Hutbe

Mübarek günlerin gecesi ve gündüzü

Muhterem Müslümanlar!
Çok mübarek üç ayların ilki Recep ayı içindeyiz. Bu ayın ilk Cum'a gecesi Regaib kandilidir. Hepimiz Cum'a gecemizi elhamdülillah ki değerlendirdik. Böyle geceleri nasıl değerlendirmemiz lâzım geldiği bu geceler öncesinde hep tekrar edilir.

Bugün kandil gecesinin gündüzündeyiz. Böylesi geceler ve günler kurtarıcı bir takım hükümleri bize kazandırması için karşılanması ve yaşanması gerekir. Bu gerçekleşiyor mu gerçekleşmiyor mu? Lütfen önce kendinizde ve sonra da çevrenizde bir gözlemleyin. Düne göre bugün hayatınızda müsbet mânâda bir değişiklik var mı? İşleyip alışageldiğiniz günahlardan bugün terk ettiğiniz günah, haram/yasaklanmış amelleriniz var mı? Regaib Kandilinden sizde ne iz kaldı? Yaşadığınız toplumun insanları Regaib Gecesi'nde kazanabildiklerini yaşamlarına katabildiler mi? Bugün müstehcen gazetelerin satışında bir eksilme var mı? Televizyonların iğfalinden kendilerini ve aile efratlarını kurtarabilen aile reisleri ve babalar var mı?

Bütün bunlara olumlu cevap yoksa, böylesine kıymetli bir gece daha çar-çur edildi demektir.

Muhterem Müslümanlar!
Mübarek gün ve gecelerin gereğini Müslümanlar olarak hepimizin yapması gerekir. Mübarek günlerin gereğini yapmak demek, bugünlerin bütün anılarıyla yaşanacağı bir ortamın gerçekleşmesi için çalışmak demektir. Bu günlerin anlamlarıyla hayata çıkmasını önleyen bir ortamda sorumsuz hareket etmek bu günleri günümüzdeki anlayışla bir hâtıra olarak kabul etmek demektir. İslâm'la gelen herşey bir hâtıra unsuru olarak değil yaşanmak için gelmiştir. Hiçbir mübarek gecenin bizim anladığımız -şöyle de diyebiliriz- toplumun anladığı mânâda bir merasime ihtiyacı yoktur. Alışıla gelen merasimlerin de hiçbir faydası zaten yoktur.

Muhterem Müslümanlar!
Böylesine mübarek gün ve geceler kendimizi muhasebe etmek/denetlemek açısından büyük bir fırsattır. Geçmişimizin muhasebesini, geleceğimizin plan ve programlarını tekrar tekrar gözden geçirmemiz gerekiyor. Eğer bunu yapabiliyorsak bu gün ve gecelerin şuuruna erdik/maksat hâsıl oldu demektir. Bu ideal bir neticedir.

Bütün kandil geceleri, Cum'a geceleri mübarek günler, aylar hatta saatler hepimize birer ikazdır, bir ömür muhasebesidir. Birbiri ardına gelen böylesine mübarek zaman dilimleri hayat yolculuğumuzun üzerine konulmuş birer ikaz lambası ve levhasıdırlar. Şehirlerdeki işaret levha ve lambaları gibi değerlendirelim. Böyle düşünebilirsek hep kazanır/hep kazançlı çıkarız. İslâm'ın ölçülerine göre yaşanıldığında ortaya ehl-i kemal mü'minler çıkar. Kemale ermenin ölçüsü İslâm gerçeğinin yaşanmasıdır. Bu gerçeğin lezzetine erenler Allah'ın has kullarıdır.

Muhterem Müslümanlar!
Üç ayları fasılasız oruçlu geçirmek sünnet ve müstehap değil sâlihlerin amelidir. Hz. Aişe validemizin beyanında Peygamber Efendimizin Ramazan ayından başka herhangi birini oruçlu geçirdiği vâki değildir. O (s.a.v.), bizim rehberimizdir. Kur'ân'da buyurulur ki:

"Ey Peygamber! Biz seni bir şâhid, bir müjdeci, bir uyarıcı, Allah'ın izniyle Allah'a dâvet eden bir dâvetci, bir nur saçan, bir kandil olarak gönderdik. Allah'tan kendilerine bir lütuf olduğunu mü'minlere müjdele..." (Ahzab= 45,47)