Yaşlıların hidayeti


İman enerjisi ile bedeni tazelik arasında sürekli bir alâka olduğundan tıbbi mânâda genç olanlar aksiyonlar adına ümit bağlamaya daha lâyıktırlar.
Peygamberimiz Efendimiz,
"Bedenleriniz sizin bineklerinizdir, onlara iyi bakınız..." buyururken bu gerçeğe ışık tutmuştur. Bedeni anlamda genç olmanın da büyük değeri vardır.
Gençlik, insan toplumlarının yarını demektir. Gençlik kadrolarınız ne ise, istikbâliniz odur.
Peygamberimiz Efendimiz, Peygamberliğinin daha başlangıcında gençlere kucak açmıştı. İlk tebliğ, ilk sesleniş ile birliktelikte Hz. Peygamberin çağrısına cevap verenlerin büyük bir kısmı otuz yaşın altındaydı. Ve onlar İslâm'ı yaymak için canla başla çalışan idealist gençlerdi. İslâm'ın gençleri arasında:
Hz. Ali (r.a.) 10 yaşında,
Hz.Zeyd bin Harise (r.a.) 15 yaşında,
Hz. Talha (r.a.) 17 yaşında,
Hz. Abdullah bin Mesud (r.a.) 16 yaşında,
Hz. Abdullah bin Ömer (r.a.) 13 yaşında,
Hz. Zübeyr bin Avvam (r.a.) 16 yaşında,
Hz. Musab bin Umeyr (r.a.) 18 yaşında,
Hz. Osman bin Afvan (r.a.) 24 yaşında,
Hz. Ebu Huzeyfe (r.a.) 30 yaşında,
Hz. Ebu Ubeyde bin Cerrah (r.a.) 31 yaşında olarak Efendimizin ilk çağrısında O'nun yanında yer aldılar.
Mekke müşriklerinden bunalıp Taif'e giden Resul-i Kibriya (SAV) orada da taşlanınca:
"-Allah'ım! Kavmime azab etme, bunların gençlerine hidayet nasib et.
Gençleri, yaşlıların hidayetine vesile kıl..." diye duâ etti.
Orada genç bir köle Peygamberimiz Efendimiz'e üzüm ikram edip Taif'te ilk iman eden kişi oldu.
Hadis'te Allah'ın huzurunda zamandan sorgulanacağımız haber verilmiştir:
"Kıyamet gününde 4 şeyden sorulmadıkça kişi yerinden kımıldatılmayacaktır:
1-Ömrünü nerede tükettiğinden,
2-Gençliğini nerede harcadığından,
3-Malını nerede kazanıp nereye harcadığından,
4- İlmiyle/bildikleriyle amel edip etmediğinden."
İnsan umum olarak ömründen, özel olarak gençliğinden sorumlu tutulacaktır...
Hz. İbrahim Aleyhisselâm gençliğimizin örnek alacağı Peygamberlerimizden birisidir. Hz. İbrahim Kur'ân'da fetâ(=yiğit) olarak tanıtılır. Babası Nemrut aleyhillanenin yakınlarındandı. Hz. İbrahim, Nemrut'un zulmüne başkaldırmasa bir eli yağda bir eli balda yaşayıp gidecekti. Ama O, insanlığın onurunu kurtarmak, insanın hayvanlardan daha aşağı düşmesine engel olmak için Nemrut'a başkaldırdı.
Bu dünyada Nemrut'luk taslayanlara başkaldıranlar bir çok musibetlerle karşılaşırlar ama sonu gelmez senelerde cennetin nimetlerini kazanırlar. Ayrıca, kıyamete kadar "put insanlar"a başkaldıran hürriyet sevdalılarına önder olurlar. Müslüman gençlik vasfı budur işte... Gençlerimize duyurulur...





Mevlüt Özcan

araştırmacı yazar