Sabataycılık Konusu islami kesime Bırakılamazmış

HATIRLIYOR musunuz, bundan birkaç yıl önce "Sabataycılık konusu, Müslümanlara bırakılmayacak kadar önemlidir" mealinde bir lâf kaçırmışlardı ağızlarından.</span>

Sabataycılık ve Sabataycılar yakın tarihimizin en büyük realitesidir.

Bu konu artık Türkiye'nin bir numaralı ve devamlı gündem maddesidir.

Bu konuda Sabataycılar, Sabataycıseverler, Kripto Yahudiler, İsrail dostları ve işbirlikçileri neler yapıyor:

1. Bu konu önemli değildir, birileri abartıyor diyorlar.

2. Konunun açıklanmasını tekelleri altına almak istiyorlar.

3. Sabataycılık konusunda dezenformasyon yapıyorlar.

4. Konuyu sulandırmak, halkı şaşırtmak için önüne geleni Sabataycı ilan ediyorlar, sonra da "Bu kadar da olmaz, bunlar işi iyice azıttı, herkesi Sabataycı yaptılar..." diyerek kafa karıştırıyorlar.

Maalesef islamî kesim, kırsal kültür ve zihniyet yüzünden Sabataycılar konusunu gereği gibi işleyememektedir.

Sabataycılık yakın tarihimizin bir numaralı konusudur.

Şunları anlamak için mutlaka Sabataycılığı ve Sabataycıları iyi bilmek gerekir:

(1) Tarihî devamlılık çizgisinden ayrılış hareketini,

(2) Tarihî ârıza ve kazanın içyüzünü,

(3) Türkiyenin niçin Ortadoğunun Japonyası olamadığını,

(4) Din ve devlet zıtlığını ve kavgasını,

(5) Türkiyenin siyasî, kültürel, sosyal temellerini ve yapısını dinamitleyen realpolitiklerin niçin yapıldığını,

(6) Türkiyenin Türk ve İslâm dünyasına niçin sırt çevirdiğini,

(7) Bizdeki müzmin, genel ve yoğun kokuşmanın sebeplerini...

Yıllardan beri yazıyorum:

Müslümanlar tezelden bir "Türkiye Yahudilerini ve Sabataycılarını Araştırma ve İnceleme Enstitüsü" kurarak ciddî ve ilmî tedkiklere başlamalıdır.

Bunun için çok iyi İbranice ve İngilizce bilen çok ciddî, çok yetenekli, çok vatansever, çok üstün, çok vasıflı gençler yetiştirilmelidir.

Yüzlerce araştırıcıya, İbranice ilim kitabı yazacak derecede İbrani dili öğretilmelidir.

Böyle güçlü bir kadro kurmak için milyonlarca dolar masraf yapmak gerekir. Bu paranın bir doları bile zimmete geçirilmemeli, verimsiz şekilde harcanmamalıdır.

Yahudi tedkikleri konusunda Türkiye İsraili aşmalı, onun önüne geçmelidir.

Böyle bir temenniyi laf ile söylemek kolaydır ama pratikte bunu gerçekleştirmek son derece zordur.

Bazı liselerimize İbranice seçmeli ders konulmalıdır.

Bütün bu ilmî ve akademik çalışmalar antisemitizm yapılmadan yürütülmelidir.

Sivil Müslüman kuruluşlarda bunu yapacak para vardır ama:

a. Niyet yoktur,

b. İrade yoktur,

c. Ufuk yoktur,

ç. İnsan gücü yoktur.

Zerre kadar antisimitizm yapmadan Türkiye halkını Sabataycılar, Kripto Yahudiler konusunda aydınlatmalıyız.

Objektif araştırma yapmak antisemitizm sayılmaz. Bu gibi çalışmaları antisemitizm yapmakla suçlayan ve karalayanlar iyi niyetli değildir.

İsrail devletine ve Siyonist ideolojiye karşı olan Neturei Karta hahamları antisemitizm yapmıyor, antisiyonizm yapıyor.

Yahudilikle, Sabataycılıkla, Siyonizm ile, Kripto Yahudilerle ilgili dünyanın en büyük kütüphanesi Türkiyede kurulmalıdır.

Bu işler ve hizmetler ülkemizin en faziletli, en kültürlü, en ahlaklı, en çalışkan, en vasıflı, en vatansever, en doğru ve dürst, en ehil, en layık insanlarına verilmelidir.

İyi, uygun, güçlü, yoğun bir eğitim ile üç senede edebî ve yazılı İbranice öğrenilebilir. (En iyi öğretmenler günde sekiz saat ders verecek...)

Hiçbir asalak, hiçbir yiyici, hiçbir hırsız, hiçbir ehliyetsiz, hiçbir telif ücreti avcısı, hiçbir arivist bu hizmete yaklaştırılmamalıdır.

Ben neler sayıklıyorum:

Türkoloji sahasında bile nal toplayan bir toplum bu işi nasıl yapacak?

Mümkündür, yapılabilir... Arşimed ne demiş: Bana uygun bir istinat noktası gösterin ve yine uygun bir manivela verin, size dünyayı yerinden oynatıvereyim...

* (İkinci yazı)

Neler Olacak, Onlar Kimlerdir?

1. Gizli ve derin güçler, terörizme hız verecektir.

2. Birtakım kimselere suikastlar tertiplenecektir.

3. Medyadaki dezenformasyonun dozu arttırılacaktır.

4. Askerî vesayet anayasanın değiştirilmesini önlemek için ellerinden gelen her şeyi yapacaklardır.

5. Toplumun dikkatini ciddî ve hayatî konulardan çekmek için müstehcen yayınlara, şehvete, futbola, magazine daha fazla yer ve zaman ayrılacaktır.

6. Mevcut iktidarı alaşağı etmek için demokrasi dışı her yolu denemeye hazırdırlar.

Statükocuların zayıf tarafları:

* İdealist değildirler, paraya taparlar, parasız hiçbir iş yapmazlar. Ucuza da çalışmazlar.

* Hırsızlık, talan, soygun, haram yeme konusunda nicesinin mâzileri ve sicil dosyaları temiz değildir. Bu halleriyle güven vermezler.

* Halka dayanmazlar.

* Mezhepçilik yaparlar, azınlıktaki bir mezhebi kullanırlar.

* Ülkenin geleceğine dair hiçbir ciddî, somut, şeffaf çare ve çözümleri yoktur.

* Demokrasiye, temel insan haklarına inanmazlar, bozuk resmî ideolojiyi din gibi benimserler.

* Bunların bir kısmı Sabataycı, Kripto Yahudi, Kripto Ermenidir. En zayıf tarafları bu farklılıklarıdır.

* Genellikle çok alkol aldıkları için başları daima dumanlıdır.

* İçlerinde bir tane bile merhum Adnan Kahveci ayarında ve çapında temiz ve şeffaf politikacı yoktur.

* Çağdışıdırlar. 1930'lardan kalma donmuş, fosilleşmiş, klişeleşmiş vecizelerle (Meselâ:"Atam izindeyiz!..") 2010 Türkiye'sini idare edebileceklerini, kalkındırıp yükseltebileceklerini sanırlar.

* Olabildiğince bürokrat kafalıdırlar.

* Onlarda hiç vefa yoktur. (Pek yakın bir tarihte kendilerinden birine yaptıklarını gördük.)

20.06.2010

Mehmet Şevket Eygi

araştırmacı yazar