Kuranı kapatın, kadını açınemrini uygulamaya devam


Az ve öz konuşma sanatı herkesin yapabileceği bir iş değildir.
İşlerin en zorudur.
Bazı konuşmacılar vardır, saatlerce konuşur, bir tek Türkçe dil bilgisi hatası yapmaz, seçtiği kelimeler, kurduğu cümleler kurala uygun, kulağa çok hoş gelir ama hiçbir şey söylemez.
İlk defa dinlemişseniz çok beğenirsiniz ama devamlı o konuşmaya başlarsa bıkkınlık meydana getirir.
Bazı insanlar vardır ki, bir kitap oluşturacak raporunu iki cümleyle açıklayıverir.
Mesela, Osmanlı'yı yıkma ve dünya siyasetindeki etkisini yok etme çalışmaları yapılırken depolar dolduracak askeri siyasi raporlar yazılmış ama İngiltere Lordlar Kamarasında bir Lord, "Kur'an'ı kapatın, kadını açın" diyerek dört kelimelik bir rapor sunuyor.
Cephelerde kaybettiklerimizin bir kısmını geri kazanmışız ama bu rapor yürürlüğünü devam ediyor.
Kur'an kapalı tutulmaya, kadını açmaya dair uygulanan rapor yürürlüğünü devam ettiriyor.
Dün akşam ziyaretime gelen Ege bölgesinin küçük kasaba sakinleri, cami imamının 12 yaşından küçük çocukların camide Kur'an dersi almasına kanuni yasak nedeniyle okutmadığını anlattılar.
Lord geberip gitmiş ama raporu yaşamaya ve Müslümanlar tarafından yaşatılmaya devam ediyor.
Ve bu raporu yürürlükte kılmak için çıkan kanunu koruma ve değiştirmeme konusunda yapılan hizmetlerden de sevap bekleyenler var.
Bu konuda sevap bekleyenlerden mazeret üretme merkezlerinin depolar dolusu konuşması ve yazışmaları vardır ama kör düğümü çözen Sezar'ın kılıcı gibi dört kelimelik bir teklif "Kur'an açılsın, isteyen kadın kapansın" getirilse ve uygulansa dil dökmekten, dil dökerken kaybedilen kimlik ve kişilikten daha iyi olurdu.
Bu sütunlarda aynı kanuna bağlı olduğu halde ayrı hareket eden yöneticilerden birçok örnek vermiştim.
İmamların asli görevinin cemaati dini konularda bilgilendirmek olduğunu kanunda cemaatin yaşı konusunda açıklık olmadığını, beş yaşındaki çocukların da cemaat olduğunu ve bunlara dini bilgi vermek imamın görevi olduğunu her sene Mayıs ve Haziran aylarında tekrarlamama rağmen hâlâ tembelliğini kapatmak için bu kanunu öne süren din görevlileri var.
Cumhuriyetin ilk yıllarında harf inkılabı sonrasında Türkiye'yi ziyaret eden bir araştırmacının Türkiye raporu da çok kısa, az ve öz cümlelerden meydana gelir.
Türkiye'de eğitimi özetlerken "İstanbul Üniversitesi'nin kapısının üzerinde bir yazı var. O yazıyı okuyabilenleri içeri almıyorlar. Üniversitede okuyanlar da o yazıyı okuyamıyor." diyor.
Hafızası olmayan robotlar ülkesine dönüştürmek için yapılan bütün çalışmalarda hiçbir kusur yapmamışlar ama bu Milletin iman ettiği dinin özelliklerini bilmemeleri nedeniyle yaptıkları bütün çalışmalar istedikleri hedefe ulaşmayı engelledi.
Batılı din psikolog ve sosyologları, İslam dinini Hıristiyanlık ve Yahudilik üzerine yapılmış çalışmalar üzerinden değerlendirdikleri için yanıldılar.
Geceleri parlayan ateş böceklerinin ışıltısıyla güneşi eşit kabul eder gibi Hıristiyan azizlerinin yazdığı kitaplarla Allah'ın indirdiği Kur'an'ı aynı kabul ettikleri için yanıldılar.
Az ve öz konuşmada sevgili Peygamberimiz birinci sıradadır.


Mahmut Toptaş

araştırmacı yazar