Müslüman olarak yaşamak

Mevlüt Özcan

2010-05-21




Mutlaka kafanızda yer etmiştir. İşin farkında olanlar var. Lâkin meseleyi gereği gibi kavrayamayanlar, akledemeyenler de var. Şu hususun bilinmesi, hayatı merdiven gibi kabul ederseniz o merdivenlerin ilk basamaklarındandır.


Kur'an, insanın iç ve dış dünyasını inşa etmek için vahyedilmiştir. İnsan bununla aklını, tasavvurunu, içinde yükseldiği kavramların içini yanlış doldurmasın diye Kur'an ile uyarılmıştır.


Kur'an'ın "diri-ölü" tanımına göre ölüler sınıfına giren birinin kendisini yaşıyor sanması;


Pisliğe mahkum olduğu hâlde, kendisini temiz zannetmesi;


Çocuğunun istikbâlini kurtarmaktan söz eden birinin istikbalden sâdece dünyayı anlaması;


Vurgun, soygun ve hortumla zimmetine geçirdiği başkalarının hakkını "başarı" kabul etmesi;


(Ve, bu örnekleri çoğaltabilirsiniz.) Neticede, bu özellikteki insanların Kur'an ile bağlantıları olmadıklarını görürsünüz. Bizim vazifemiz böylelerini uyarmaktır. Bu mantık içinde bocalayanların çıkmaz sokakta olduklarını farkettirmektir.


Muhterem Müslümanlar!


Ebu Cehil mantığı insanlığı mahvediyor. Ebu Cehil ve onun gibi düşünenler kendilerinin hak yolda olduklarını zannediyorlar. Çünkü tasavvurları yanlış. Bu gerçeği Kur'an-ı Kerim:


Zanne'l-câhiliyye (= Cahiliyye tasavvuru, anlayışı) olarak beyan ediyor.


Cahiliyye anlayışının kuruntularından kurtulmak lâzım. Bu da ancak Kur'an'ın insanlara açtığı o engin hayata yönelmekle mümkün olur.


Muhterem Müslümanlar!


Kâr-zarar kavramlarına tek dünyalı (ahireti dikkate almadan) bir anlam yüklemek hep zarara koşmak demektir. Kur'an-ı Kerim, bu hususa da dikkatimizi çeker. Bu, münafık kişiliğin yanlış kâr-zarar anlayışından kaynaklandığı hususunda dikkatimizi çekmek içindir.


Bakara suresinin 8-20. âyetleri dikkatle okunacak olursa, bu âyetlerde münafıkların çift kişilikli tavırlarının deşifre edildiği farkedilir. İç dünyası ile dış dünyası farklı olanlar sâdece kendilerini aldattıklarını bir farkedebilseler kurtulacaklar. Kurtuluşun yolu Kur'an'a sarılmaktır. O'na sarılan kurtuluyor.


"Biz sâdece islahat yapan reformcularız" diyen bir güruh Kur'an'a aykırı davranışlarıyla bir bedende taşıdıkları birbirine zıt birden çok kişiliklerini ifşa etmiş oluyorlar.


Evet, "Müslümanız" demek kolay, lâkin şahsiyeti, hayata bakış açısını Müslümanlaştırmak gerekir. Zaten budur Müslüman olmanın esprisi. Kur'an'da bizden istenen de budur.


Bütün saplantılardan ve sapıklıklardan kurtulmak ancak Kur'an'ın çizdiği çizgide olmakla mümkün olur. Çünkü İslâm, eski ve yanlış tasavvurları imhayı hedeflemiştir. Bunun sayısız örnekleri vardır. Mü'minun suresinin 55-56. ayetlerinin meâlini hep birlikte okursak, Ku'an'ın beyan ettiği sayısız örneklerden birini mütalâa etmiş oluruz. Bu âyetlerde bildiriliyor ki:


"Kendilerine servet ve evlât vermekle, onların iyilikleri için çırpındığımızı mı sanıyorlar? Kesinlikle hayır. Fakat onlar bunun farkında değiller."


Muhterem Müslümanlar!


Evet, Müslümanız... Lâkin her şeyimizi de Müslümanlaştırmamız gerekiyor. Açıkçası, bunu yapmadan Müslüman olmak da imkânsızdır.