir. Medeniyet de aynı şekilde Arapça kökenlidir. Bir zamanlar Şam’da Hadaratü’l İslam (İslam Medeniyeti) dergisi çıkarılmıştır. Belki de Müftü Hassun; Halepli olmasından dolayı bu dergiyi veya adını duyamamış olabilir. Bugün medeniyet bilimine fıkhı’l ümran denildiği gibi fıkhu’t tahadduru’l İslami de denmektedir. Eş Şeriatu ve’l Hayat adlı programda Yusuf Karadavi, Osman Osman ile birlikte istihlaf (milletlerin birbirine varis olması) ve medeniyet meselesini ele almıştır. Karadavi ‘ ‘Hüve enşeeküm mine’l ardi Ve’stamerekum fiha/Sizi yeryüzünde yaratıp orayı imar etmenizi dileyen O’dur’ ayetinden insanın Allah tarafından yeryüzünü ümrana ve imarete memur edildiğini çıkarmaktadır (Hu’d: 61). Ümran meselesinin istinat ettiği ayetlerden birisi budur. Bu anlamda Gazali insanın Allah tarafından gaflet verilerek kimsenin talip olmadığı yükü omuzlandığını ve bunu kendisine verilen gaflet sayesinde başardığını ifade etmektedir. Evet, insanın dünya gölgeliğine bu kadar yatırım yapması akli değildir. Bundan dolayı Allah insana gaflet vererek dünyayı imara yönlendirmektedir. Burada eslaf bir denklem kurmuş ve bunu bir terkiple: ‘Hiç ölmeyecekmiş gibi bu dünyaya, yarın ölecekmiş gibi ahrete çalış’ diye formüle etmişlerdir.

    Bu anlamda, Batı’ya nazaran Müslümanların ümranı ve medeniyeti ihmal ettikleri ifade edilmektedir. Nahda hareketinin önemli isimlerinden olan Abdulmecid Neccar ‘Fi’ş-şuhudi’l hadari’ ve benzeri eserlerinde Batılılara nazaran Müslümanların medeniyet fıkhını ihmal ettiklerini savunmaktadır. Bu, Müslümanların siyaset fıkhını ihmal ettikleri suçlamasını andırır bir suçlamadır. Kaderin bir cilvesi olarak Kur’an ile sultan zamanla birbirinden ayrılmış ve bazen de kopmuştur. Siyasi alanda kötü modellerin egemenliği yaşanmıştır. Kimileri de aynı bağlamda, fıkhın medeniyeti ihmal ettiğini ileri sürmektedir. Bu doğru olsa da zamanın muayyen dilimini alakadar eden nispi bir değerlendirmedir ve elbette ki buna mukabil Müslümanların hiçbir şeyi ihmal etmediklerini de söyleyemeyiz.


+ Cevap Ver

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
^

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349