+ Cevap Ver
1 sonuçtan 1 ile 1 arası

Fetih şehri İstanbul

 Güncel Yazılar Ve Haberler Katagorisinde ve  Köşe Yazıları Forumunda Bulunan  Fetih şehri İstanbul Konusunu Görüntülemektesiniz.=>Fetih şehri İstanbul Şakir Tarım araştırmacı yazar Fetih kavramı ulviyet ve büyüklüğünü Kur'an-ı Kerim'den almaktadır. Çünkü "Fetih", Kur'an-ı Kerim'de bir sure adıdır. Kelime olarak "açma" anlamındadır. Anahtar anlamına gelen "miftah" da aynı köktendir. Fetih, kilitli gönüllerin İslam'a açılması demektir. Beldeleri İslam nimeti ile buluşturma eylemi. Niçin? Müslümanların diğer insanlara şefkat ...

  1. #1
    Moderator
    Üyelik tarihi
    Jan 2010
    Mesajlar
    2.823
    Tecrübe Puanı
    12

    Standart Fetih şehri İstanbul

    Fetih şehri İstanbul

    Şakir Tarım

    araştırmacı yazar


    Fetih kavramı ulviyet ve büyüklüğünü Kur'an-ı Kerim'den almaktadır. Çünkü "Fetih", Kur'an-ı Kerim'de bir sure adıdır. Kelime olarak "açma" anlamındadır. Anahtar anlamına gelen "miftah" da aynı köktendir. Fetih, kilitli gönüllerin İslam'a açılması demektir. Beldeleri İslam nimeti ile buluşturma eylemi. Niçin? Müslümanların diğer insanlara şefkat ve merhameti sebebiyle...

    Dünyada en büyük nimet "İslam nimeti"dir. İnsan için, Müslüman olmak şereflerin en büyüğüdür. Çünkü İslam, insanı dünya ve ahirette saadete ulaşma yollarını gösterir. Müslümanı bencillikten uzaklaştırır. Nimet ve iyiliklerin her insana ulaştırılmasını ister. Müslüman olsun veya olmasın her insan Allah'ın kuludur. Müslümanlar, iyilik ve nimetleri gayrı Müslimlere de ulaştırmayı arzu ederler. Çünkü, "İnsanların hayırlısı, insanlara faydalı olandır." İşte, fethin amacı budur. Tek cümleyle ifade etmek gerekirse, Allah'a giden yoldaki engelleri kaldırmak. Niçin? Her insan Rabbimizi tanısın ve Cennet'e girsin diye!

    Biz, fetih deyince ilk olarak Mekke'nin Fethi'ni anlarız. Çünkü Mekke, Allah Rasülü'nün (s.a.v) öncülüğünde ve kan dökülmeden fethedilmiş; fetih sonrası da genel bir af ilan edilmiştir. Mekke'nin Fethi, diğer bütün fetihlerin anasıdır.

    Allah Rasülü (s.a.v) Konstantiniyye'nin (İstanbul) fethini müjdelemiş, onu fetheden emir ve askeri övmüştür. Bu yüzden İstanbul, Peygamber övgüsüne layık olmuş bir şehirdir. 2. Mehmet'in içine daha küçük yaştan itibaren "fetih" sevdası düşmüştür. Maddi ve manevi bütün sebeplere sarılmış, Allah'ın yardımı sayesinde idealine ulaşmış ve "Fatih" ünvanını almıştır. İstanbul dünya durdukça bir "fetih şehri" haline gelmiştir.

    Atalarımız, yalnız İstanbul'u fethetmekle yetinmemiş, orayı bir ilim ve irfan şehri haline getirerek fetihteki manayı yaşatmaya çalışmışlardır. Yetiştirdikleri alim ve sanatkarlar, inşa ettiği medreseler, camiler, türbeler, saraylar, çeşmeler, çarşılar ve kemerleriyle örnek bir İslam şehri haline getirmişlerdir. Her yere bilgi ve görgü hakim olmuş; İstanbul halkı huzur ve mutluluk içinde yaşamıştır. İstanbul'a "Dersaadet" -Mutluluk diyarı- denilmesinin sebebi budur. Şair Nedim İstanbul'u överken "Sokaklarında bilgi ve sanat kumaşı satılır" tasvirini yapar.

    Osmanlı, İstanbul'u maddi olarak fethettiği gibi; manevi alandaki imarını da ihmal etmedi. Şehri yaşanmaya değer hale getirdi. İstanbul'u en iyi anlatan ifade, onun "fetih şehri" oluşudur.

