Rabbimiz erhamurrahimindir

Nureddin Yıldız

araştırmacı yazar


Rabbimizin kitabı Kur'an'da en çok kullandığı isimlerinden biri, kendisini bize tanıttığı sıfatlarından biri, Kur'an'ının ilk cümlesi rahmetidir. O, Rahman ve Rahîm olarak tanıttı kendini. O'na iman etmeyen, asi olup baş kaldıran kullarına bile Rahmeti ile muamele etmeyi vaat etti. O'nun rahmetinin matematik rakamları ile ölçülmesi bile mümkün değildir. O, sadece Rahman ve Rahîm değildir; O erhamurrâhimîndir. Rahmet edebileceklerin en merhametlisi O'dur. O, kendisi için rahmetli olmayı kanun olarak yazmıştır. Rahmetli olmak O'nun, diğer sıfatlarını, azabını geçen sıfatıdır. (En'am, 12) O'nun mağfiret sıfatı da, rahmet sıfatının bir tecelisidir. Rahmet yollarını açan, rahmete çağıran kitabı Kur'an da O'nun rahmetinin tecellilerindendir. Kur'an'ını göndererek ebedi azaptan ebedi saadete açılan yollarını gösterdi.

Rabbimizin erhamurrâhimîn oluşunun en muhteşem göstergesi, ölüyü diriltecek güçte umut saçan, karanlığı aydınlatan, yaraları saran, yeniden doğup yaşatan tevbe kapısını açık tutmasıdır. Son nefese kadar herkes için açık tutulan, suçun çeşidine ve büyüklüğüne bakılmadan herkese sunulan o tevbe umudu, o göklerden geniş kapısı O'nun rahmette erhamurrâhimîn oluşunun göstergesidir. O, erhamurrâhimîn olmasaydı, rahmeti azabını geçmeseydi kim günahlarından kurutulabilirdi? O erhamurrâhimîndir diye, yüzü karalar bile cennet umudu taşıyor. O erhamurrâhimîndir diye, peygamber öldürme teşebbüsünde bulunanlar bile arşa uzanan umutlarla dönüş yapabildiler. Ebu Cehil'in çocuğu olarak doğan ve ömrünün büyük bölümünü babasının izinde sürdürenler koca şehitler arasında ölebildiler. O erhamurrâhimîn olduğu için niceleri kıvrandıkları acılardan, kederlerden zevk alıp gittiler bu alemden. O erhamurrâhimîn olduğu için ateş İbrahim'i yakamadı. O erhamurrâhimîn olmasaydı, Yunus denizde boğulup gitmez mi idi?

Son ve en güçlü sığınağımız dualarımız, O'nun erhamurrâhimîn olmasıyla bize umut olmuyor mu? O değil mi, çaresizliğimize çare olan? O olmasa kime dua eder, kime yalvarırdık? O erhamurrâhimîndir diye biz ellerimizi kaldırıp, kendimizden bile isteyemeyeceklerimizi isteyebildik.

O'nun erhamurrahimin olması bizi öyle kuşattı kı, yaşarken O'nun rahmetini isteyip durduğumuz gibi, ölülerimiz için de O'ndan rahmet dilemeye devam ettik. Dirimiz, ölümüz hep O'nun rahmeti ile var olduk.

O sınırsız rahmetin gereği olarak, kendisine iman edenlerle iman etmeyenlere aynı merhameti kullandığı halde hesap gününde sadece mü'min kullarına rahmetiyle muamele edecek. İman edenlerin imanının karşılığı olan nimetleri ve cennetini onlara vererek emeklerini boşa çıkarmamış olacak. İman etmeyip keyfine göre yaşayanları da azabıyla karşılayarak adaletini tecelli ettirdiğinde rahmetinin gereğini yapmış olacak. Mü'minin rahmete, kâfirin azaba müstahak olması rahmetin ta kendisidir.
Merhamet görecekler listesi

Mü'minler, Allah'a ve Resûlüne göre şekillenmiş bir hayat yaşayanlar, Kur'an bakışlı insanlar, istiğfarı ilke edinenler, tevbeliler, müttakiler, sabredenler, mücahidler, muhacirler, ihsan sahipleri, Allah yolunda ve O'nun rızası doğrultusunda infak edenler, arabulucular, cemaat ehli olanlar, iyiliği emredip kötülükten nehyedenler... Bunlar Kur'an'ın kendilerine Allah'ın rahmetini vad ettiği kemselerdir.

Allah'ın nebisi Muhammed aleyhisselama ümmet olmak başlı başına o, en derin rahmete aday olmaktır. Ümmeti Muhammed'in nebisinin hadisleri ile meşgul olmak, okumak okutmak rahmete namzet olmaktır. Sılayı rahim yapanlar, Allah'ın mahlukatına merhametle muamele edenler, kalpleri mescidlere kilitli olanlar rahmete namzettirler. Alışverişte olgun davrananlar, hasta ziyaret edenler, güzel konuşup susmasını da bilenler, gece namazı kılanlar, haklara karşı titiz olanlar, zikir meclislerine katılanlar ve Allah'tan korkanlar da O erhamurrâhimînin rahmetini göreceklerdir.
O rahmet, nebisinde tecelli etmiştir

Öyle bir erhamurrâhimîndir ki O, gönderdiği nebisinin adını 'Rahmet Nebisi' olarak belirledi. O nebi, kendisine iman edenlere karşı pek müşfik bir nebi olarak yaşadı. İnsanlar için kendisini yıpratan biri olarak Kur'an'a tescil edildi. Âlemlere rahmet olarak gönderildi diye, cinler ve hayvanlar bile onun rahmetli oluşundan istifade etti.

O merhametli olduğu için etrafındakilere çok nazik davrandı. Onun nezaketi en kaba insanları bile düşünmeye ve imana girmeye sevk itti. Katı ve sert olmadı. Bu sayede kısa bir zamanda büyük bir ümmet olma imkânı doğdu. Ashabının çocuklarıyla ilgilendi. Kadınlarına merhametli davrandı; ashabına da bu merhameti aşıladı. Zorlaştırıcı değil kolaylaştırıcı oldu. Öyle olmayı da emretti. Nefret ettirilmemesini istedi.
Ve biz

Erhamurrâhimîn'e kuluz. Pek müşfik ve merhametli Nebi'ye ümmetiz. Kur'an'ımız, merhameti emreder.

Anne baba olarak, öğretmen idareci olarak, arkadaş dost olarak kendimize merhamet dairesinde kalan bir tarz belirlemeye mecburuz. Gerçekçi bir Müslüman olabilmemiz için bu şarttır. Rabbimiz erhamurrahimin iken, nebimiz Raûf ve Rahîm iken biz zalim olamayız, zulüm olan şeyleri keyfimize göre doğal hale getiremeyiz.

Müslüman olmak bunu gerektiriyor. İman merhameti gerektiriyor.

Rahmet bekleyip merhametsiz olmak Müslümanca değil!
islami Sohbet - Dini Sohbet