Modern dünyanın garipleri

Nureddin Yıldız

araştırmacı yazar


Eski dönemlerden birikenlerle beraber modern çağın üretip beyinlerimize pazarladığı hurafeler, sapmalar, tavizler yüzünden Kur'an'la beraber bize verilmiş bulunan akide esaslarımıza inançta gariplik oluşmuştur. Berrak ve katıksız bir akide gerekirken, felsefelerden ve beşeri teorilerden etkilenmiş akideye İslam akidesi diye sahip olmak durumunda kalan 'Müslümanlar' oluşmuştur. Ebu Bekir'in imanı gibi iman sahibi olanlar garip düşmüşlerdir.
* Uygulama garipliği vardır: İnancı 'Müslüman' inancı, kitabı Kur'an, ibadet mahalli cami olan kitleler ne ile yönetildiklerine, kendilerinin neye razı olduklarına dikkat etmez oldular. Müslümanların yurtlarında, Batı'nın Doğu'nun sistemleri, yöntemleri hükümran oldu. Kur'an'ın açık ifadesine rağmen 'Şeriat' itham malzemesi haline geldi. Allah'ın indirdiğine talip olanlar garip kaldılar. Müslüman, kendi evindeki misafirine 'namaz vakti geldi camiye gidelim' demeye sıkıldı. Namazı bile sahiplenmek, garipliği sahiplenmek oldu.
* İnsanlığın ar damarları çatladı. Her geçen yıl, ayıp olan şeylerin sayısı azaldı. Çıplaklar onurlu, tesettürlüler suçlu görüldü. Ayaklar baş, başlar ayak oldu. Utanmak utanılacak şey oldu. Ahlaklılar garip kaldı.
* İlim listesinden Kur'an ve fıkıh ilimleri çıkarıldı. Kur'an ilimlerine ait bir icazet, diploma sayılmadı. Sahibine değer verilmedi. Cehalet diz boyu oldu. Allah dostu olmanın ekonomik ve sosyal bir değeri kalmadı. Âlimler, bilginlerin yanında garip düştü.
* Taklit hortladı: Yerli malların satıldığı dükkânın adı ecnebi olması modern olmak, selam yerine 'iyi günler' demek görgülü olmak oldu. Sofraya oturan görgüsüz, ayaküstü yiyen aydın sayıldı. Özüne ve köküne bağlılar garip kaldı.
* Gariplerin Hassas Noktaları: Hakkın gizlendiği, cehaletin öne çıktığı bir ortamda şüpheler ayak kaydırabilir. Acaba ve amalar arasında gerçek din eriyebilir.
Garipler için kılavuz

