Deniz Baykalın Endişeleri ve Bediuzzamanın Tesbitleri


Ahmet Akgündüz

2010-05-25
Deniz Baykalın Endişeleri ve Bediuzzamanın Tesbitleri


Bildiğiniz gibi siyaset ile alakalı doğrudan yazışlar kaleme almıyorum. Ancak tarihe geçecek tespitleri yapmak benim de vatandaş olarak görevimdir. CHPde çok önemli bir dönem yaşanıyor. Belli çevreler Deniz Baykalı da planlarına esir ettiler ve kendilerine göre CHPyi ele geçirdiler. Bu konuda benim yaşadığım bir olay ve Bediüzzamanın enteresan bir tespitini paylaşmak istiyorum.
1) Bediuzzamanın tespiti: Ona göre Cumhuriyet Halk Partisi, bürokratik diktatörlüğe dayanırlar, kanunlar perdesinde bazı memurlara rüşvetler (makam, mevki, örtülü ödenek ve saire) verirler. Memurlara neler verdiklerini darbe planlarıyla ve örtülü ödeneklerin nereye kullanıldığını gazetelerden öğrenerek anlıyoruz. Aslında bunların sicilleri bozuktur; yirmi sekiz senelik sivil diktatörlük dönemlerinde işlemedikleri cinayet kalmamıştır. Bunların kökleri İttihatçılara kadar uzanır. Bunlar Sultan Abdülazizi katl eyledikleri gibi, Sultan Abdulhamidi de hal eylemişlerdir. Demokrasilerde, memuriyet hakikatte bir hizmetkârlık olduğu halde; bunlar, bir hâkimiyet, bir ağalık, bir Nemrutçuluk ile nefse gayet zevkli bir hâkimiyet mertebesini bir kısım memurlara rüşvet olarak verdikleri için, bürokrasi ve yayın organları yoluyla iktidara gelmek istemektedirler. Hâlbuki memuriyet, reislik değil; millete bir hizmetkârlıktır.
Fakat kendisine yapılan bütün zulümlere rağmen CHPnin tamamına asla düşmanlık etmemiş ve iki tespiti ile bize ders vermiştir: Birincisi; Mektubat adlı eserinin 13. mektubunda ifade ettiği gibi, Kuranın elmas gibi olan hakikatlerine siyasi partilerin iktidarında da muhalefetinde de ciddi taraftarlar bulunmaktadır. Bu sebeple İslâm âlimleri siyasette tarafsız kalmalıdırlar; ta ki, Kuranın güzel hakikatlerini bütün insanlığa tebliğ edebilsinler. İkincisi; CHPnin kendisine yaptığı bütün zulümlerine rağmen Bediüzzaman bu zulmü ve haksızlığı sadece ve sadece CHPnin içindeki dinsiz gruba yüklemiştir. Bunun nispetinin de ancak % 5 olduğunu lahika mektuplarında ve hatıralarında açıklamıştır.
2) Benim Yaşadığım Olay: 1990ların başında Gaziantep eski CHP milletvekili olan bir dostum beni İstanbul Hukuk Fakültesine Prof. olarak tayin edilmem için Sayın Deniz Baykala götürdü. Kendisiyle yaklaşık 2 saat bazı meseleleri müzakere eyledik ve gerçekten de Kemal Alemdaroğlu nezdinde bana aracı oldu. Ancak Alemdaroğlu beni almamayı hayatının başarısı olarak ilan eyledi ve rektörlük seçimlerinde alenen propaganda aracı olarak kullandı. Ben bir vatandaş ve bir bilim adamı olarak neden CHP ile Müslüman Türk Milleti arasında kan uyuşmazlığı olduğunu anlatmaya çalıştım. Sayın Deniz Baykalın söylediklerini nakletmeyeceğim; ancak bugünlere ışık tutacak olan bazı cümlelerini tarihe not düşmek için zikredeceğim. Umarım bundan rahatsız olmaz. Aynen şunları özetle söyledi:
Saygıdeğer Hocam! Ben de Bediüzzamanın bu tesbitlerine aynen katılıyorum. Her ne kadar ibadetlerimi yapmasam da her sabah Ayetel-Kürsiyi okumadan evden çıkmıyorum. Bir de benim bu makamda olmam Bediüzzamanın işaret ettiği o % 5lik kesimi yani bazı mezhepçileri ve de ateistleri CHPye hakim kılmamak içindir.
Bir grubun medyası bütün gücüyle bağırsa da CHP artık bu gruba teslim edilmek üzeredir. Sayın Kılıçdaroğlunun elbette ki Alevi olmasına itirazımız yoktur, bu ülkede herkes her makama gelmeye layıktır; ancak SSK Genel Müdürü iken mezhepçilik yaptığı birçok kaynak tarafından nakledilmektedir. CHPnin ikinci kanadını teşkil edecek olan Sayın Önderin ise kimlere önderlik edeceği hem Müslüman milletimiz ve hem de inancına saygılı CHPliler tarafından iyi takip edilmelidir.