    İstanbul'un fethinin üzerinden 557 yıl geçmesine rağmen, Batılılar hala bu olayı hazmedebilmiş değildir. Baştan beri Ayasofya hakkındaki talepleri bunun örneğidir. Yine 1990'lı yılların başlarından birkaç sene öncesine kadar, zaman zaman basına da yansıyan bir görüş var: Buna göre İstanbul; sur içi, Avrupa yakası ve Anadolu yakası olmak üzere üçe ayrılacak, sur içi İstanbul'u Vatikan benzeri bir yönetime devredilecek. Hatta, Eminönü'nün merkez ilçe olmaktan çıkarılmasını bu plana bağlayanlar var.

    Bu yıl yeni bir oyun daha sahnelendi. İstanbul, 2010 Avrupa Kültür Başkenti olarak ilan edildi. Bu proje kapsamında, İstanbul'un manasıyla bağdaşmayan etkinlikler icra edildi ve edilmeye devam ediyor. Yapılanlara bakılırsa, İstanbul'u ne hale getirmek istedikleri açık. Türkiye büyük bir tezgahla karşı karşıya. Anadolu Gençlik Dergisi, oynanmakta olan oyun konusunda halkımıza uyarı görevi yapmaya devam ediyor. Kapağına Ayasofya posterini koydu ve "2010 Avrupa Kültür Başkenti Değil, Fetih Şehri - İstanbul İslambol'dur" diyerek İstanbul'un "Fetih Şehri" olduğunu vurguladı. Bu manaya sahip çıkmaya davet etti. Türkiye, bu konuda uyanık davranmak zorundadır. Dört sene önce yöneticilerimiz "İllaki AB'ye gireceğiz" diye ısrarlarını artırınca, o günkü Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac "Unutmayın ki, biz AB ülkeleri olarak hepimiz Bizans'ın çocuklarıyız" demişti.

    Napolyon şu görüşü savunur: "İstanbul'a sahip olan dünyaya hakim olur." Batılılar İstanbul'un önemini böylesine kavramışken; bizim konuya ilgisiz kalmamız düşünülemez. İstanbul'a sahip çıkmak hepimizin görevidir. Bu konuda Anadolu Gençlik Derneği'ni tebrik ediyorum. Bu şuuru devamlı canlı tutmaya çalışıyor. Bu sene de, İstanbul İnönü Stadı'nda muhteşem bir programa hazırlanıyor. Cumartesi günü yapılacak Fetih Şöleni'ne herkesi davet ediyor. Bu sene, her senekinden daha yüksek katılım ve zengin muhteva ile fethi yaşatmak istiyor. AGD, Cumartesi günü dosta düşmana "Fetih nesli görevinin başında" mesajını verecek. Kur'an ziyafeti, ezgi ve marşlar, spor gösterileri, mehter coşkusu, kadırgaların çekilişi, fethin canlandırılması ve havai fişek gösterileriyle, tanıklık edilmesi gereken bir gün yaşanacağına inanıyorum.

    Fetih nesline selam olsun!

    Fetih müjdeleri

    Dünya tarihinin seyrini değiştiren İstanbul'un fethinin yıldönümündeyiz. Yeni fetihler için, fethe giden yoldaki işaret taşlarını görmek, sebep-sonuç ilişkini iyi kavramak zorundayız. İsterseniz, İstanbul Fatihi'nin özellikleri ve hangi sebeplere sarıldığı konusunu incelemeye çalışalım:

    Fetih için önce ideal gerekli. 2. Mehmet, daha küçük yaşta İstanbul'u fethetmeyi bir ideal haline getirmişti. Devrinin en seçkin hocaları elinde yetişti, onlar 2. Mehmet'in içine İstanbul sevdasının düşmesine vesile oldular. Şehzade'nin çocukluk oyunları bile İstanbul üzerine kuruluydu. Sık sık Fetih Suresi ve Fetih Hadisi'ni mütala ederdi. Hocaları onun ufkunu açmaya çalışır, idealinin büyüklüğü ile mütenasip bilgiyle donatmaya gayret ederlerdi. Molla Gürani, 2. Mehmet'in üzerinde derin izler bırakan şu sözleriyle ilim öğretmeye başlamıştı:

    "-Şehzadem! Siz bugün şehzadesiniz. Yarın padişah olacaksınız. Koskoca bir devleti idare edecek olan padişahlara herkesten daha çok bilgili olmak lazımdır. Siz; bilginiz, doğru düşünceleriniz ve faziletinizle kendinizi herkese saydıracak ve sevdireceksiniz. Bilgili olmak için ilmi sevmek ve onu elde etmek için çalışmak şarttır."

    2. Mehmet'in, 1451'de tahta çıktığı zaman, ilk iş olarak İstanbul'un fethini programına alması, onun idealine nasıl kilitlendiğinin örneğidir.