* Gariplik ve gariplerin varlığı, Hakkı tutup kaldıranların yokluğunu göstermemektedir. Kıyamet vaktine kadar muhakkak bir 'fırka-ı naciye' bulunacak ve Hakkı kaldıracaktır.
* Gariplik, zaman zaman gidip gelebilir, mekândan mekâna göre de değişebilir. Dinin bir bölümü için geçerli olup başka bir bölümü için geçerli olmayabilir; namazın kılınıp zekâtın ihmal edilmesi veya paranın zekâtının verilip tarım mahsullerinin zekâtının verilmemesi gibi bir durum olabilir. Hatta İslam'ın adının ve bir kısım görüntülerinin başka zamanlardakinden daha güçlü olduğu bir ortamda da gariplik söz konusu olabilir. Bir kasabadan tek bir kişinin hacca gittiği zamanlara göre kasabanın büyük bölümünün hac ibadetini ifa ettiği de gözlemlenebilir. Ancak haccın ne getirdiğine bakıldığında, önceki hacılar açısından bir gariplikten söz etmek mümkündür.
* Gariplik, yaşadığın zamanın Bilal'i, Ammar'ı, Yasir'i olmaktır. Kızgın taşlar üzerinde işkence görmek, taviz için baskı altında olmak, kendi ailen, çevren tarafından bile tenkit edilmek muhtemel beklentiler arasındadır. Türü ve oranı değişse de sonuç aynıdır: Allah yolunda ne kadar dayanıklı olduğunun sınanması...
* Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemin Sünneti'ni kılavuz edinmek, 'zavallı garip' ile 'müjdelenmiş garip' arasındaki farktır. Dış etkilerden kurtulmuş ve 'Sırat-ı Müstakim' üzere yürümüş olmanın teminatı Sünnet'e bağlılıktır. Bunun için Peygamber aleyhisselam efendimiz, kendisinden sonraki garipleri 'kardeşleri' olarak anmıştır.
* Garipler ihmal edilmiş değillerdir. Gariplik bir imtihandır. O imtihana tabi tutulanlar genelde ilk gariplerin izinden giden şerefli insanlardır. Garipliklerini değerlendirmeleri halinde, yaşadıkları zamanda Allah'ın rızasına en yakın kullar olurlar.
* Garipler, gariplikleri gereği azınlıktırlar. Azınlık olmalarına rağmen hayatları ve çalışmaları bereketlidir. Üretkendirler. Örnektirler. Dayanıklıdırlar. Tavizsizdirler. Seçilmiş olmalarının onlara yüklediği şerefi ve sorumluluğu bilirler ve bu bilinçle sabrederler.
* "İslam garip başladı, yine başladığı gibi garip olacaktır." hadisindeki anlam, bir daha dönmemek üzere İslam'ın yok olup gideceği, Müslümanların toparlanamayacağı, Ebu Leheb'lerin kırıp geçireceği anlamı değildir. Tam aksine bu mübarek hadis, garip başlayıp yükselen İslam'ın tekrar garipleşeceğini ve yükseleceğini göstermektedir. İniş çıkışlara, durup kalkmalara rağmen nihai hedefin İslam'ın zaferi olduğunda şüphe yoktur. On dört asırlık tarih, bu gerçeğin defalarca ortaya çıktığı dönemlerle doludur. Bu gerçeği açık dille ifade eden pek çok hadisi şerif vardır.
* Gariplik hiçbir şekilde 'kenara çekilme, kabuğuna gizlenme' şeklinde bir sonuç doğurmamalıdır. Hakkın adamı olmak meydanda olmaktır. Aranılan her yerde bulunmaktır.
* Gariplik zavallılık değildir. Peygamberlerin, sıddıkların, şehitlerin yolu olduktan sonra gariplik büyük oranda kazanç kaynağıdır. Ecir deryasıdır. Gelecek açısından bir sıkıntı da söz konusu değildir. Büyük bir gerçek gariplere umut kaynağını oluşturmaktadır: Allah'ın koruması altında olan Kur'an, gariplerin rehberidir.
Garipliğin sırrını anlamak için notlar

Bu dünyanın hiçbir varlığı hiçbir değeri bu mücahitlere ödül olmaya lâyık değildir. Onların tek ödülü, yüce Allah'ın yakınlığını kazanmalarıdır. Asıl ödüllerini, eksiksiz biçimde, son hesaplaşma gününde alacaklardır... Bu inanç sisteminin süsten, gösterişten, debdebeden ve diğer baştan çıkarıcı avantajlardan soyutlanmış bir yalınlıkta ortaya çıkması rastgele değildir; bu durum yüce Allah'ın hikmetinin sonucudur.
Güdülen amaç şudur:
* Bu davanın sırf kendisini isteyenler,
* İnsanların alkışlarını ellerinin tersi ile bir yana iterek yüce Allah'ın rızasına göz dikenler,
* İnsanların karşılarında takla attıkları değerleri ve baştan çıkarıcı avantajları hiçe sayabilenler ona gelsinler. Buna karşılık mevki, çıkar, gösteriş, debdebe, servet, refah ve lüks hayat düşkünleri ondan uzak dursunlar..."
Dizginlenmeyen şehvetler, doymayan göz, dolmayan cepler tavizler önünde eriyip giden bir din bırakabilir. Batılın azgın tavırları karşısında, dünyanın müminlere kapalı onlara açık olarak sürüp gitmesi bir umutsuzluk getirebilir. Bu umutsuz ortam garipler için erime getirebilir. Etkileyemeyen bir mümin etkilenen durumuna düşebilir. Acelecilik ve sabırsızlık gariplerin işini zorlaştırabilir.
Allah yolunda yürüyen ve bir dönem garip düşenler, amellerinin sonucunu yaşadıkları fani dünya hayatında görmek gibi hatalı bir arzu içinde olabilirler. Gariplere vaat edilenler, her ne kadar dünyada iken bir kısmı yaşanabilecek şeyler ise de asıl vaat cennettedir.