Fatih soyundan olmak

Mevlüt Özcan

2010-05-27




Mayıs ayının son günleri münasebetiyle bugünlerde İstanbul'un fethinin yeni bir yıldönümünü kutluyoruz.

Milletimize İslâm'dan sonra en büyük şerefi kazandıran İstanbul'un fethi gerçek bir mû'cizedir. Kâinatın Efendisi Hz. Muhammed'in (sav) risâletini isbat eden büyük mûcizelerden biridir.

İstanbul'un fethi Sevgili Peygamberimizin (sav) vefatından 821 yıl sonra zuhur etmiş olması açısından diğer birçok mû'cizeden daha üstün ve parlaktır. Asırlar sonra insanların O Peygambere (sav) bir kere daha imân etmelerine vesile olması açısından üstündür.

Peygamberimiz Efendimiz'in (s.a.v.) fetih mû'cizesi burhan görevini, Efendimiz'in (s.a.v.) irtihalinden 821 yıl sonra ifa etmiştir. Bu burhan teşkil etme özelliği kıyamete kadar da devam edecektir. İnsanlık tarihi bunun hem şâhidi hem de tellâlıdır.

Rasûl-ü Kibriya (s.a.v.) Efendimiz: "Kostantiniyye (İstanbul) mutlaka fethedilecektir. O ordunun kumandanı ne güzeldir ve o ne güzel ordudur."

Fetih müjdesi verildikten 821 yıl sonra 1453'de İstanbul'un fethini gerçekleştiren Osmanlı ordusu tam bir Allah ordusudur. Kur'ân'ın nice surelerinde "Cündullah" diye isim verip övdüğü, işte bu ordudur. Bu ihtişamı ne kalemle ne de sözle ifade etmek mümkündür.

Osmanlı'nın kuruluşundaki gaye ve hedefini yabancı tarihçi anlatırken kuruluşundan yıkılışına kadar Osmanlı Devleti (Devlet-i Âl-i Osman) kendisini İslâm gücünün ve inancının ilerlemesine ve savunmasına adamış bir devlet idi. Osmanlı toprakları "Memâlik-i İslâm" (İslâm memleketleri), hükümdârı İslâm halifesi, orduları "Asâkir-i İslâm" (İslâm askerleri), dini başkanı "Şeyhü'l-İslâm" olarak isimlendirildi.

Osmanlı Türkleri kendilerini İslâm'lık ile özdeş görmüşler, diğer herhangi bir İslâm ulusundan çok daha büyük ölçüde hüviyetlerini İslâmlık içinde eritmişlerdir. Türk kelimesi Türkiye'de hemen hemen kullanılmaz iken, Batı'da Müslümanın eş anlamı hâline gelmesi Müslüman olmuş Batılı'ya "Türk olmuş" denmesi düşündürücüdür. (Bernard Lewis. Modern Türkiye'nin Doğuşu, Sf: 12-13)

Milâttan önce temeli atılan İstanbul şehri bulunduğu yerin değeri bakımından her devirde dikkatleri üzerine çekmiştir. Gerçek sahiplerinin eline geçinceye kadar da gayr-i müslim ve Müslümanlar tarafından 28 defa muhasara edilmiştir. Bunlardan 17'si; Trakyalılar, eski İranlılar, Turaniler, Lâtinler ve Avarlar gibi gayr-i müslim milletler tarafından; 7'si Müslüman Araplar; 5'i de Müslüman Türkler (Osmanlılar) tarafından olmak üzere 29 defa muhasara olunmuş ve sonucunda, büyük Osmanlı hükümdarı Fatih Sultan Mehmed Han tarafından kesin olarak fethedilmiştir.

Bir beldeyi harb veya sulh yoluyla ele geçirmek ve kapılarını İslâm'a açmak anlamına gelen "feth" İslâm'da iki yerde kullanılmıştır.

Birincisi, İslâm'ın kalbi ve merkezi olan Mekke'nin fethi için Kur'ân-ı Kerîm'de kullanılır. Konu ile ilgili sure Fetih Suresi ismini taşır.

İkincisi ise, Resûlüllah'ın kelâmında ifade edilir. Bu da İstanbul'un fethini müjdeler.

Bunlardan birincisi, Allah'ın Peygamberine; ikincisi ise Peygamberin ümmetine müjdesidir. Her ikisi de gerçekleşmeden önce haber verilen birer mû'cizedir.

Peygamberimizin (s.a.v.) verdiği müjdeye nâil olabilmek için Hz. Osman (RA) devrinden itibâren çeşitli ordu kumandanları gayrete gelerek fethi gerçekleştirme yarışına girmişlerdir. Ancak fetih Fatih Sultan Mehmed'e nasip olmuştur.

Muhterem cemaat!..

Bu konu İslâmî hareketle olan ilgisi içinde ele alınmalıdır. Bizim için temelinde Peygamberimizin (s.a.v.) çalışma şeklini barındıran bu hareket, şer'i teklifleri organizeli bir yapılanmayla, iyiliği emredip kötülüğü de men ederek hayata hâkim kılma çalışmasıdır. Peygamberimizin (s.a.v.) çalışma metodları çalışma şekline Kur'ân'ın hayata aktarımını ameli hâle getirdiği için işi tüm zenginliği ile yakalayamaz, dinamizmini yakalayamazsak başarı ihtimalini de sıfırlamış oluruz.

Böyle bir harekette üç önemli öge vardır:

1- Rabbimiz kanun koyucudur.

2- Uluhiyyet O'na aittir.

3- Rububiyyet O'na aittir.

Fethe giden yolda Peygamberimiz Efendimiz(s.a.v.)'i, O'nun metodunu bilmeye ve emirlerini dinlemeye çok ihtiyacımız var. Allah (c.c.) muinimiz olsun...