İstanbulun fethi 11


Mehmet Talü

araştırmacı yazar
Bizim dünyayı aydınlatmaya ve insanlığı toptan kurtarmaya gücü olan bir medeniyetimiz, bir kültürümüz, bir devlet ve millet anlayışımız vardır. Onun varlığını bilmek, o varlığın hamurunda yoğrulmak için vakit geçmektedir. Dedeleri İ'layı Kelimetullah yani ALLAH'ın birliğini, İslamiyeti yüceltme için yaşamış bir milletin çocukları olarak dalıp gittiğimiz korkunç ve karanlık uykudan uyanmak zorundayız. Namluyu kendi öz canına çevirmiş cahiller durumuna düşmemek, cihanın en stratejik, en büyük imkanlara sahip noktasında bulunan yurdumuzda huzurla yaşamak, Fatih'i, O'nun iman, azim ve kararlılığını anlamakla mümkündür. Yedisinden yetmişine bütün bir millet olarak İ'layı Kelimetullah için yaşamasını bilmeliyiz. Başka kurtuluş ve çıkar yol mevcut değildir.
Bu bakımdan böyle büyük günlerde sadece anma törenleri düzenlemek ve sadece nefsimiz adına yersiz bir gurur duymak yetmiyor. Önemli olan ecdadımızın temiz ve mübarek ideallerine sahip çıkmak, onların eserlerini canla başla korumak ve önce kendimiz sonra milletimiz ve insanlık alemi için yeni ve büyük fetihler kazanmaktır.
Bizim tarihimiz zaferlerle doludur. Ecdadımız insanlığa ışık tutmuştur. Osmanlı, ülkeleri kuşattığı an bir bütün idi ve Hakk'ı temsil ediyordu. Milletimiz yeniden güçlenmeli, saadetin kapılarını açmalıdır. Bu büyük görev üzerimizdedir.
İstanbul'un fethinden .... yıl sonra sanki tarih bizlere şöyle seslenmektedir:
"- Zaferleri, ona layık olanlar kazanır..."
ALLAH bizi kendi hidayetinden, dosdoğru yolundan bir lahza, bir an bile ayırmasın. Bizi şanlı ve şerefli tarihimize layık bir topluluk etsin. Amin.
Ey İstanbul!.. Kıt'alar arasındaki konumu, boğazlarla Haliç arasındaki şahâne yeri ile dünyanın incisi, İslâm âleminin gözbebeği olan Eşsiz Şehir!.. Sana kavuşabilmek için Müslümanlar az uğraşmadı. Başta Ebû Eyyub El-Ensari (R.A.) ve diğer ashab-ı kiram (R.Anhüm) olmak üzere az şehit vermedi. Rabbımızdan niyazımız, dünya durdukça seni Müslümanlardan, Müslümanları da senden ayırmasın! Mübarek Kudüs'ün başına gelenlerin bir örneği senin başına gelmesin! Cenab-ı Hak O'nu da müslümanlara yeniden lûtfeylesin! Ve bizleri sana devamlı olarak sahip olmaya layık eylesin! Amin!..
İstanbul'un fethi, dünyanın sayılı hadiselerinden birisidir. Onunla Ortaçağ kapanmış, Yeniçağ açılmıştır. Asırlardır cehalet denizinde boğulan ve kapkara bir taassup içinde inim inim inleyen Avrupa, bu fethin ışığı sayesinde Ortaçağ karanlığından kurtulabilmiştir. Bu muazzam fetih hareketini tam anlayabilmek için İslâm dininde cihada verilen önemi, müslümanların cihad ruhunu ve İstanbul'u fethedebilmek için nasıl bir "Fetih Aşkı"na tutulduklarını iyi bilmek gerekir.
İstanbul'un fethi, tarihte eşi-benzeri pek az bulunan Roma İmparatorluğunun tarihi miadının dolduğunun açık bir ilânıdır. Fatih Sultan II. Mehmed'in şahsında simgeleşen Müslüman Türk milletinin, Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz'in işâret ettiği İslâm kızılelmasının, ülküsünün evrensel düzeyde gerçekleşmesidir. Fetih ile, sadece Roma İmparatorluğunun mirasına sahip olunarak yeni bir iktidarın ikame edildiği söylenirse, bu gerçeği tam ifade etmiş olmaz. Aksine, İslâm'ın, düşüncede, kültürde, dünya görüşünde kendi varlığını tesis etme gibi köklü bir hareketi, hamleyi anlatır. Elbette askeri üstünlük bir hamlenin görünür somut niteliğidir, ama sadece bununla sınırlı değildir.