Hızır a.s. 6

Mehmet Talü

araştırmacı yazar


Toplum düzeni için gerekli olan şeriat yanında bir de herkesin kavrayamayacağı manevî bilgi mevcuttur. ALLAH Teâlâ, şeriat bilgisini, Peygamberlikle görevlendirdiği kimselere verir. Hakikat bilgisini dilediği kuluna verir. Şeriat bilgisi, Peygamberden sonra rivayet yoluyla veya okuyarak öğrenilir. Hakikat bilgisi öğrenme ile değil, keşif yoluyla ruha akar. Bu, ALLAH Teâlâ'nın kuluna hediyesidir.

4- Bu hikmetlerle dolu yolculuktan, insanların günlük hayatta karşılaştıkları bir takım olayların, bazan büyük felaketlerin bir görünen yüzünün bir de asıl perde arkasının bulunduğu anlaşılmaktadır. Bazan şer olarak görülen olayların arkasından büyük hayırların ortaya çıktığı görülmektedir. Cenab-ı Hak şöyle buyuruyor:

"Hoşumuza gitmediği halde, savaşmak size farz kılındı. Belki de hoşumuza gitmeyen bir şey sizin için daha hayırlıdır. belki hoşunuza giden bir şey de sizin için daha kötüdür. ALLAH Teâlâ bilir, siz ise bilmezsiniz" (Bakara sûresi:216)

"... Eğer karılarınızdan hoşlanmıyorsanız, olabilir ki, hoşunuza gitmeyen bir şeyde ALLAH Teâlâ, sizin için çok hayır takdir etmiştir." (Nîsâ sûresi:19)

Olaylarda ALLAH Teâlâ'nın hikmetleri vardır. İnsanın kötü gördüğü birçok şey, aslında iyidir. Ancak içyüzünü bilmediği için insan onu şer sanır. Bu bakımdan başa gelen olayları, ALLAH Teâlâ'nın hikmetine havale edip sabretmeli ve sonunda onun hayırlı olacağını düşünmelidir. Bu bakımdan iç yüzünü bilmediğimiz bir olay, bir mesele ile karşılaştığımızda, duygusallıktan uzak kalıp onun iç yüzünü öğreninceye kadar, bir hüküm vermemek en isabetli yoldur. Bu gibi hususlarda hissimizle değil, aklımız ve imanımızla çözüm aramalıyız.

Karşımıza çıkan bir kazanın hayırlı olacağını, iyi sonuç vereceğini düşünmemiz, ilâhî takdire teslimiyetin ifadesidir. Çünkü ALLAH Teâlâ hiçbir zaman haksızlık yapmaz. O'nun her yaptığında mutlak hayır vardır. Hızır (A.S.)'ın sağlam gemiyi delip kusurlu hale sokması, zahiren masum bir çocuğu öldürmesi, kendilerini konuk edinmeyen bir kasabada yıkılmak üzere olan duvarı doğrultması, bunun açık örneklerinden bir kaçıdır.

5- İlim öğrenmek için gerektiğinde başka yerlere gitmeli ve yol zahmetine katlanmalıdır.

6- Yola giderken yanına bir arkadaş almak, arkadaşla yola gitmek uygundur.

7- Bilmediğimiz konuları öğrenebilmek için bazı zorluklara katlanmasını bilmeliyiz. Nimet, külfetsiz olmuyor. Nitekim Hz.Musa (A.S.), Hızır (A.S.)'ın ilminden yararlanmak için uzun ve yorucu bir yolculuk yapma ihtiyacını duymuş ve katlanmıştır. Cenab-ı Hakk'ın muradı da böyle olmasından yana idi. Zira dileseydi Hızır (A.S.)'ı, Hz.Musa (A.S.)'nın yanına sevkederdi. Nitekim Ashab-ı Kiram'dan bazı zatlar, İslâm ülkelerine dağılan arkadaşlarının Hz.Peygamber (S.A.V.) Efendimiz'den bizzat duydukları hadis-i şerifleri onların ağzından dinlemek için develerine binip haftalarca yolculuk yapmışlardır.

8- Bilgisinden yararlanmak istediğimiz kişiye uymasını, saygı gösterilmesinin gereğini, lüzumsuz soru sormaktan kaçınmasını bilmeliyiz. Çünkü ilim çok şereflidir, azizdir ve kıymetlidir. Ona sahip olan da o nisbette şerefli ve azizdir. İlim adamına saygı göstermek, peygamberlerin sünnetidir. Hz.Musa (A.S.)'nın bir bakıma Hızır (A.S.)'a uyup bilgisinden yararlanmaya çalışması bize bu sünneti hatırlatır.

9- Bilmediğimiz bir konuyu öğrenmekte çok sabırlı ve dikkatli olmamız gerekmektedir. Çünkü ilim ancak zevk, heves, ilgi ve sabırla elde edilebilir.