Mümini fıtrat ayakta tutar - 2

Nureddin Yıldız

araştırmacı yazar
Eşlerin birbirlerine tutkunluğu fıtrattandır, dinidir.
İbni Mace'nin Cenaiz 52'de 1590. hadis olarak rivayet ettiği bir hadis, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin bir kadının eşine ait duygularını nasıl tasvir ettiğini dikkatle okuyabiliriz.
Hamne binti Cahş radıyallahu anha, Musab bin Umeyr radıyallahu anhın hanımı idi. Uhud dönüşünde kendisine kardeşinin Uhud'da şehid edildiği haberi verilince: 'Allah rahmet etsin, inna lillahi ve inna ileyhi raciûn.' diye tepki verdi. Aynı anda, eşinin de şehid edildiği söylenince bu sefer: 'Vay halime benim!' şeklinde tepki verdi. Bunun üzerine Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdular ki: 'Kocasının kadının yanındaki yerinin benzeri yoktur.'
İslam ve fıtrat

İslam ve fıtrat, İslam ve hayat olarak da kullanılabilir. Fıtrat hayat, hayat da İslam'dır. İslam, fıtrî olan hiçbir şeyi engellemiyor. Hiçbir şeyi de sınırsız bir şekilde salmıyor. İslam disiplin dinidir; ibadetleri disiplinli bir şekilde tanzim ettiği gibi suyu kullanmaktan, toprağı işlemeye kadar insanın önündeki her şeye bir disiplin getirmiştir.
Namazda, oruçta, hacda disiplin vardır. Kur'an, tam bir disiplin içinde okunur. Harflere bile konmuş kurallarla Kur'an okunabilmektedir. İnsan fıtratına yerleştirilen şehvetlerin disiplin altına alınmadan salınmış olmasını beklemek elbette mümkün değildir. Bilakis insanın ayakta durmasını, insanlığını ve imanını korumasını sağlamadaki etkinliği ile orantılı bir değerlendirme yapıldığında, şehvetlerin disiplin edilmiş olmasının namaz disiplininden aşağı kalmayacağı anlaşılacaktır.
Belli haramlar konmuş ama helalin alanı geniş tutulmuştur. Haramlar da fıtrata aykırı olduğu için haram olarak belirlenmiştir. Haramlar, insanın sinir sistemini test etmek için haramlaştırılmış şeyler değildir.
Aşırı tutumlar dini değildir

Evlenmemek, yememek, güneşe çıkmamak tarzında insanı yokuşa süren tutumlar İslamî olamaz. Yeryüzü nimetleri, Allah'ın kullarına helal ettiği şeyler, bütün mubahlar kullanılabilir şeylerdir; hatta kullanılmaları gerekmektedir. Mubahın bile vacip olduğu durumlar olabilir. Allah'ın nimetleri, disiplinli kullanılmak şartıyla Allah'ın mü'min kullarına açıktır. Mü'minler gayet tabii olarak Allah'ın nimetleri içinde yüzebilirler. Nimet bolluğu onlar için bir aşırılık değildir. Aşırılık, o nimetlerin şükrünü yapamamak veya nimetleri Allah'a isyan olan tarzda kullanmaktır.
Eşler birbirlerinin ibadet vesilesidir!

Fıtratla sürtüşen, fıtrata rağmen yapılmaya çalışılan işler sünnetten uzak kalmayı yansıtır. Mal edinmeyi engelleyici kurallar Kur'an ve hadis çizgisine aykırıdır. Bilakis büyük servet sahibi olup o serveti Allah yolunda harcamaya teşvik vardır.
Evlenmeye karşı gerek geciktirici ve gerekse evliliği iş ortaklığı düzeyine indiren anlayış yanlıştır. Yatak odası eksenli ama diğer işlevleri de aktif evlilikler İslam çizgisine daha yakın anlayışlardır. Eşlerin birbirlerini ibadet vesilesi görmeleri gerekmektedir. Bunun için ruhbanlık ve ruhbanlar ana çizginin dışında kalmışlardır.
Dinimizin bizden beklediği dağa çekilmek değildir. Şehirde şeriata göre yaşamak, dağda şeriat ehli olmaktan evladır. Zor olan da budur, gerekli olan da... Şehirlerden kaçmak diye bir ibadetimiz olamaz.
Ama şehirleri Allah'ın hâkimiyetine teslim etmek en muteber cihadımız olarak önümüzdedir. Bu fıtrattır, doğal olandır, görevimiz olandır.