işkenceyle ile abad olunmaz


Bu gidiş gidiş değil. Yanınızda bazı destek verenler bulabilirsiniz. Ama hiçbir zaman hak yerde kalmaz. Zira o bombaların altında ölen çocukların ahı yerde kalmayacaktır, o savunmasız kadınların, annelerin ahı, o gözyaşları yerde kalmayacaktır. Muhakkak o gözyaşlarında zulmedenler boğulacaktır. "Zulm ile âbad olunmaz. Alma mazlumun ahını, çıkar aheste aheste." Ben buna inanıyorum.
Tarih sizi şu yaptıklarınızla 'insanlığa bir kara leke düşürdünüz' diye yargılayacak. Biz, dedeleriniz kovulduğu zaman sizi bu topraklarda misafir eden Osmanlı'nın torunları olarak konuşuyoruz. Her zaman mazlumun yanında olduk. İki yıldır 'Gazze adeta bir toplama kampı gibi kendi kaderine terk edildi. Gazze'deki zulümler İsrail'i yakacaktır. Gereken yardımı, emr-i bil-mârufu ve nehy-i anil-münkeri yapmadığımız için bizi de...
Evet biz vazifemizi yapmadık, yapamadık. İslâm'ın emr-i bil-mâruf ve nehy-i anil-münker farzı böyle eda edilmez. Bekleyin... Öyle bir musibet ki, o sadece kötülerin üzerine gelmez, topyekûn gelir. Kurunun yanında yaş da yanar. Ey duyarsız müslümanlar!.. Sıranızı bekleyin. Bugün onlara, yarın bize... Men dakka dukka... Şu bir buçuk milyarlık İslâm dünyasında bir Selahaddin yok mudur? Vardır elbette. Onu niçin bulup başımıza geçirmiyoruz?
Muhterem okuyucu!..
Gazze katliamına karşı ağlamaktan ve protesto etmekten başka bir şey yapabiliyor muyuz?
Gerçekten çok âciz vaziyetteyiz.
Lakin her şeye rağmen yapabileceğimiz işler, iyilikler, hayırlar vardır.
İlk işimiz itikadımızı tashih etmek olmalıdır. Kur'ân-ı Kerim'e ve Sünnet'e uygun doğru itikat.
İkinci iş hemen beş vakit namaza, henüz kılmayanların başlamasıdır.
Üçüncü iş cemaattir.
Dördüncü iş tefrikayı, hizipçiliği, fırkacılığı bırakmak ve birlik olmaktır.
Beşinci iş lüksü, sefahati, aşırı tüketimi, gösterişi, saçıp savurmayı bırakıp İslâm'ın kanaat prensibine göre yaşamaktır.
Altıncısı Ümmet'in bilge kişilerine kurtuluş plan ve programları hazırlatıp bunları hayata tatbik etmektir.
Yedincisi Kur'ân-ı Kerim'in, Sünnet'in, İslâm'ın yasak kıldığı, kötülediği bütün ahlâksızlıkları, hıyanetleri terk ederek Hz.Peygamber (S.A.V.) efendimizin ahlâkı ile ahlâklanmaktır.
Sekizincisi, bize dünyada ve ahirette yük olan âtıl servetlerimizi tasfiye etmektir.
Dokuzuncusu emr-i mâruf ve nehy-i münker yapmaktır. Her Müslüman kendi kapasitesine ve derecesine göre.
Onuncusu, cihad fi sebilillah ruhuna ve şuuruna tekrar sahip olmaktır.
Onbirincisi Kur'ân-ı Kerim'e, Sünnete, icmâ-i ümmete kesinlikle aykırı olan her türlü bid'atlerden uzak durmak, bunlarla mücadele etmektir.
Yirminci asırda dünya iki büyük savaş felâketi gördü... Üçüncüsünün ayak sesleri işitiliyor... Gafil olmayalım, yan gelip yatmayalım...Oh kekâh hayatı sürmeyelim...
ALLAH'ın rızası dairesi içinde bulunmak en büyük korunma tedbiridir.
Dünya altüst olunca ısınmak için doğalgaz bulunmayacak, otomobiller yakıtsız kalacak, ekmek ve yiyecek tedarik etmek güçleşecek, su sıkıntısı çekilecektir.
"Böyle durumlarda çoluk çocuğumla 150 bin dolarlık cipime biner, güneyde Şeddadiye mahallesindeki saray yavrusu lüks yazlığıma çekilir lordlar gibi yaşarım..." kuruntusuyla avunanlar aldanıyorlar. Çünkü oraya nasıl gidecekler, hiç düşünmüyorlar?..


Mehmet Talü

araştırmacı yazar