+ Cevap Ver
1 sonuçtan 1 ile 1 arası

İki büyük nimetin şükrünü eda etmek

 Güncel Yazılar Ve Haberler Katagorisinde ve  Köşe Yazıları Forumunda Bulunan  İki büyük nimetin şükrünü eda etmek Konusunu Görüntülemektesiniz.=>Yunus Vehbi Yavuz 2010-04-29 İki büyük nimetin şükrünü eda etmek Allah ülkemiz insanlarına iki büyük nimet vermiştir. Bunlardan biri paha biçilmez vatan, diğeri son hak din İslâm’dır. Her iki nimetin değerini bilmemiz ve hakkını vermemiz gerekir. Vatan, doğulan, yaşanan ve varlığın devam ettirildiği toprak parçasıdır. Vatan iman kadar önemlidir. Bunun ...

  1. #1
    Paylaşımcı Üye
    Üyelik tarihi
    Feb 2010
    Mesajlar
    1.007
    Tecrübe Puanı
    11

    Standart İki büyük nimetin şükrünü eda etmek

    Yunus Vehbi Yavuz
    2010-04-29
    İki büyük nimetin şükrünü eda etmek Allah ülkemiz insanlarına iki büyük nimet vermiştir. Bunlardan biri paha biçilmez vatan, diğeri son hak din İslâm’dır. Her iki nimetin değerini bilmemiz ve hakkını vermemiz gerekir.
    Vatan, doğulan, yaşanan ve varlığın devam ettirildiği toprak parçasıdır. Vatan iman kadar önemlidir. Bunun ne kadar değerli olduğunu vatansız kalanlara sormak ve öğrenmek gerekir.
    Filistin, Çeçenistan, Irak ve benzeri ülkelerde topraklarını kaybetmiş sağda solda vatansız gezenlerin halini sormak, onların dramını düşünmek gerekir. O ne büyük bir musibettir ya Rabbi! Allah kimseyi vatansız bırakmasın.
    Vatan, canın, hayatın, imanın devam ettirildiği, milliyet ve kavmiyetin korunduğu bir toprak parçasıdır. Vatanı olmayanın dini, milliyeti, kültürü, maneviyatı, hatta âhireti olmaz. Bu sebeple bir güzel söz söylenmiştir “Vatanı sevmek imandandır.”
    Vatana karşı çok önemli görevlerimiz vardır. Her şeyden önce vatanı koruyacak ordunun bulunması farz-i kifayedir. Ordu demek bir bakıma vatan demektir, milletin teminatı demektir.
    Fakat milletin emrinde ve onun hizmetinde olan bir ordu. Milletin efendisi olmaya soyunan ordu milleti yok eder, vatanı parçalar bitirir, fertleri sıkıntıya sokar, tehlikeler yaratır.
    Ordu mensuplarının hiçbir şekilde, ordunun kutsal misyonuna aykırı davranmaması ve kendi kendine vazife çıkarmaması, vazifesini milletten yahut temsilcilerinden alması gerekir. Tıpkı tarihteki ordular gibi…
    Vatanı korumak, şeytanlardan ve şeytani düşüncelerden temizlemek, milletin en önemli görevidir. Bunun için santimine kadar toprağın imar edilmesi ve ülke çapında imar edilmemiş avuç içi kadar toprak parçasının bulunmaması gerekir.
    Toprağın imarı tarımla, ağaç dikmekle, ekonomik değerler üretmekle ve üzerinde ne gibi önemli üretim faaliyetlerinin yapılacağını düşünmekle ve araştırmakla olur; topraktan zenginlik kazandırmakla olur. Kafayı sürekli çalıştırmakla olur.
    Her vatandaşın görevi, vatan için bir şey üretmek olursa o topraktan nimetler fışkırır, bolluk fışkırır, bereket fışkırır. Fakat herkes üretmeyip sadece belli kimseler üretmeye çalışır da diğer insanlar bu üretilenleri tüketmeye çalışırsa, o topraktan bereket kalkar, aksine fakirlik ve işsizlik fışkırır.
    Toprağı azami kapasitesi ile çalıştırıp ondan üretim almak, İslâm ilkelerine göre bir kulluk görevidir. Hatta buna ekonomik cihad da diyebiliriz. Her Müslümanın bu cihada soyunması ve bu tür kulluk görevini de yerine getirmesi gerekir.
