Mavi Marmaranın amacı ambargoyu kaldırmaktı


İsrail'e insanî yardım götüren barış filosunun asıl amacı az bir yardımı muhtaç Filistinlilere ulaştırmak değil, İsrail'in zalimane ambargosunu delmekti. Müslümanlar için büyük bir tuzak olan Vatikan patentli Dinler arası diyalog taraftarı İslamî kesimden bazıları, ne yazık ki: "Bu iş için İsrail'den izin alınmalıydı. İsrail'in sözlerine itaat etmek, onları da kırmamak lazım." diyorlar. Bu, asla ve kat'a doğru değildir. İsrail ne zaman izin verdi ki? Böyle bir şey olabilir mi? Boyun eğmek izin almak asla ve asla olmaz. Ayrıca bazı Müslümanların İsrailin ekmeğine yağ sürecek böyle beyanlarda bulunmalarını anlamak mümkün değildir. Kalbi Müslümanlardan yana olan kimselerin İsrailin ekmeğine yağ sürecek beyanlarda bulunmaması gerekir. Çünkü onlar mazluma yardıma giderken şehit oldular, gazi oldular.
Mavi Marmara barış ve insanî yardım gemisi İsrail'e değil, Gazze'ye gidiyordu. Açık deniz olduğu için bölge İsrail'in egemenliği altında da değil. Binaenaleyh oraya gidebilmek için İsrail'den izin istemesi ve alması gerekmezdi. Gazze, İsrail toprağı değildir, Gazze İsrail tarafından idare edilmemektedir. Orada bir meclis bir Filistin hükümeti vardır, Filistin bayrağı dalgalanmaktadır. Bu sebeble Gazze ambargosunu kırmak için yola çıkmış olan yardım gemilerinin İsrail devletinden izin istemeleri gerektiği iddiasının hiçbir tutar tarafı yoktur. Ayrıca İsrailden izin almak demek onun Gazze üzerindeki hâkimiyetini ve zulmünü kabul etmek, meşrulaştırmak demektir.
Yardım gemileri oraya niçin gidiyorlardı? Siyonist devletin inatla sürdürdüğü; hukuka, ahlâka, insanlığa, vicdana, adalete aykırı bir ambargoyu kırmak için... Gazze halkı işkence, baskı, sıkıntı, yokluk içinde yaşamaktadır.
Orada küçük bir toprak parçası üzerinde bin bir çile ve sıkıntı içinde yaşayan din kardeşlerimize, gıda maddeleri, ilaç, inşaat malzemesi v.b. insanî yardım göndermek için niçin İsrailden izin alacakmışız?
Silah ve cephane yardımı yapılacak olsa belki tartışılır ama gıda maddesi konusunda tartışmaya lüzum yoktur. Hıristiyanlar Gazzelilere acıyor, Siyonist olmayan Yahudiler acıyor... Bir kısım Müslümanların acımaması doğru mudur?
Hele hele 'Otoriteden izin alın, başkaldırmayın. İsrail Onay'ı almadan hareket etmek, otoriteye başkaldırıdır.' Cümlesi. Böyle bir cümleyi hiç bir şeyden haberi olmayan eçhel biri söylese anlardık..
Ama İslamî kesimden bazıları söyleyince azda olsa şaşırdık. Bu sözlere doğrusu çok üzüldük, inşALLAH bu haber yanlıştır, temennisinde bulunduk. Fakat ne yazıkki gerçekmiş. İşte Dinler arası diyalog semeresi...
İslam dini terörü kabul etmez. Müslümanların, din düşmanlarını dost ve velî edinmelerini kabul etmez. Müslümanların kâfirlere benzemesini kabul etmez. İslam dini, Allah katında tek hak din olduğu konusunda müşareket yani ortaklık kabul etmez.
Siyonist ideoloji Museviliğe bile zıt ve aykırıdır. İslam dini, Müslümanların Siyonistlerle ittifak ve işbirliği yapmalarını uygun görmez. İslam'ı ve Müslümanları yeryüzünden kazımak isteyen aşırı ve militan Evangelistlerle işbirliği yapılmasına İslam izin vermez.
Buna rağmen ülkemizdeki bazı kimselere göre Siyonistler de ehl-i necat ve ehl-i cennetmiş... FesubhanALLAH! Cennet senin babanın çiftliği mi ki, açmışsın kapısını içine kefereyi dolduruyorsun?
Hz.Peygamber (S.A.V.) Efendimizi inkâr ediyorlar... Kur'an-ı Kerim'i kabul etmiyorlar... İslamı hak din olarak görmüyorlar... Müslümanları ehl-i necat ve ehl-i Cennet kabul etmiyorlar...
Filistin halkına kan kusturuyorlar ve Cennetlik oluyorlar. Tekrar FesubhanALLAH!..


Mehmet Talü

araştırmacı yazar