Kahtı rical

Nedim Odabaş

araştırmacı yazar

Deniz Baykal'ın kimin tarafından imal edildiği hala belli olmayan kaset skandalının ardından genel başkanlık görevinden ayrılmasıyla başlayan süreç ve Cumhuriyet Halk Partisi içindeki kurultay hazırlıkları, Türkiye'de iri tirajlı hakim paradigmaya hizmet eden medyanın kötü huyunu yine depreştirdi. Birkaç gündür Cumhuriyet Halk Partisi içindeki kurultay sancısı ve genel başkan arayışlarıyla ilgili çalışmalarda, "Türkiye Türklerindir" logolu gazetenin bağlı olduğu grup, Kemal Kılıçdaroğlu'nu CHP'nin başına iteklemeye çalışan bir tavır sergiliyor. Önceki akşam Kanal D Haber'de Mehmet Ali Birand'ın, "Gandi Kemal" olarak takdim ettiği Kemal Kılıçdaroğlu'nu yorumladığı bir bölüm vardı ki, sormayın gitsin.
Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhuriyet Halk Partisi'nin başına geçebilir mi? Bunu biz değil, Cumhuriyet Halk Partisi'nin delegeleri bilir. Bizim sormak istediğimiz soru çok farklı? Kemal Kılıçdaroğlu, iri tirajlı gazetelerin deyimiyle "Gandi Kemal" Cumhuriyet Halk Partisi'nin genel başkanı mı olur, lideri mi olur? CHP delegelerinin de sormaları gereken ve geleceğe yönelik olarak partilerinin başına getirecekleri isim noktasında kafa yormaları gereken soru budur.
Liderlik farklı bir kavramdır, genel başkanlık ise çok farklı. Bir siyasi partinin başında olan isim, o partiye genel başkanlık yapıyor olabilir. Ama, bir siyasi partinin başındaki ismin lider olabilmesi için, nev-i şahsına münhasır özelliklere sahip olması gerekir.
Kemal Kılıçdaroğlu'nda lider özellikleri var mı?
Kemal Kılıçdaroğlu, şu ana kadar izlediğimiz siyaset hayatında silik, sinik, ezik bir siyasetçi profili çizmiştir. Kemal Kılıçdaroğlu'nu siyasette sivrilten şey, O'nun nev-i şahsına münhasır, başkalarından çok farklı özellikleri değil, Vergi Denetimi yaptığı dönemde elde ettiği defter karıştırma kabiliyeti olmuştur. Kemal Kılıçdaroğlu, Türkiye'nin her tarafında çok farklı dönemlerde ortaya atılan yolsuzluk iddialarını medyaya taşıyan bir aracı olmuştur. Kemal Kılıçdaroğlu, şu anda çizdiği profil ile, kitleleri peşinden sürükleyebilecek, bir sözüyle insanları harekete geçirebilecek, bir sözüyle hükümetleri perişan edebilecek bir görüntü sergilemiyor. Kemal Kılıçdaroğlu'nun, Cumhuriyet Halk Partisi'nin politbürosu olarak tarif edilen, Deniz Baykal'ın etrafında kümelenen beyin takımından hiçbir farkı yoktur. Cumhuriyet Halk Partisi MYK'sından herhangi birisini alıp Genel Başkan yapsanız, Kemal Kılıçdaroğlu'nun sergileyeceği genel başkanlık performansından daha farklı bir tablo ortaya çıkmaz. Bütün bunlar neyi gösteriyor? Türkiye'nin iktidara oynayan ana muhalefet partisinde maalesef ikinci adam yoktur. Lider yoktur....
Bu durum, ancak ve ancak kaht-ı rical kavramıyla açıklanabilir. Kaht-ı rical, devlet adamı kıtlığı anlamında bir terimdir. Devleti yönetecek ehliyette ve beceride insanların bulunamadığı kısır dönemi anlatan bir terimdir.
Türkiye, maalesef, siyasi partiler açısından lider sıkıntısı, ülke olarak da devlet adamı kıtlığı yaşamaktadır. Cumhuriyet Halk Partisi içinde yaşayan kurultay ve genel başkanlık sancısını medyamızın kendi meşrebine göre kaşıması ise hiç hoş bir tavır değildir. Kemal Kılıçdaroğlu'nu Cumhuriyet Halk Partisi'nin başına geçirebilmek için vargücüyle mücadele eden hakim paradigmaya hizmet eden medya, CHP'nin hafta sonu yapılacak kurultayına da bir anlamda gölge düşürmeye çalışıyor. Çünkü, belki de başka genel başkan adayları da çıkacak ve demokratik bir seçim sonrasında CHP delegeleri istediklerini seçecekler.
Medyamızın hastalığı bu.... Hükümetler bozup hükümetler kurmak, siyasi partilerin içinden de ellerini bir türlü çekmemek.