    İstanbul'un fethinde, Fatih'in yetişmesini sağlayan diğer hocalarının yanında Akşemsettin Hazretleri'nin de rolü büyüktür. Akşemsettin, 2. Mehmet'e hem manevi derinlik kazandırmış; hem de ümit, cesaret ve kararlılığı öğretmiştir. Onun bir strateji uzmanı özelliğindeki şu sözleri devamlı azminin bilenmesine vesile olmuştur: "Şartlara teslim olmayacaksın! Eğer şartlara teslim olmazsan şartlar değişir, şartlar sana teslim olur. Unutma! Dağ ne kadar yüksek olursa olsun yol onun üstünden geçer."

    2. Mehmet'in şu sözleri ise davasına hangi ölçüde inandığı, idealine nasıl kilitlendiği ve bu konudaki karalılığını ortaya koymaya yetecek özelliktedir: "Ya ben İstanbul'u alırım; ya da İstanbul beni!.."

    Büyük fethe ulaşmak için askerin durumu da çok önemliydi. 2. Mehmet, fetih hazırlığına, askerini yeniden düzene koymakla başladı. Askerdeki fetih şuurunun kemale ermesini sağladı. Fetih sevdası orduyu da sardı. Bunun ideal örneğini Ulubatlı Hasan oluşturur. Toplar İstanbul surlarını dövmeye devam ederken, bayrağımızı surlara dikmeye azmetmiş bir kahramanı görüyoruz. Yağmur gibi yağan oklara rağmen kalenin burçlarına tırmanıyor ve hedefine ulaşıyor. Şimdi bayrağımız burca dikilmiş durumda. Herkesin hayranlıkla takip ettiği bu manzara karşısında 2. Mehmet şöyle soruyor: "- Kim bu aslan yavrusu!"

    "- Ulubatlı Hasan Hünkarım!" cevabını alınca gür sesiyle şöyle diyordu: "- Hasan'ım, aslanım benim! Mehmet de bu yola kurban olmaya gelir."

    Hükümdar ve askerin hangi oranda ortak bir ideale kilitlendiğine dikkat ediyor musunuz?

    2. Mehmet manevi sebeplerin yanında, maddi sebeplere de yapışmayı da unutmadı. Devrinin teknolojisinden faydalandı. 1.5 km. uzağa atış yapabilen 1.500 kg. ağırlığındaki havan toplarını döktürdü. Rumeli (Boğazkesen) Hisarı'nı yaptırdı. Deniz kuşatması için, Dolmabahçe sırtlarında gemiler yaptırdı. Onları katranlar üzerinden yürüterek Haliç'e indirdi. Tarihte yapılmayanı yaptı. Ufkunu geniş tuttu. Maddi tedbirlerin hiçbirini ihmal etmedi. İstanbul; bu inanç, azim, fedakarlık ve disiplin anlayışı ile fethedildi.

    Fethin sonunda, "Geçit vermez" olarak kabul edilen İstanbul surları delik deşik oldu. Doğu Roma İmparatorluğu'nun (Bizans) zulüm ve saltanatı sona erdi. Başkent, Edirne'den İstanbul'a taşındı. Osmanlı büyük bir güç ve itibar kazandı. İslam dünyasında büyük bir sevinç yaşandı.

    Fetihle ilgili sebep ve müjdeler konusunda Yusuf Kandehlevi'nin Hayat-üs Sahabe'sinde yer verdiği şu anekdotu sizlerle paylaşmak istiyorum:

    "Bizans İmparatoru Herakles, Antakya'da bulunduğu sırada, Rumlar sahabenin karşısında mağlup olarak kaçtılar. Herakles onlara "- Allah sizi kahretsin! Karşınızdaki Araplar da sizin gibi birer insan değil mi?" dedi. Askerler:

    "- Evet, onlar da bizim gibi insan" dediler. Herakles de:

    "- Peki, onlar sizden daha mı çok" diye sordu:

    "- Hayır, biz onlardan kat kat fazlayız" dediler. Herakles:

    "- O halde neden devamlı yeniliyorsunuz?" dedi. O zaman içlerinden ileri gelenlerinden biri şöyle anlattı:

    "- Çünkü onlar geceleri namaz kılar, gündüzleri oruç tutar, sözlerinde durur, iyiliği emreder, kötülükten sakındırır, birbirine zulüm ve haksızlık etmezler. Oysa biz, içki içer, zina eder, haram yer, sözümüzde durmaz, soygunculuk yapar, zulmeder, faiz ve tefecilikle uğraşırız. Allah'ın hoşnut olacağı şeyleri yasaklarız, yeryüzünde bozgunculuk yaparız."

    Yeni fetihler için, her şey bu anekdot içinde gizli. Fethin 557. yılının uyanış ve hayırlara vesile olması niyazıyla...





+ Cevap Ver

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
^

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349