    İkinci büyük nimet İslâm’dır. İslâm dini Kur’an gibi evrensel, hiçbir değişikliğe uğramamış ilahî kitap getirmiştir. Bu kitap bizim için büyük bir nimettir. Vatan ne kadar önemli ise İslâm da bizim için o kadar önemlidir. Vatan olmazsa İslâm olmaz. İslâm olmazsa vatan olmaz. Bu iki değer bir birinden ayrılmaz iki önemli unsurdur hayatiyetimiz için...
    İslâm, son gerçek ilahî dindir. İslâm hayat dinidir, çağın dinidir, çağlar üstü dindir. İslâm hayat ile ve çağ ile tamamen örtüşür. Toplumların hem dünya hayatına hem de ahret hayatına hitap eder. Dolayısıyla insanın iki cihan mutluluğunu sağlar.
    İslâm’ın hayat ile paralelliğini değil hayatın daha ilerisinde gittiğini bilmemiz ve ona göre bize getirdiği talimatlara pürüzsüz riayet etmemiz gerekir.
    İslâm’ın bize yüklediği görevler ve elimize verdiği yüksek prensipler vardır. Bu görevlerden ve ilkelerden bir nebze olsun aşağıda bahsetmek istiyoruz.
    İslâm, inananlara kulluk görevleri yüklemiştir. Bunun amacı kulu ruhsal ve bedensel yönden koruma altına almak, dengeli ve mutlu bir hayat geçirerek tekrar Allah’a dönmesini sağlamaktır.
    İnsan tertemiz doğar, mutlu doğar. İslâm’ın misyonu doğduğu gibi tertemiz ve mutlu yaşayıp yine tertemiz ve mutlu bir şekilde Allah’a kavuşmasını sağlamaktır.
    Dünyada yaşarken sağlığı korumak, toprağı imar etmek, zararlı olan her şeyden uzak durmak ve güçlü kuvvetli olmak, bilgi ve beceri ile donanmak da Allah’a karşı kulluk görevleri arasında yer almaktadır.
    İslâm’ın inananlara yüklediği görevlerin sayısı sınırlı, yasaklar da çok azdır. Allah’ın emir ve yasaklarını sayısı parmaklarımızın sayısını geçmez. Bunlara riayet etmek Allah’a karşı, verdiği bu iki büyük nimetin şükrünü ifa etmektir.
    Eğer İslâm dini olmasaydı, kadınlarımız insani haklarına kavuşmayacak, insanlar insan haklarından yoksun kalacaklardı. Düşünce ve inanç özgürlüğünden söz etmek bile mümkün olmayacaktı. Belki de kadınlar köle muamelesine tabi olmaya devam edecek, çocuklar diri diri gömülecek, kocası ölen kadın kendini yakarak sadakatini gösterecek, ölüler yakılacak, çevre mikroplarla ve kirlere ve hastalıklara bulaşacaktı.
    İslâm’ın değerini herkes çok iyi bilmeli; bunun şükrünü ifa etmek için beş vakit namazını hakkıyla kılmalı, orucunu layıkıyla tutmalı, gücü yetiyorsa hacca gitmeli, zenginse zekât vermeli, zengin değilse zekât verecek duruma gelebilmek için çalışıp zengin olmalı, çocuklarını iyi yetiştirmeli, toprağı olan onu tam anlamıyla imar etmeli ve nasıl imar edeceğini en iyi bir şekilde öğrenmeli, hayatta başarılı olmalıdır.
    Bir de İslâm’ın getirdiği yüksek ahlak ilkeleri vardır. Bu ilkeler huzurlu bir hayat geçirmek, üzüntüsüz yaşayabilmek için olmazsa olmaz ilkelerdir. Doğru konuşmalı, vefalı olmalı, ötekinin hak ve hukukunu gözetmeli, başkalarını kendine tercih etmeli, ben kötü sen iyi diyebilecek olgunluğa erişmeli, karşı cinse saygı gözü ile bakmalı ve her bakımdan mükemmel bir insan olarak yaşamaya çalışmalıdır.
    İslâm’ın hulasası işte budur. Kâmil insan, kâmil toplum; mutlu, huzurlu bir hayat... Allah bu hayatı tüm inananlara nasip etsin.


+ Cevap Ver

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
^

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349