Kardeşlerimizin kurtuluşu İslam Alemi’nin birlik olmasıdır -2


İslam ahlakının özünde birlik vardır. Allah Kur'an'da "... Eğer siz bunu yapmazsanız (birbirinize yardım etmez ve dost olmazsanız) yeryüzünde bir fitne ve büyük bir bozgunculuk (fesat) olur." (Enfal Suresi, 73) ayetiyle yeryüzünde bozgunculuğun son bulması için iman edenlerin birbirleriyle dost olmaları, ittifak etmeleri, birlik ve beraberlik içinde olmaları gerektiğini bildirimiştir. Tüm Müslümanlar bu emre uymakla sorumludur. Türk İslam dünyasının bu birliği istemesi lazımdır. Birlik istemeyen ayrılık istiyor demektir ve ayrılığın Türk İslam dünyasına hiçbir faydası yoktur. Müslümanların gücü, kuvveti ve menfaati birliktedir.
Türk İslam Birliği'nin bir an önce kurulması için, herkesin üstüne eşit sorumluluk düşmektedir. Kimse "benim yaptığımdan ne olur ki?" diye düşünmemeli, herkes elinden gelen çabayı göstermelidir. Öğrenciyse okulunda, ev hanımıysa komşularıyla yaptığı görüşmelerde, iş adamıysa çalıştığı iş yerinde, her Müslüman İslam aleminin birliğini gönülden istediğini dile getirmelidir. Yapılan legal toplantılarda, "İslam aleminin birliğini istiyoruz, Ya Rabbi bize Türk İslam Birliği'ni göster" sesleri duyulmalıdır. İmkanları olanlar bu taleplerini dilekçelerle, mektuplarla yetkili makamlara iletmelidir. Böylesine gönülden istenen, böylesine candan yapılan bir duaya Cenab-ı Allah muhakkak icabet edecektir. İslam aleminin bir olması gerektiği bu kadar açıkken, Müslüman dünyası acı ve sıkıntı içindeyken, bu konuda gevşeklik göstermenin, hiç böyle bir konu yokmuş gibi davranmanın sorumluluğu hem dünyada hem de ahirette çok ağır olabilir. O yüzden gelin hep beraber, vargücümüzle, elimizdeki tüm imkanları seferber ederek, "Türk İslam Birliği'ni istiyoruz" diyelim. Yalnızca Müslümanlara değil, Musevilere, Hıristiyanlara, Budistlere, ateistlere, her düşünceden her inançtan her insana barış, huzur ve güven getirecek bu kutlu birliğin bir an önce kurulması için hem dualarımızla hem gayretlerimizle destek olalım. Sayın Adnan Oktar'ın Türk İslam Birliği'ne Çağrı kitabında yapmış olduğu hikmetli ve güzel çağrıyı burada tekrarlamak istiyorum:
Bu kutlu görevde hizmet yüklenmek isteyen Müslümanlar;
Gelin, Müslümanların arasını bulalım. Birbirinin camisinde namaz kılmayan, selamlaşmayan, birbirinin yazdığı kitabı okumayan, ufak bir fikir farklılığı nedeniyle kardeşine düşman kesilen Müslümanların arasını bulalım. Bu gibi yapay ayrımlar kalksın. Allah'ın evleri olan camiler, herhangi bir grubun veya mezhebin değil, tüm Müslümanların mescidi olsun. Her Müslüman birbiriyle selamlaşsın, birbiri ile sohbet etsin. Birbirine şefkat göstersin. Cemaatsel veya kişisel uzlaşmazlıklar son bulsun. Ve tüm Müslümanlar, elbirliği yaparak, tevazu ve anlayış içinde, Allah'a daha çok yakınlaşmak, O'nun dinine daha çok hizmet etmek için çalışsınlar.
Ve Allah'ın bizlere verdiği şu emri hiçbir zaman unutmasınlar:
Allah'ın ipine hepiniz sımsıkı sarılın. Dağılıp ayrılmayın. Ve Allah'ın sizin üzenizdeki nimetini hatırlayın. Hani siz düşmanlar idiniz. O, kalplerinizin arasını uzlaştırıp-ısındırdı ve siz O'nun nimetiyle kardeşler olarak sabahladınız. Yine siz, tam ateş çukurunun kıyısındayken, oradan sizi kurtardı. Umulur ki hidayete erersiniz diye, Allah, size ayetlerini böyle açıklar. (Al-i İmran Suresi, 103)


Gülay Pınarbaşı

araştırmacı yazar